Bu nasıl bir dava anlamak zor.
Ortada “Siyasi Casusluk” iddiası var.
160 sayfalık iddianamede hiçbir geçerli delil yok, tanık yok, bu iddiayı doğrulayacak bir belge yok. Fakat...
15 yıldan 20 yıla kadar hapis istemi var!
Savcı bile mahkemede “Delil toplama işlemleri henüz tamamlanamadığı için tutukluluk halinin devamında karar verilmesini” istedi.
Sanıklar 6 ay 20 gündür bu davadan tutuklu olarak Silivri Cezaevi’nde yatıyor. Delil toplama işlemleri yeterli olmadığı halde neden 6 ay 20 günden beri tutuklular?
★★★
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, gazeteci-yazar Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “Siyasi casusluk” suçundan yargılandığı davadan bahsediyorum.
Davayı izleyen tüm hukukçular, iddianamede “Casusluk” faaliyetini kanıtlayacak hiçbir belge olmadığını söylüyor.
“Casusluk” çok ağır bir suçlama...
Ülkemizde insan hayatı bu kadar ucuz mu?
Bir takım varsayımlara dayanarak “Casusluk” suçlamasıyla insanların hayatları karartılır mı?
Savcının delil toplama işleminin henüz tamamlanmadığını söylemesi üzerine mahkeme davayı 6 Temmuz 2026 Pazartesi gününe erteledi.
Sanıkların, yeterli kanıt olmadan Silivri Cezaevi’nde yatırıldığı 6 ayı aşkın sürede tamamlanamayan (daha doğrusu bulunamayan) deliller yeni duruşmaya kadar bir buçuk ay içinde mi tamamlanacak?
★★★
Merdan Yanardağ mahkemede yaptığı savunmada TELE1’e kayyum atanması ve kanalın satışa çıkartılmasına da dikkat çekerek, operasyonun iki amacından birinin TELE1’e el koymak olduğunu dile getirdi ve iddianameyi eleştirerek “Ben polisiye edebiyatı severim, casusluk romanlarını okurum. Vallahi, ben dünyanın hiçbir yerinde canlı yayında televizyon kanalı aracılığıyla casusluk yapıldığını görmedim” dedi.
★★★
Mahkeme davayı ertelerken, Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) sanıkların üzerlerine atılı suç kapsamında casusluk faaliyetlerinde bulunup bulunmadıklarına ilişkin herhangi bir rapor veya tespit olup olmadığını resmi bir yazıyla sorma kararı aldı.
Hukukçular “Bu da iddianamenin ne kadar boş olduğunu gösteriyor” diyor.
Nasıl bir adalet bu?
Merdan Yanardağ “Casusluk davası”ndaki savunmasında ilginç bir yorum yaparak “İki savunma izledik. Birisi, kısa bir süre sonra bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak Ekrem İmamoğlu’dur. İmamoğlu davanın siyasi olduğunu belirtti. Ben kendisine de söyledim. Silivri’den bu ülkeye bir Cumhurbaşkanı çıkacak” dedi.
Yanardağ’ın hakkında henüz hiçbir karar yok. Fakat, kurucusu olduğu TELE1 Kanalı elinden alındı, kayyum atandı ve üç odalı bir daire fiyatına (28 milyon liraya) satışa çıkartıldı.
En azından davanın sonucunun beklenmesi gerekmez miydi? Nedir bu acele? Nasıl bir adalet bu?
Böyle hukuk dışı olayları gördükçe halkın hukuka da, adalete de güveni yerle bir oluyor.
Merdan Yanardağ beraat ederse, yapılan haksızlığı, uğradığı zararı kim ödeyecek?
Devletin görevi vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak değil midir? Hani nerede?
“Ağır bir insan hakları ihlali”
Eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk “Casusluk Davası”nı eleştirerek “Savcının bu davayı açarken iddiasıyla ilgili delilleri göstermiş olması gerekirdi. Oysa savcı mahkemede ‘Delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı için tutukluluk halinin devamına’ karar verilmesini istedi. Bu da, davada iddiayı kanıtlamaya yeterli delil olmadığını gösteriyor” dedi ve ekledi:
“Casusluk gibi vatan hainliğiyle eş anlamlı bir suçla yargılanmak, başta Ekrem İmamoğlu ve Merdan Yanardağ gibi adları böyle bir suçla birlikte düşünülemeyecek insanlar için onur kırıcı, ağır bir insan hakları ihlalidir. Türkiye’nin insan haklarına saygılı, demokratik bir hukuk devleti olduğu sadece Anayasa’nın 2’nci maddesinde yazılı bir söz olarak kalmamalıdır.”
GÜNÜN SÖZÜ
Bir tek kişiye yapılan haksızlık, tüm topluma yönelmiş bir tehdittir!