Dayan Apo az kaldı!

Sevgili okurlarım, yıllardan beri beklediğimiz ‘Apo müjdesini’ birkaç gün sonra öğrenmiş olacağız.

Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik.

Kanun teklifi bu hafta Meclis’e sunulacak, kabul edilecek ve Apo yıllardır beklenen özgürlüğüne kavuşacak.

Devlet Bahçeli’nin başlattığı sürecin artık son aşamasındayız.

Tahliye edilmesine edilecek ama acaba sonraki yaşamını nerede nasıl geçirecek, o belli değil.

Nereye götürülecek, nasıl götürülecek, yasa neleri öngörüyor şu anda hiçbir şey bilmiyoruz.

Apo daha sonra nerede yaşayacak?

İstanbul desek olmaz, hatta Diyarbakır desek hiç olmaz. Böylesine önemli bir katilin can güvenliğini sağlamak kolay iş değil.

İşin şakası yok. Kafayı yemiş ve her şeyi göze almış bir manyak hiç beklenmedik bir anda silahını çekip işi bitirir. Ondan sonra al başına yeni bir bela daha!

Yani bütün dünyayı yeniden karşımıza alırız ve bizi çok uğraştırır.

★★★

Bence bu işin en temizi onu bundan sonra da İmralı’da yaşatmaktır. Devletimiz orada güzel bir inşaat yapar. Belki yapılmıştır bile!

Benim kıt aklımdan geçen şunlar.

İki veya üç katlı lüks bir inşaat...

Ziyaretine gelecekler için güzel bir toplantı salonu...

Denize yakın, en azından deniz manzaralı. Önünde plajı olsun ki Apo isterse mayosunu falan alıp yüzebilsin.

Yürüyüş yolları...

Villa elbette dayalı döşeli olacak. Mobilyaları ve mutfak araç gereçlerini devlet sağlayacak.

Emrine aşçılar, garsonlar, temizlikçiler verilecek.

★★★

Peki ama bu vatandaşın can güvenliği nasıl sağlanacak?

İmralı’da can güvenliği pek sorun olmaz ama yine de ihmal edilecek bir husus değildir. Onu doğal olarak yine Mehmetçik koruyacak.

İyi de bu şahıs İmralı dışına, örneğin İstanbul, Antalya, Ankara ya da Diyarbakır’a gitmek isterse ne olacak?

Benim yukarıda sözünü ettiğim kıt aklım işte orada durur!... Çünkü bu isteği kabul edilmezse gerek Türkiye ve gerekse dış dünyada yine kıyametler kopar.

★★★

Apo devlet memuru değil. Sigortalı işçi de değil.

Yani herhangi bir geliri yok. Türkiye’deki bütün hapishanelerde yatmakta olan istisnasız bütün tutuklu ve hükümlüler için uygulanan bir kural var.

Cezaevi kantininden haftada beş bin lira alışveriş yapma hakkı.

İçeride para geçmiyor. Kesinlikle yasak.

İçeri girerken paranızı kayda geçiriyorsunuz ve size paranız yettiği sürece haftada beş bin lira kantinden alışveriş hakkı sağlanıyor. Bu para devlet tarafından mahkûma verilen üç öğün yemek dışında...

Apo da herhalde bu haktan yararlanmış olmalı.

Çok yakında tahliye gerçekleşince bu kantin hakkı da geçerliğini yitirecek. Peki bu durumda ne olacak?

Bu şahıs o zaman ne yiyecek ne içecek, bu durumda ne yapacak!

★★★

Kendisine bir gelir sağlanması acaba mümkün olur mu!

Ben yine düşündüm ve kıt aklıma şöyle bir fikir geldi.

Apo’ya gelen, ya da gelecek olan her ziyaretçiden belli bir para tahsil etmek.

Şöyle ki...

Örneğin Apo ile fotoğraf çektirmenin bedeli 100 lira!

Masada sohbet ederken çekilen fotoğraf 500 lira!

Sarılıp çektirmek 1.000 lira.

Apo ziyaretçiyi öperken, ya da ziyaretçi Apo’yu öperken 3.000 lira.

★★★

Hani yakın geçmişte tanık olduğumuz yüz kızartıcı bir sahne vardı ya... İsmini anmaya gerek olmayan bir Mersin milletvekili yapılan rozet takma töreninde CHP’den AKP’ye geçerken Recep Tayyip’in elini öpmüş, sonra esas duruşa geçip asker selamı çakmıştı ya!...

İşte böyle çekimler için 10.000 lira.

Eğer bunun tam tersi olur da Apo esas duruşa geçip asker selamı çakarsa fiyat doğal olarak artar!

20 bin lira!..

Ve bu iş iyi organize edildiği takdirde Apo çok iyi para kazanır. Bu durumda devletin kendisine maaş bağlamasına gerek bile kalmaz!

★★★

Bu memlekete 1984 yılından bu yana kan kusturan terör örgütü PKK’nın, Devlet Bahçeli’nin deyimiyle ‘kurucu önderi’ olan şahıs çok yakında aramızda olacak...

Ona hep birlikte hoş geldin diyeceğiz...

Ve bakalım daha neler neler yaşayacağız!

Yazarın Diğer Yazıları