Ücret geliri elde edenlerin vergisi, ücretleri daha ellerine geçmeden kaynakta kesilir. Bu kesinti nedeniyle ücretliler, yıl içerisinde maaşlarına zam yapılmasa bile üst vergi dilimlerine geçerler. Sonuç mu? Yılın başında ele geçen net ücretle yılın sonunda ele geçen arasında vergiden kaynaklı kayıplar yaşanır. Yüksek enflasyon ve can yakan hayat pahalılığı yetmezmiş gibi ücretlinin geliri aynı zamanda tarife dilimleri ile de tırpanlanır. Adeta bir tarife zulmü yaşanır. Aşağıda yaptığım hesaplamalara göre ücretli için vergi tarifesi üzerinden vergi zulmü aynen devam edecek gibi görünüyor. 2027 yılında ücret geliri için vergi dilimleri hesabı Ekim ayı enflasyon oranları 3 Kasım 2026 tarihinde açıklanacak. Bu oranlar açıklandığı anda 2027 yılındaki pek çok maktu vergi rakamı için uygulanacak yeniden değerleme oranı da netleşmiş olacak. Yeniden değerleme oranının %27.80 civarında, yani %28’in biraz altında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Buna göre, Cumhurbaşkanı tarafından aksi yönde bir karar alınmaz ise, 2027 yılında ücretler için uygulanacak vergi dilim tutarları aşağıdaki gibi olacak. 2027 yılında ilk vergi dilimi 240 bin lira olacak. İkinci dilim ise 500 bin lira. Vergi dilimlerinin bu kadar düşük seviyede olması nedeniyle ücretlilerin ekseriyetinin %15 vergi oranıyla başlayıp iki veya üç ay sonra %20’lik dilime geçmesi ve yıl içinde %27’lik dilimle tanışması söz konusu olacak. Yukarıdaki tabloda; yeniden değerleme oranı %28 civarı da olsa, dilim artışlarının bu oranın altında kalacağı açıkça gözüküyor. Örneğin ikinci dilimdeki artış %25 olacak. Yeniden değerleme oranının yaklaşık 3 puan altında. İşte bu noktada, vergilemede ücretli aleyhine işleyen mevzuat kurgusu karşımıza çıkıyor. Maktu ÖTV zamları hesabında virgülden sonraki dört hane dikkate alınıyor. Yani kuruşlar değil, kuruşun kuruşu bile hesaba katılıyor. Ancak, hesaplama ücretlinin vergi tarifesi dilimlerine gelince %5’i aşmayan kesirlerin dikkate alınmayacağına yönelik kanuna hüküm konuluyor. Böyle olunca da ücretlinin geliri sadece enflasyonla değil, aynı zamanda gizli vergi zammı ile de eriyip gidiyor. Somut verilerle ücretliye tarife zulmü 2000 yılında Gelir Vergisi tarifesinin ilk dilimi bir aylık brüt asgari ücretin 21 katına denk gelmekteydi. 2010 yılından itibaren ilk gelir dilimi asgari ücretin bir yıllık brüt tutarının altında kalmaya başlamıştır. 2026 yılında tarifenin ilk dilimi sadece 5.8 aylık brüt asgari ücret tutarına denk gelmektedir. Yukarıda asgari ücret esas alınarak kıyaslama yaptık. Tarife dilimindeki erime çok net. Tarife dilimleri hesaplanırken yeniden değerleme oranı kuruşu kuruşa uygulansa, yani Kanundaki %5’i aşmayan kesirler dikkate alınmaz hükmü yer almasa idi, ilk dilim 2026 yılında 190.000 TL değil 521.210 TL olacaktı. 2026 yılında 100 bin TL brüt maaşlı bir çalışan vergi tarifesi zulmü nedeniyle her ay ortalama 5.000 TL fazla vergi ödedi. Tarife hesaplamasındaki kurgu hatası olmasaydı 2027 yılında ilk dilim 240.000 TL değil 665.000 TL civarında olacaktı. Hayat pahalılığı ile mücadele eden, enflasyon nedeniyle her ay ücreti eriyen milyonların cebine bir de tarife dilimleri yoluyla vergi idaresi el atmayacaktı. 2027 yılında kısmi de olsa telafi imkânı var Gelir Vergisi Kanunu’na göre Cumhurbaşkanı, tespit edilen had ve tutarları %50’sine kadar artırmaya veya indirmeye yetkilidir. Bu yetki kullanılırsa ilk vergi dilimi 240 bin değil 360 bin TL, ikinci vergi dilimi 500 bin değil 750 bin TL olur. Ücretli için kısmi bir rahatlama olur. En azından bugüne verilmeyenin bir kısmı verilmiş olur. Ama bu geçici ve kısmi bir çözüm. Kalıcı çözüm için önerim Benim önerim ise konuya kalıcı bir çözüm getirilmesi. Bunun için önce mevzuatın ücretli aleyhine kurgulanmasından kaynaklı geçmişte oluşmuş erimeye bir an önce son verilmesi gerekir. Bu kapsamda, öncelikle ilk tarife dilimi, 2000 yılında olduğu gibi brüt asgari ücretin 21 katına çıkarılmalıdır. Sonrasında, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 123’üncü maddesindeki yüzde beşi aşmayan kesirlerin uygulanmayacağı hükmü kaldırılmalıdır. Ayrıca, birinci dilim ile ikinci dilim arasındaki makasın da en az dört veya beş kata çıkarılması gerekir. Böylece iki dilim arasındaki hızlı geçiş de önlenmiş olur. Bu öneriler, çalışan için lüks değil, olması gereken düzenlemelerdir.