Kendisini “Kahraman” ilan eden Kayyum Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun aslında Türkiye’ye vereceği hiçbir şey yok!
CHP’de 13 yıl Genel Başkanlık yaptı da ne oldu? Ülkeye ve CHP’ye ne kazandırdı? HİÇ.
Siyaset defterini arkasında temiz, sevimli bir isim bırakarak kapaması gerekirken o kendini tekrar müthiş bir mücadelenin içine attı...
Şimdi onun hakkında meydanlarda o kadar çirkin sloganlar atılıyor, öyle şeyler söyleniyor ki, burada nakletmeyi uygun bulmuyorum.
Ben halkımızı hiç bu kadar kızgın görmedim!
İktidarın sözcülüğünü yapan televizyon kanalları ise her şeyin tersini söyleyip Kılıçdaroğlu’nu övdükçe övüyorlar.
Kılıçdaroğlu şu anda, eskiden kendisini suçlayan, iftiralarla küçültmeye çalışan yandaş medyanın gözbebeği oldu. Neden?
Çünkü o artık, AKP’nin genel seçimleri bir kez daha kazanmasının yollarını döşüyor da ondan!
★★★
Cumartesi günü Ankara’da, arası 8 kilometre olan CHP Genel Merkezi ile Güven Park, iki ayrı mitinge sahne oldu.
Özgür Özel’in Güven Park’taki mitingine mahşeri bir kalabalık katıldı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da Özgür Özel’in yanında yer aldı.
Alanda müthiş bir heyecan ve coşku vardı.
Ya diğer miting?
CHP Genel Merkezi’nin önündeki Kılıçdaroğlu mitingi, bindirilmiş kıtalara, toplama kalabalıklara rağmen çok cılızdı.
Öyle ki, kayyum yönetimi, bu cılızlığın TV’lerde görülmemesi için dronlarla havadan çekim yapılmasını yasakladı!
Eskiden Kılıçdaroğlu’na bir dakika bile yer vermeyen TRT bu defa onun mitingini uzun uzun yayınlandı.
★★★
Kılıçdaroğlu’nu dinlerken AKP’li bir siyasetçi konuşuyor zannettim.
Kendi partisini yerin dibine batırdı, (İmamoğlu dahil) hapisteki belediye başkanlarını FETO’cülükle, rüşvet almakla suçladı, eski iftiralara yeni iftiralar ekledi ve:
“Rüşvetçi başkanları CHP’den atamadığım için millete bir özür borcum var” diyerek “Yargısız infaz” yaptı. Oysa davalar devam ediyor ve CHP’li belediye başkanları hakkında mahkûmiyet kararı yok. Sadece tutuklular!
Kılıçdaroğlu onları peşin peşin mahkûm ederek aslında suç işlemiş oldu.
★★★
Ankara’nın tanınmış diş hekimlerinden okurum Dr. Mehmet Altan beni arayıp bizzat katıldığı “Özgür Özel mitingini” anlatarak “70 yaşını geçtim, birçok mitinge tanık oldum fakat böyle olağanüstü bir miting görmedim. Her yandan koşup gelmişlerdi. O muazzam topluluğun miting sonunda ‘Hadi, şimdi Anıtkabir’e gidiyoruz’ diyen Özgür Özel’in peşinden kilometrelerce giderek Anıtkabir’e ulaşması, destansı bir yürüyüştü. Kılıçdaroğlu ‘Hadi yürüyelim Anıtkabir’e’ dese, kaç kişi peşinden gider acaba?” dedi.
★★★
Görünen o ki, Kılıçdaroğlu gücünü yargıdan ve iktidardan sağlıyor. Özgür Özel ise meşruiyetini milletin desteğinden alıyor.
Kılıçdaroğlu’na sanatçı Müjdat Gezen’in de bir çift lâfı var. Diyor ki:
“Kılıçdaroğlu’nu baştan sona kadar dinledim. Üzüldüm! O da benim gibi yaşlanmış! Dünyada sağdan veya soldan sivrilen liderlere baktığımızda gördüğümüz ilk şey şu oluyor: KARİZMA... Kılıçdaroğlu’nda çok şey var, bir şey yok. O da KARİZMA”
Bu vatana nasıl kıydınız?
Ülkemizin yetiştirdiği en büyük şairler arasında yer alan Nazım Hikmet’in (1902-1963) ölmeden dört yıl önce yazdığı bir şiir... Şair, insanların vatan sevgisini sorguluyor ve diyor ki:
İnsan olan, vatanını satar mı?
Suyun içip, ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler, bu vatana nasıl kıydınız?
Onu didik didik didiklediler,
Saçlarından tutup sürüklediler,
Götürüp kâfire: “Buyur...” dediler.
Beyler, bu vatana nasıl kıydınız?
Eli kolu zincirlere vurulmuş,
Vatan çırılçıplak yere serilmiş,
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Günü gelir çark düzüne çevrilir,
Günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur:
Beyler, bu vatana nasıl kıydınız?
GÜNÜN SÖZÜ
Fikirler, cebir ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez. (Atatürk)