Cuma günü altın ve gümüşte yaşanan düşüş, piyasa tarihine geçti.
Gümüş bir günde yüzde 31 değer kaybetti. Bu, 1980’den bu yana görülen en sert günlük düşüştü.
Altın da ons başına yaklaşık yüzde 11 gerileyerek dolar bazında tarihinin en büyük tek günlük kaybını yazdı. Rakamlar ürkütücüydü, ekranlar kırmızıydı, yorumlar da aynı hızla karardı.
Ama bu düşüşe üzülmemek gerekiyor. Çünkü yaşanan şey, değerli madenlerin hikâyesinin sonu değil; aksine neden yükseleceklerini daha berrak biçimde anlatan bir ara durak.
★★★
Bu sert satışın nedeni, altın ya da gümüşün “gereksiz” hâle gelmesi değil. Tam tersine, tamamen para politikası beklentilerinden kaynaklanan kısa vadeli bir sarsıntıydı.
ABD’de Merkez Bankası’nın daha sıkı bir çizgiye dönebileceği algısı, doları güçlendirdi. Ay sonuna denk gelen bu beklenti, kısa vadeli fonların aynı anda pozisyon kapatmasına yol açtı. Küçük hacimli metal piyasasında bu tür toplu çıkışlar her zaman sert olur.
Ama asıl mesele burada başlıyor. Altın ve gümüş artık sadece para korkusunun değil, teknolojik zorunluluğun metali.
Dünya son iki yıldır eşi benzeri görülmemiş bir altyapı hamlesi yapıyor. Yapay zekâ, veri merkezleri, bulut sistemleri, çip fabrikaları ve bellek üretimi… Bunların hiçbiri soyut kavramlar değil. Hepsi fiziksel, ağır ve metal tüketen yatırımlar.
Bugün büyük ölçekli bir veri merkezi kurmak, sadece yazılım lisansı almak anlamına gelmiyor; binlerce ton bakır, yüzlerce kilogram gümüş ve mikro ölçekte ama kritik miktarda altın tüketmek demek.
★★★
Bir noktada durup şunu hatırlamak gerekiyor.
Gümüş, bilinen metaller arasında elektrik iletkenliği en yüksek olanı. Yani aynı elektrik akımını, en az kayıpla taşıyan metal. Bu özellik, onu veri merkezlerinden güneş panellerine kadar birçok kritik teknolojide vazgeçilmez kılıyor.
Bakır gibi alternatifler teoride mümkün olsa da aynı performansı aynı boyutta ve aynı verimle sağlayamıyor. Bu yüzden gümüş, yüksek teknoloji altyapısında bugün için gerçek anlamda ikamesi olmayan bir metal.
Altın, paslanmayan ve sinyal kaybı yaratmayan yapısıyla gelişmiş çiplerin bağlantı noktalarında vazgeçilmez
DRAM ve ileri bellek üretiminde kullanılan altın, kasada saklanan bir varlık değil; çipin içine mikron düzeyinde gömülen bir hammaddedir. Bu altın, paslanmadığı ve sinyal kaybı yaratmadığı için tercih edilir. Ancak üretim sürecinde harcanan bu altın, çoğu zaman ekonomik olarak geri kazanılamaz.
Bakırı bu tabloya eklemeden resim tamamlanmıyor. Çünkü yapay zekâdan veri merkezlerine, elektrikli araçlardan şarj altyapısına kadar tüm sistemlerin ana damarı bakır. Büyük bir veri merkezi, sıradan bir binaya kıyasla kat kat fazla bakır tüketiyor. Uluslararası projeksiyonlar, önümüzdeki yıllarda bakır talebinin mevcut üretimin milyonlarca ton üzerine çıkacağını gösteriyor.
Yeni madenlerin devreye alınması ise en az on yıl alıyor. Yani altın ve gümüşte olduğu gibi, bakırda da dünya hızla tükettiği bir metali aynı hızla üretemiyor.
Bu yüzden talep artışı geçici değil, yapısal.
★★★
Dünya genelinde yıllık altın üretimi yaklaşık 3 bin 500 ton seviyesinde ve son 10 yıldır anlamlı bir artış yok. Gümüşte yıllık üretim yaklaşık 25 bin ton civarında; sanayi talebi bu rakamı neredeyse bire bir tüketiyor. Yeni bir maden sahasının keşiften üretime geçmesi 10 ila 15 yıl sürüyor. Bakırın “üretime katılması” (yeni bir bakır madeninin keşiften ilk ticari üretime geçmesi) ortalama 16-18 yıl sürüyor.
Çevresel izinler, finansman maliyetleri ve jeopolitik riskler, bu süreci daha da zorlaştırıyor.
Bu yüzden büyük madencilik şirketleri yeni sahalar açmak yerine mevcut sahaları derinleştiriyor. Çünkü yeni arz yaratmak pahalı, yavaş ve politik olarak riskli.
★★★
Öte yandan talep cephesi durmuyor.
ABD ve Avrupa veri merkezi yatırımlarını hızlandırıyor.
Çin çipte sadece konuşmuyor, sayılarla büyütüyor. Dünyada en çok kullanılan 28-65 nanometre sınıfı çiplerde Çin’in payı 2020’de %18 iken 2023’te %31.5’e çıktı.
Çin’in çip üretimini büyütmek için start verdiği “Big Fund” şirketi 344 milyar yuan, yani 47.5 milyar dolar sermayeyle kuruldu. Bu kadar yarı üretken çip fabrikası; daha fazla üretim, daha fazla veri merkezi, daha fazla elektrik altyapısı demek.
Körfez ülkeleri, petrol sonrası döneme hazırlanırken teknolojik altyapıya milyarlarca dolar aktarıyor.
Abu Dabi’nin iki yatırım fonunun ayrı ayrı 1.1 trilyon dolar ve 327 milyar dolar ölçeğinde olduğu bir zeminde, 100 milyar dolarlık bir AI yatırımı yapıyor. Microsoft tek başına Birleşik Arap Emirlikleri’ne 15.2 milyar dolarlık AI/bulut/veri merkezi harcaması planlıyor ve 200 MW yeni kapasite açıklıyor.
Suudi Arabistan 100 milyar dolarlık yapay zekâ ekosistemi hedefinden söz ediyor.
Katar da 3 milyar dolar başlangıçlı veri merkezi platformuna giriyor.
★★★
Yani dünya aynı anda metal tüketimini artırıyor ama metal üretimini artıramıyor.
Cuma günü yaşanan düşüş bu yüzden bir “çöküş” değil, bir reset. Aşırı yükselmiş fiyatlar kısa vadeli oyuncuları dışarı attı.
Ama yapay zekâ yatırımları iptal edilmedi, veri merkezleri durmadı, çip fabrikaları sipariş kesmedi.
Sonuçta altın ve gümüş artık sadece kasalarda saklanan varlıklar değil.
Sunucularda, çiplerde, kablolarda ve panellerde çalışıyorlar.
Ve dünya, bu metalleri her geçen gün biraz daha hızlı tüketiyor.
Arz yetişemiyorsa, fiyat da uzun süre aşağıda kalmaz.