Sevgili okurlarım, bir memleket düşünün ki, aynı partiden olan bir başbakan kendisinden önceki başbakanı mahkemeye veriyor ve tazminat istiyor. Olacak şey midir bu?.. Eğer Türkiye’de yaşıyorsanız bu soruya şöyle yanıt verebilirsiniz: “Böyle bir şey mümkün değildir ama bizde her şey olabilir!..” Ve olmuş, biz de yeni öğrendik. Recep Tayyip’’in başbakanı Binali Yıldırım, o makamda kendisinden önce oturan Ahmet Davutoğlu’nu mahkemeye vermiş ve kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle 20 bin lira tazminat kazanmış. Peki eski başbakan Davutoğlu, partisinin sonraki başbakanı için ne demiş: “Ben, benden sonraki başbakan gibi milyarlarıma milyarlar katmadım. Bir kuruş haram lokma yemedim. Yediler, çevrelerini zengin ettiler. Beş tane müteahhide Türkiye’yi peşkeş çektiler...” Valla işin bu kadarını akıl almıyor, mantık deseniz o hiç almıyor. Bunlar aynı partinin elemanları. Recep Tayyip’in başbakan yapmaya layık gördüğü seçkin elemanlar! Biz sıradan vatandaşlar, bunlara yıllarca oy verenler veya vermeyenler ve özetle bundan sonra verecek olanlar şimdi ne diyelim!.. Gülelim mi ağlayalım mı? ★★★ Size bir olay daha... Bir satır önceki sorunun yanıtını biraz düşünün lütfen. Harp Okulu’nu bitirip teğmen olan gencecik beş subay, diploma töreninde “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye slogan atmıştı. Bu slogan bizim en üst düzey komuta kadrosunu rahatsız etmiş olmalı ki, Yüksek Disiplin Kurulu toplandı ve 4’e karşı 5 oyla teğmenlerin TSK’dan atılması gerektiğine karar verdi... Ve atıldılar. Teğmenler o günden bu yana hukuk mücadelesini sürdürüyor. Ancak anlaşıldığı kadarıyla bu mücadele komuta kademesini kızdırmış!.. Komuta kademesine tabi olan (Albay ve generallerden oluşan) Yüksek Disiplin Kurulu’nun teğmenlerin ihracından yana oy kullanan beş üyesi şimdi onları savcılığı şikayet etmiş. Suçları (!) şöyle: “Kamu görevi nedeniyle kamu görevlilerine hakaret ve zincirleme iftira.” Teğmenlere resmi tebligat yapılmış, şimdi ifade vermeye gideceklermiş. Acaba TSK’ya yakıştı mı bu yaptıkları? O pırıl pırıl subaylardan intikam mı alınıyor yoksa? ★★★ Kısacık bir kara mizah olayı da Aydın’dan geldi... Yüzde 50 oyla CHP’den seçilen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu günün birinde CHP’den istifa edip AKP’ye transfer oldu. Rozetini Recep Tayyip taktı. Bu istifanın sebebi acaba neydi? Ortaya çeşitli söylentiler çıktı. Bazılarına göre Özlem’in önemli bir iş adamı olan eşinin büyük bir şirketi zor durumdaydı ve kendisine söz verilmişti: “Bize gelirsen eşini kurtarırız...” Ve şirket kurtarıldı. Dünkü medyada bu konuda alınan bir mahkeme kararına dikkat çekiliyordu: Özlem’in kocası Ercan Çerçioğlu’nun batık durumdaki şirketiyle ilgili yayın yasağı getirilmişti. Mahkeme kararının gerekçesi şöyleydi: “Kamu düzeninin korunması ve milli güvenlik adına!” Kendi kendime helal olsun bunlara diyebildim, hepsi o kadar. ★★★ Diyanet’in bundan önceki başkanı olan Ali Erbaş isimli şahıs devletin ve milletin parasıyla bütün dünyayı gezdi, Türkiye’de beş yıldızlı otellerde kaldı. Krallar gibi yaşadı. Ayasofya camisinin minberine çıkıp elinde halifenin kılıcıyla nutuk attı. O, devlet içinde adeta ayrı bir devletti. Şimdi bu şahıs kızını evlendirmiş ve iki ayrı yerde iki görkemli düğün yapmış. Biri Sakarya’da, öteki İstanbul’un beş yıldızlı otellerinden birinde. Şimdi sormak gerekir, değirmenin suyu nereden geliyor diye... Devlet memuru Ali Erbaş bu kadar zengin biri mi? Bugün size Türkiye’den birkaç kara mizah örneğini iletmeye çalıştım... Ve bunları sadece dünkü medyadan aldım. Daha neler var neler! Onları da zamanı gelince aktarmaya çalışırım.