Sevgili okurlarım, ABD halkı bir süre önce kendisine yeni bir ‘başkan’ seçti. Bu şahıs aslında o makama bir dönem ara verdikten sonra ikinci kez seçiliyordu. Önce kendisi, sonra bir dönem için Biden ve sonra yeniden kendisi.
Tuhaf bir olaydı... Seçim kampanyasını sert söylemlerle yönetti ve ABD halkının çoğunluğunu bu yöntemle kafakola almayı başardı.
Bütün dünyaya posta koyuyor, ülkeleri ve milletleri aşağılıyor, alay ediyordu.
Ona kulak veren aklı başında kitleler hep aynı şeyi söylüyordu...
“Bunlar seçim öncesi propaganda lafları. Seçildiği takdirde bu söylediklerinin hiçbirini yapamaz!”
Ama yaptı...
Daha da neler yapacağını şu anda bilemiyoruz. Sadece biz değil, bütün dünya bu bilmecenin yanıtını bilen yok!
Şimdi çağımızın Hitler’i olma yolunda hızla ilerliyor.
Bütün dünyaya da onun piyasaya yeni çıkacak marifetlerini merakla beklemek düşüyor.
★★★
Adına Hitler denilen eli kanlı faşist diktatör de iktidarı ele geçirebilmek için aynı yöntemleri kullanmış, bütün dünyaya sürekli posta koymuş, saldırmış, yok etmiş, İkinci Dünya Savaşını başlatmış, ülkeleri işgal etmiş ve milyonlarca insanın savaşta ölmesine, ülkelerin harap olmasına neden olmuştu.
Sonu ne olmuştu derseniz savaşı kaybettiği kesinleşince, 1946 yılında Berlin’de bir sığınakta metresiyle birlikte intihar etmişti.
Ölümü bile esrarengiz bir olaydı...
Cesedi hiçbir zaman bulunamadı.
★★★
Aradan uzun yıllar geçti, ABD’nin yeni başkanı halkın oylarıyla belirlendi. Doğrusu, seçmen kitlesine gaz vermeyi iyi biliyordu.
Kanarya sarısı boyalı saçlarıyla kitlelerin karşısına ne zaman çıksa büyük alkış almayı başarıyordu.
Seçim sloganı da ilginçti...
“Make America great again.”
(Amerika’yı yeniden büyük yap!)
Üstelik ruh hastası şımarık biriydi.
Bu konuyla ilgili en önemli belgelerden biri bizim devlet arşivimizde yer alıyor.
O kadar ki Recep Tayyip’e kendi imzasıyla gönderdiği resmi mektubunda “Don’t be a fool” (Aptal olma) diyor ve eğer isterse Türk ekonomisini mahvedeceğini söylüyordu.
Bu saygısız, küstah, terbiyesiz ve ruh hastası herif başkanlık koltuğuna oturduktan hemen sonra icraatına (!) hızla başladı.
Artık özgürdü ve istediği her şeyi yapma gücüne erişmişti.
Şimdi başlattığı ve çok sayıda ülkeyle birlikte yüz milyonlarca insanın belki de geleceğini belirleyecek bu savaş nereye kadar gidecek, nasıl sona erecek!..
Bilinmiyor.
Bu maçın kaç kaç biteceğini, sonucun ne olacağını sanırım en geç bir hafta sonra görmüş olacağız.
21. yüzyılda yaşıyoruz, uygarlık çağı!
Ama gelin görün ki kendi ülkesinde gücüne güvenerek iş başına gelen bir sapık, hepimizin kaderiyle oynama hakkını kendinde görüyor.
Bakalım, belki onun başına da bazı şeyler gelir...
Çünkü bir zamanların yenilmez armadası Hitler de aynı yolun yolcusuydu ama birileri ona “Dur” diyebilmişti.
Fireyi yine CHP verdi!
Sevgili okurlarım, bu kez de Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı önce gözaltına aldılar ve hemen ardından tutukladılar.
Ama iş bununla bitmedi.
Tanju Özcan derhal görevden alındı.
CHP’li bir başkan ne zaman görevden alınacaksa bütün işlemler bir saat bile gecikmeden jet hızıyla yapılıyor.
Suçu irtikap.
Çoğumuzun bilmediği Arapça bir sözcük.
Arapça-Türkçe sözlüklerde anlamı şöyle veriliyor:
“Yiyicilik, rüşvet almak rüşvet yemek.”
★★★
Ne ilginçtir, Türkiye’de bu rüşvet suçlarının neredeyse tamamını hep CHP’li başkanlar işliyor. Nerede rüşvet varsa, yolsuzluk hırsızlık varsa hepsi onların marifeti olarak karşımıza dikiliyor!
Öbür tarafta ise bir sürü AKP’li belediyeler var ama onların her biri sütten çıkmış ak kaşık. Hiçbiri rüşvet yemez, avanta sağlamaz, kendi adamlarını ve yandaş müteahhitleri zengin etmez!
Sadece onlar değil, gazeteciler de aynı durumda, aynı baskıların altında... Örneğin gazeteci arkadaşımız Merdan Yanardağ casusluktan, Alican Uludağ cumhurbaşkanına hakaretten tutuklandılar.
Merdan hangi casusluğu yapmış Alican cumhurbaşkanına ne deyip hakaret etmiş, kimse bilmiyor.
Öyle bir ‘hukuk devletinde’ yaşıyoruz ki Allah kolaylık versin!