8 Mart geldi mi Türkiye’deki spor kulüpleri ve federasyonlar sosyal medyada aynı yarışa giriyor. En duygusal video kimden gelecek? En etkileyici mesajı kim yazacak? Kim daha fazla “kadınların gücü”, “eşitlik”, “ilham” kelimesini kullanacak?

Timeline’lar doluyor.

Görseller hazırlanıyor.

Sloganlar sıralanıyor.

Ama sonra insanın aklına basit bir soru geliyor:

Peki bu kulüplerin ve federasyonların yönetim kurullarında kaç kadın var?

Cevap çoğu zaman utandırıcı derecede basit: Yok.

Türkiye’de spor federasyonlarının yönetim kurullarına baktığınızda kadınların oranı çoğu zaman %10’un bile altında. Bazı federasyonlarda tek bir kadın yönetici bulunuyor. Bazılarında ise hiç yok.

Futbol tarafı ise daha da çarpıcı.

Süper Lig kulüplerinin yönetim kurullarını açıp bakın. Onlarca isim görürsünüz. Başkanlar, başkan vekilleri, yöneticiler…

Ama o listelerde kadın isimleri çoğu zaman ya bir tane ya da hiç yok.

Yani spor dünyası 8 Mart’ta kadınları alkışlıyor ama kararların alındığı masaya gelince sandalye bırakmıyor.

İşin ironik tarafı şu:

Türkiye’ye son yıllarda uluslararası spor başarılarını getirenlerin önemli bir bölümü kadın sporcular.

Olimpiyat madalyaları, Avrupa şampiyonlukları, dünya dereceleri…

Voleybolda, boksta, tekvandoda, güreşte, atletizmde Türkiye’nin bayrağını dünyada dalgalandıran isimlerin çoğu kadın.

Yani sahada ülkeyi temsil eden kadınlar var.

Ama yönetim masasında karar verenler neredeyse tamamen erkek.

Sosyal medyada paylaşım yapmak kolaydır. Bir görsel hazırlarsınız, altına birkaç güçlü kelime yazarsınız, olur biter.

Ama gerçek eşitlik orada ölçülmez.

Gerçek eşitlik şu sorularda ölçülür:

  • Yönetim kurulunuzda kaç kadın var?

  • Karar mekanizmalarında kadınlar gerçekten söz sahibi mi?

  • Kadın sporuna ayrılan bütçe ne kadar?

Bu soruların cevapları ortadayken her 8 Mart’ta atılan mesajların çoğu ne yazık ki iyi hazırlanmış birer vitrin çalışması gibi duruyor.

Türkiye’de spor yönetiminin temel problemi mesaj eksikliği değil.

Zihniyet eksikliği.

Kadın sporcular sahada başarı getirirken, tribünlerde kadın taraftar sayısı artarken, spor medyasında kadın gazeteciler çoğalırken…

Sporun yönetim katı hâlâ eski alışkanlıklarını koruyor.

Ve bu tablo değişmediği sürece 8 Mart’ta paylaşılan bütün mesajlar aynı soruyla karşılaşmaya devam edecek:

Kadınlar sporda gerçekten eşit mi, yoksa sadece yılda bir gün hatırlanan bir slogan mı?