Sıcak yaz günlerinin sonuna yaklaşıyoruz. Kış ayları enerji maliyetleri açısından zorlu geçer. Bu kışın öncekilere göre çetin geçeceğinin sinyalleri şimdiden verilmeye başlandı. Enerji piyasalarındaki küresel dalgalanmalar ve bunun bütçe üzerindeki maliyetlerinin önümüzdeki günlerde vatandaşa daha fazla yansıtılması söz konusu olabilecek. Bu ise vatandaşın ısınma faturasının cepleri yakacağı anlamına geliyor.
Bütçe mekanizmaları ile vatandaşa tam olarak yansıtılmayan enerji fiyat artışları, yüksek bütçe açıklarının yaşandığı ortamda artık kırmızı alarm veriyor. Bunun anlamı, bu kış kaloriferlerden ziyade ceplerimizin de fena yanacağıdır.
Kamunun bugüne kadar enerji fiyatlarındaki artışı nihai tüketiciye doğrudan yansıtmamak için BOTAŞ ve Elektrik Üretim A.Ş.’ye bütçeden “görevlendirme gideri” ödemeleri söz konusudur. Bu iki kurumun, piyasa fiyatına göre daha düşük bedelle arz ettiği doğalgaz ve elektrik için bütçeden yüzlerce milyar lira ödeme alması söz konusudur.
1 trilyon lirayı aştı
Tarihsel sürece baktığımızda bu iki kuruma yapılan görevlendirme gideri ödemeleri bütçede çok ciddi tutarlara erişmiş bulunmaktadır. 2021 yılında EÜAŞ’a hiç görevlendirme gideri ödenmezken, BOTAŞ’a 19 milyar TL ödenmişti. Küresel enerji krizinin derinleştiği 2023’te iki kuruma yapılan görevlendirme gideri ödemesi 151.6 milyar TL’ye fırladı. 2024 yılında 279.7 milyar TL’ye ulaşan fatura, 2025 yılına geldiğimizde ise astronomik bir seviyeye çıkarak EÜAŞ için 236.4 milyar TL, BOTAŞ için ise 155 milyar TL olmak üzere toplamda 391.4 milyar TL gibi ciddi bir tutara ulaştı.
İçinde bulunduğumuz 2026 yılının sadece ilk yedi ayında (Ocak-Temmuz) ise bütçeden EÜAŞ’a 108.58 milyar TL, BOTAŞ’a ise 83 milyar TL olmak üzere toplam 191.58 milyar TL aktarıldı. 2021’den bu yana geçen yaklaşık 5.5 yılda bu iki kuruma ödenen toplam görevlendirme giderinin 1 trilyon TL sınırını aşmış olması, durumun boyutunu tek başına özetliyor.
Bütçede ciddi zorluk yaşanıyor
Peki, maliye yönetimi bu yükün bütçeden karşılanmasına devam edecek mi? Bize göre, maalesef hayır.
Yılın ilk yedi ayındaki bütçe açığı şimdiden 1.3 trilyon TL sınırına dayanmış durumda. Aynı dönemde bütçeden yapılan faiz ödemeleri ise tam 1.7 trilyon TL’ye ulaştı. Yıl sonu bütçe açık hedefinin 2.7 trilyon TL olduğu göz önüne alınırsa, maliye yönetiminin hareket alanının ne kadar daraldığı ve bütçe imkanlarında ciddi zorluklar yaşandığı ortada.
Üstelik bütçedeki açıklar sadece harcama tarafıyla sınırlı değil; gelir tarafında da ciddi bir erozyon var. Akaryakıt ürünlerinde uygulanan eşel mobil sistemi nedeniyle devletin bu ürünlerden elde ettiği ÖTV gelirleri mart ayından bu yana olması gereken seviyeye göre yaklaşık yüzde 90 oranında azaldı. Bu durum, bütçede her ay yaklaşık 40-50 milyar liralık ek bir vergisel maliyet, yani doğrudan gelir kaybı anlamına geliyor.
Diğer taraftan, küresel konjonktür de işimizi zorlaştırıyor. İran-ABD arasındaki askeri ve siyasi gerilimler, petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı yönlü tetikliyor. Türkiye’nin elektrik üretiminde doğalgazın payının son derece kritik olduğu düşünülürse, ithal enerji maliyetlerimizdeki her artış, EÜAŞ ve BOTAŞ’ın üzerindeki yükü daha da katlayacak.
Elbette dışarıdaki bu küresel riskler oldukça önemli ancak her şey dış etkenlerden ibaret değil. İçeride de her gün adeta birer rutin haline gelen siyasi operasyonlar ve hukuki güvensizlik ortamı, ekonomide dezenflasyon sürecinin bir türlü hayata geçirilememesine yol açıyor. Güven iklimi tesis edilmeden günü kurtaran finansal ve siyasi manevralara odaklanılması, rasyonel bir dezenflasyon programının zemin bulmasını engelliyor.
Dolaylı zam yapılabilir
Mevcut bütçe dengelerini tutturmak ve yıl sonu hedeflerinden sapmamak adına maliye yönetiminin önündeki en kolay seçenek: Mevcut enerji sübvansiyonlarını azaltmak gibi gözüküyor. Bu azaltmanın ise doğrudan zam yapmak yerine daha “dolaylı” bir yöntemle yapılması kuvvetle muhtemel. Yani, sübvanse edilen elektrikte kilovatsaat (kWh) veya doğalgazda metreküp sınırları aşağı çekilecek. Vatandaş, temel ihtiyaç sınırını aşan her tüketim birimi için faturayı doğrudan piyasa fiyatı üzerinden ödemek zorunda kalacak.
Sonuç olarak, bütçeden doğalgaz ve elektriğin sübvansiyonu için yapılan ödemelerin kısılması, içerideki dezenflasyon tıkanıklığı ve küresel enerji kıskacı bir araya geldiğinde, bu kış ısınmanın maliyeti faturalarda çok daha ağır hissedilecek. Kombiyi her çalıştırdığımızda, bütçedeki açığın faturasını doğrudan kendi ceplerimizde ödeyeceğimiz zorlu bir kış kapımızda.