Bütçede son dört ay sendromu

Türkiye’de Merkezi Yönetim Bütçesinin ilk sekiz ayı, bahardır, güllük gülistanlıktır. Son dört ay ise çetin kıştır, kardır, borandır.

Ne demek istediğimi verilerle açıklayayım.

İlk sekiz ay verileri yanıltıcı oluyor

2026 Ocak-Ağustos döneminde Merkezi Yönetim Bütçesi 1 trilyon 308 milyar lira açık verdi. Faiz dışı denge ise 680 milyar lira fazla verdi.

680 milyar lira faiz dışı fazla muazzam bir sonuç.

İlk bakışta “mali disiplin sağlanıyor” demek mümkün.

Nitekim Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, temmuz ayı sonuçlarını değerlendirirken “mali disiplini koruyoruz” dedi. Ocak-Temmuz döneminde faiz dışı fazlanın geçen yılın aynı dönemine göre 228 milyar lira artarak 470 milyar liraya ulaştığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da ağustos ayında bütçe açığının ve cari açığın “yönetilebilir seviyelerde” olduğunu söyledi.

Bunlar elbette önemli.

Ancak bütçede yalnızca ilk sekiz aya değil, son dört aya da bakmak gerekiyor.

Çünkü Türkiye’de bütçe performansının belirleyici bir özelliği var: Yükün yılın son dört ayına binmesi.

Gerçekler son dört ayda ortaya çıkıyor

Aşağıdaki tabloda bir yılda oluşan bütçe açığının yüzde kaçının son dört ayda yoğunlaştığı gösteriliyor.

Tablonun söylediği aslında çok basit: İlk sekiz ayın bütçe fotoğrafı, yılın tamamını hiçbir şekilde yansıtmamaktadır.

2022 yılı bunun en çarpıcı örneği. İlk sekiz ayda bütçe 33.1 milyar lira fazla vermiş olmasına rağmen son dört aydaki açık 175.8 milyar lira oldu. Böylece yıl sonundaki toplam bütçe açığı gerçekleşmesi olan 142.6 milyar liralık açığın %123.2’si sadece dört ayda verildi. İlk sekiz ayda fazla veren bütçe son dört ayda muazzam açıkla yılı kapattı. Ak ile kara gibi birbirinden tamamen farklı sonuç ortaya çıktı.

2026’da da benzer bir zamanlama riski var.

İlk sekiz ayda oluşan 1 trilyon 308 milyar liralık açık, yıl sonu bütçe tahmini olan 2 trilyon 713 milyar liranın yalnızca yüzde 48.2’si.

Başka bir ifadeyle, yılın kalan dört ayında yaklaşık 1.4 trilyon liralık daha bütçe açığı oluşması öngörülüyor. Yani önümüzdeki dört ayda verilmesi muhtemel bütçe açığı geçmiş sekiz ayın tamamından daha fazla olacak.

Peki neden böyle? Ertelenen ödemeler, yıl sonuna kalan harcamalar ve kullanılmayan ödeneklerin yıl bitmeden harcanması gibi bürokratik hastalıklar, ilk sekiz ayda ortaya çıkan olumlu görüntünün son dört ayda hızla değişmesine neden oluyor.

Kısacası ilk sekiz ay bahar, son dört ay ise bütçenin gerçek sınavıdır.

Üstelik bu yıl gelir tarafında da bazı riskler bulunuyor.

Jeopolitik gelişmeler nedeniyle petrol fiyatlarında yaşanan sert hareketler, Türkiye’nin akaryakıt vergilerini de etkiliyor. Eşel mobil uygulamasının ilk iki ayındaki maliyetinin 90 milyar lira olduğunu açıklayan Bakan Şimşek, benzer koşulların yıl boyunca sürmesi halinde etkinin yaklaşık 600 milyar liraya ulaşabileceğini söylemişti. Eşel mobilden yapılan geri adımlarla bu fatura biraz aşağı çekilse de azımsanmayacak tutarda olacağı kesin.

Bir başka belirsizlik de fon krizi.

SPK’nın açıklamasına göre yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildi ve bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Bu sürecin kamu bütçesine ne kadar maliyet getireceğini bugünden söylemek mümkün değil. Ancak kamu tarafından ilave bir kaynak aktarılması gerekirse bunun bütçeye ayrıca yük getireceği de açık.

Bu durum ekonomi bürokrasisi tarafından da çok iyi biliniyor. Ama olsun, ilk sekiz ay “mali disiplin”, “tasarruf”, “olumlu bütçe gerçekleşmeleri” üzerinden pembe tablo çizilmesine imkân veren bu fırsatı, sonuna kadar kullanıyorlar.

Bu nedenle, Bakan Şimşek’in mali disiplin vurgusu ve Cevdet Yılmaz’ın bütçe açığının yönetilebilir seviyelerde olduğu yönündeki değerlendirmeleri ihtiyatla dinlenmeli. Çünkü bütçenin gerçek karnesi yıl sonunda ortaya çıkıyor. Geçmiş tecrübeler, yılın son dört ayındaki gerçekleşmeler nedeniyle bu karnenin ilk sekiz aya göre çok farklı olduğunu gösteriyor.

Nitekim ilk sekiz ayda iyi görünen bir bütçe, ertelenen harcamalar, yıl sonu ödemeleri, ödenek kullanım baskısı, enerji fiyatları ve beklenmeyen kamu yükleri nedeniyle son dört ayda bambaşka bir tabloya dönüşüveriyor.

Bütçede ilk sekiz ay bahardır. Kışın nasıl geçeceğini ise son dört ay gösterir. Genellikle de çetin bir kış bizi bekler.

Yazarın Diğer Yazıları