Neredeyse bir ay dolacak. Soruşturma bombardımanı yaşıyoruz. Soruşturmalarda ulaşılan bilgiler, bulunan ipuçları, ilginç duyumlar, renkli iddialar anında iktidar gazetecilerine veriliyor. Onlar da heyecanlı haberler yazıyorlar.
Okuyoruz.
Dönüyor.
Dolaşıyor.
Magazin haber!
★★★
Antalya’da Süleymancıların liderinin “37 klasörlük dev finans arşivi; bağışlar-dekontlar-listeler-banka hesap cüzdanları-çok sayıda finansal evrak-toplantı tutanakları” bulunmuş. Cemaatin 11 şirketi ile 3 derneğine kayyum atanıp, el konulmuş. 200 kilo altın ele geçirilmiş. Cemaat liderinin, 191 parça ev, holding binası, apartman dairesinin bulunduğu ve 82 dernek üzerinden 7.2 milyar lira gelir elde ettiği, çelik kasada 3 milyon dolarlık senet, 100 milyar TL para trafiği, Ege’nin Maldivleri diye hayranlık uyandıran Kalem Adası’nda 528 dönüm araziye sahip olduğu ortaya çıkmış. Bir önceki cemaat liderini de karnına ayaklarıyla abanıp yüzüne yastık bastırarak öldürmüşler. Yeni lideri posta oturtmuşlar. Cinayeti normal ölüm gibi göstermek için de Adli Tıp Kurumu doktorlarını yemlemişler...”
★★★
Bu bilgileri iktidar gazetecilerine herhalde iktidara vidalı kaynaklar veriyor. İktidar yazarları da; “İstismarcı... İnanç sömürücü... Holding kurmuş, çok zengin olmuş... Ballı kaymaklı hayat yaşıyor...” diye kalemlerinden kan damlatıyorlar ve “cemaatin, tarikata gönül vermiş inançlı insanların bir suçu, kusuru yok. Asıl suçlu postu ele geçirmiş cemaat lideri Alihan Kuriş...” diye yazıyorlar.
★★★
Cemaat ya da tarikat her neyse Süleymancıların lideri Alihan Kuriş de nezarethanede sorgu sırasını beklerken tanıştığı Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın Örgütleme Uzmanı Başaran Aksu’ya; “AK Parti’ye yakın davranmadığımız için bunları yaşıyoruz” demiş.
Ayıkla pirincin taşını!
Cemaati koru!
Döneni vur!
Gerçekte; “tarikatı ve cemaati kolla, iktidar partisini desteklemekten vazgeçen post sahibini vur” durumunu mu yaşıyoruz?
★★★
AKP’nin kurucularından Bülent Arınç; “Süleymancıların lideri AKP’yi destekleseydi bu operasyon yapılır, başına bunlar gelir miydi?” sorusuna; “Bu süreç neticesinde maalesef sosyal medyada kişiler infaz edilmektedir. Süreç (soruşturmalar) o kadar özensiz devam ediyor ki, insanlar geri dönülmez şekilde damgalanıyor. Ben bu oluşumu (Süleymancıları ve liderlerini) eskiden beri tanırım. Onlar, hakikaten Kur’an hizmetkarı birer insandılar” diye cevap verdi.
Bir kez değil.
İki kez.
Üç kez.
Ayıkla pirincin taşını!
AKP kurucusu da “Bizi (AKP’yi) desteklemekten vazgeçtiği için temiz ve mükemmel adamı vuruyorlar” demeye getiriyor.
Görelim!
Şimdi Süleymancılar liderinin savcıların ortaya çıkardığı bu dev finans arşivini, para trafiğini, altınları, yüzlerce dönüm kupon arazileri takip ederek cemaat hortumlarının devletin kaynağına, hangi iktidar partili politikacı ve hangi yüksek bürokrat, hangi bakan, hangi din ve diyanet kurumunun başındaki görevli aracılığıyla vidalandığını görmeyi, bilmeyi tüm halk ister. İktidarı destekletmekten vazgeçip dönen cemaat lideri mi vuruluyor, yoksa somut gerçeğin kendisi mi aranıyor? Görelim. Arşivlerde var. Ülkemiz siyasi tarihinde Adnan Menderes ile başlayıp, Süleyman Demirel, Darbe Yapan Generaller, Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Tansu Çiller, Tayyip Erdoğan ile devam eden merkez sağcı, muhafazakar, milliyetçi, dindar görünümlü iktidarlar döneminde devlet ile tarikatlar ve cemaatler kol kola iç içe getirildi. Cemaatler, tarikatlar; muhafazakar partiye ve liderine oy taşıdı. İktidar parti lideri de tarikatları ve cemaatleri devlete yerleştirdi. Hiç yoksul cemaat lideri yok. Fakir tarikat önderi de yok. Tarikatlara ve cemaatlere kanaat önderi, sivil toplum kuruluşu (STK) etiketi yakıştırdılar. Bakanlığın ya da yüksek bütçeli bir devlet kurumunun içine şu ya da bu yolla, kitabına ve şekil şartına uydurarak cemaat, tarikat gücü yerleştirdiler. Fetullah Gülen onlardan biriydi. Tarikatlar ve cemaatlerin şeyhleri, bakanlık bütçelerinden gelir transfer ederek ve inançlı insanları istismar ederek zengin oldular. Bugün Türkiye’de 30 tarikat-cemaat ve onlara bağlı 400 kolu, iktidarla iç içe birlikte çalışıyor. Tarikatlar ile cemaatlerde de “Tek Adam Düzeni” var.