Sonbahara girilirken, denizlerimizle ilgili yapılan araştırmalar kirliliğin giderek arttığı, sorunların büyüdüğü, özellikle Marmara Denizi’nin yaşatılması için ulusal bir seferberlik gerekiyor. Denize atılan kırpık plastikler, Akdeniz’de bazı sahilleri kaplamış durumda.
Türk Deniz Araştırmalar Vakfı Başkanı, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayram Öztürk, deniz araştırmalarıyla ilgili yapılan çalışmalarla ortaya çıkan bulguları anlattı. Anlaşıldı ki her denizimizin sorunu ayrı. O sorunları deniz deniz Bayram Öztürk bize şöyle özetledi:
KARADENİZ’E ACİL KORUMA
“Karadeniz ülke balıkçılığının amiral gemisidir. Ancak, bu denizde aşırı avcılık ve kirlenme sonucu başta hamsi olmak stoklarda yıpranmalar görülüyor. Karadeniz’de devam eden savaş nedeniyle balıkçılarımız tedirgin. Savaş nedeniyle deniz ulaşımındaki tehlikeler ve limanlarda kalan gemiler ise başka bir sorun.
Bu denizde kara kökenli kirlenme devam ediyor. Daha fazla arıtma yatırımıyla kirlenmenin azaltılması gerekir. Karadeniz’de acil deniz koruma alanlarına ihtiyaç duyuluyor. Bu deniz hızla ısınıyor ve hızla Akdeniz’e benzemeye başlıyor.
MARMARA İÇİN ULUSAL SEFERBERLİK ŞART
Marmara Denizi ülkemizin yegane içi denizi, deyim yerindeyse yatak odamızdır. Bu denizin korunması çok önemli. Çünkü balıkçılık, deniz ulaşımı , güvenlik ana bileşenlerdir. Ayrıca, Ege ve Karadeniz arasında bir biyolojik koridordur. Balık göçleri binlerce yıldır kendi takvimi içinde bu denizler arasında yapılıyor. Bir dönem her yeri balık kaynayan bir deniz bugün müsilaj nedeniyle adeta boğuluyor.
Müsilajın ana nedeni karasal atıkların arıtılmadan denize verilmesi. O halde, bir litre suyun bile yani evsel ve endüstriyel atığı arıtılmadan Marmara’ya girmemeli. Tüm arıtma yatırımları acilen yapılmalı. Kirlenme oksijensizliğe neden oluyor. Bu da deniz için ölüm fermanı demektir.
Halen Marmara Bölgesi’ndeki arıtmaların yüzde 50’si çalışıyor. Kalan yüzde 50 kısmı tam arıtılmadan denize veriliyor. Bu ise denizin yakın gelecekte ölmesi demek. Marmara Denizi’nin korunması veya yaşatılması politika üstü, partiler üstü olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Marmara Denizi’ni koruyamayan bir ulus, başka denizleri de koruyamaz. Marmara’nın korunması hem Ege hem de Karadeniz’in korunması demektir.”
DENİZİN AKCİĞERİ
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, 2022 yılından bu yana bir bankanın desteğiyle Marmara Denizi’ndeki endemik deniz çayırlarının korunması için çaba gösteriyor. Deniz çayırları atmosferdeki oksijenin en az yüzde 50 sini, günde ortalama 16 litre oksijen üreterek adeta denizlerin akciğeri durumunda.
Deniz çayırları başta balık gibi birçok canlı türüne de ev sahipliği yapar. Bu çayırlar yasal olarak koruma altında olsa da kirlenme, gemi çıpalarının ve balık ağlarının tahribinden kurtulamıyor Bunun için şamandıra sistemini öneriyoruz.
EGE İÇİN İKİ ÜLKENİN İŞBİRLİĞİ ŞART
11 Şubat 2026 tarihinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak ülkemize gelen Yunanistan Başbakanı Mitsotakis için Beştepe’de verdiği yemeğe Prof. Dr. Bayram Öztürk de katıldı. Öztürk, izlenimlerini şöyle anlattı:
“Yemekte gördüğüm, her iki tarafta kendi ulusal tezlerinden ödün vermemesiydi. Yunanistan’ın aidiyeti tartışmalı ada ve adacıklar bölgesinde geçen yıl deniz parkları ilanı fırsatçı bir yaklaşımdı. Yıllar süren bilimsel çalışmalarımız gösterdi ki, kıyıları iki ayrı ülkeye ait olan bu denizde tek taraflı deniz parkı veya başka bir koruma alanı ilan edilmesi ekolojik açıdan faydalı olmuyor.
MERCAN ORMANI BULUNDU
Bu konudaki çalışmalarımızı Yunanlı uzmanlarla da paylaştım. Hatta Gökçeada ve Semadirek arasında geçen ay yeni bulduğumuz Ege Denizi’nin en büyük mercan ormanlarının birlikte korunması için sayın Mitsotakis’e de basın yoluyla bir çağrı yaptım. Ortak deniz parkları veya barış parkları oluşturulursa bu Ege’de kirlenmenin önlenmesine yardımcı olacak. İki ülke işbirliği yapmazsa deniz hızla kirlenecek bundan iki ülkede zarar görecek.”
AKDENİZ’DE KİRLENME DEVAM EDİYOR
Son dönemlerde Antalya başta olmak üzere kıyılarımıza vuran veya su yüzeyinde biriken plastik atıkların toplanması gerekiyor. Aksi takdirde turizmdeki mukayeseli üstünlüğümüzü kaybedebiliriz. Bu atıkların Türk karasularına açıkta kaçak olarak boşaltılması yapılıyorsa bunun başta sahil güvenlik ve diğer kolluk kuvvetleriyle takip edilip önlenmesi gerekir.
Türkiye suları hızla kirleniyor. Birçok geleneksel balık türü hızla azalıyor. Aşırı avcılık ve kirlenmeye yenik düşüyor. Yetiştiricilik yoluyla üretimimiz artıyor. Akdeniz’de iklim değişikliği sonucu deniz suyu sıcaklığı son elli yılda 1.5 derece arttı. Türkiye sularında bulunan ender mercan türleri bu nedenle beyazlaşıyor. Bunlar tropikalleşme belirtileri. İstilacı balıkların yayılımı da kısmen bununla ilgili.
İklim değişikliği ciddiye alınmalı.