Özgür Özel ve arkadaşları âdeta çırpınıyor ve diyor ki:
“Ülkeye yazık etmeyin. Hemen Kurultay’a gidelim!”
Meydanlarda toplanan muhteşem kalabalıklar da aynı şeyi istiyor.
Haklılar... Adalet de, vicdan da, yasalar da CHP’deki sorunun “Büyük Kongre” olan Kurultay’da çözüleceğini gösteriyor.
Peki, CHP’nin başına kayyum olarak getirilen Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Kurultay’a gider mi?
Hiç kimse boş yere umutlanmasın.
Kılıçdaroğlu kesinlikle Kurultay’a gitmez ve yerleştiği koltuktan kalkmaz.
Halk, onun görevinin iktidara yürüyen CHP’yi frenlemek, partinin gelişmesini önlemek olduğunu düşünüyor. Bunu bana gelen mesajlardan anlıyorum.
Zaten, onu o makama oturtanlar da “Kurultay” istemezler.
Tüm güçleriyle CHP’nin bölünüp güç kaybetmesinin peşindeler.
★★★
Bir vakitler, zarif, düzgün, dürüst siyasetçi olarak tanıdığımız Kılıçdaroğlu’ndaki değişim müthiş...
Onu şimdi başka bir rolde görüyoruz. İktidarın oyununa geldiğinin farkında değil belki de...
Hele onun bir basın danışmanı var ki, evlere şenlik!
Sebep olduğu skandal herhalde siyasi tarihimize geçecek!
Özgür Özel ve arkadaşlarına çamur atmak için CHP Genel Merkezi’nin önüne 2 lüks Mercedes koyup, üzerlerine “Haram paraile alındığını” yazması süpersonik saçmalıktı.
O iftira ters tepip iki otomobilin de Kılıçdaroğlu dönemine ait olduğu ortaya çıkınca ne oldu? Özgür Özel büyük puan kazandı.
★★★
Yarım yüzyıldır siyasi olayları izliyorum.
Bunca yıllık tecrübemle düşüncem odur ki, parti bölünürse “Kılıçdaroğlu’nun CHP’si” genel seçimlerde yüzde 7’lik seçim barajının altında kalır ve 1999’da olduğu gibi Meclis’e bile giremez!
CHP’nin Meclis’e giremeyeceğini 18 Nisan 1999 seçiminden önce İnal Batu’nun Salacak’taki evinde verdiği davette CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın yüzüne karşı söylemiştim, inanmamıştı.
Seçimden sonra benden özür diledi. CHP yüzde 8.71 oyla yüzde 10’luk seçim barajının altında kalıp Meclis’e girememişti.
Şimdi aynı şeyi Kılıçdaroğlu’na söylüyorum. Onun yöneteceği CHP Meclis’e bile giremez! İktidarın kendisini neden desteklediğini sanıyor ki?
★★★
Aslında şu saatten sonra biz ne desek boş! Bunun farkındayım.
Hukuktan, adaletten, hakkaniyetten, demokrasiden, boşuna bahsediyoruz.
Artık, hukukun ve demokratik kuralların geçerli olmadığı bir Türkiye’de yaşıyoruz. Sonuçta fatura yine millete çıkacak.
Gerçi faydası olmayacak ama ben yine de, henüz yol yakınken tüm siyasileri (özellikle Kılıçdaroğlu’nu) “Aklı selime” davet ediyorum.
Ne olur ülkeye bu kötülüğü yapmayın!!
AKP’nin kahramanı (!)
Bakıyorum da, CHP’nin “Kayyum Başkanı” Kılıçdaroğlu, iktidar yandaşı televizyon ve gazetelerin gözbebeği haline geldi.
Daha önce tek satır yazmadıkları, hatta selam bile vermedikleri Kılıçdaroğlu’nu şimdi manşetlere taşıyorlar.
İktidarın yayın organı TRT’deki değişim de müthiş. Eskiden bir dakika bile ayırmadığı Kılıçdaroğlu şimdi kıymetlisi oldu. Ona uzun uzun yer veriyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, geçen hafta kocaman afişler bastırmış, üzerine “Kahraman Kemal” diye yazdırmıştı ya... Ben de “Ne yaptı ki, kahraman oldu? Savaş mı kazandı? Bir kale mi fethetti?” diye sormuştum. Bedavadan kahramanlık olmaz ki...
Şimdi anladım...
AKP medyasının kahramanı olmuş meğerse! CHP’li belediye başkanlarını rüşvetle, FETÖ’cülükle, hırsızlık ve yolsuzlukla suçladıkça onu yere göğe sığdıramıyorlar!
Sabah, Akşam, Akit, Yeni Şafak, Takvim ve Türkiye gazeteleri, hepsi manşetlerine aldı Kahraman Kemal’i(?)
Kemal Kılıçdaroğlu acaba “Yahu, bunlar beni neden bu kadar sevmeye başladılar? Neden böyle pohpohluyorlar?” diye hiç düşünmüyor mu?
GÜNÜN SÖZÜ
Bir avuç para, iki avuç gerçekten daha güçlüdür!