“Dönmek, dönüşmek, dönüş” sözcükleri olumlu ve olumsuz anlamlarını içinde bulundukları tümceden alırlar. “Yanlıştan dönme”nin olumlu anlamı yanında “sözünden dönme”nin olumsuzluğu, sözümüzü doğrulayan örneklerden biridir. “Dönüşmek” sözcüğü genelde iyiyi doğru yönelişi anlatır. “Dönüş” sözcüğü ise amaca ve sonuca göre olumlu ya da olumsuzluk yansıtır. Son yıllarda özellikle siyasal alandaki dönüşler, “döneklik” sözcüğünün kınanacak durum ve tutumlara ilişkin bir yanını tanımlamaktadır. Dün söylediğinin tersini tümüyle bugün söyleyenler, önce saldırdıklarına şimdi sarılanlar, önce uzaklaştıkları kimselerle birlikteliklerini değişik görünüm ve gösterilerle sunanlar şaşırtıyor. İzlenmesi utanç verici ilişkiler gösteriyor ki siyasal döneklik ustalık olmuş, siyasal ahlâkı bitirmiş.
Ülkenin gerçek ve önemli sorunlarına çözüm aranacak yerde kişisel çatışmalar, söz kalabalıkları kaba ve ilkel biçimde sürüyor. Sözde demokrasi göstericileri, birbirleriyle yarışırcasına, ciddiyetten ve içtenlikten uzak konuşmalarla kendi amaçları doğrultusunda gel-gitleriyle didişiyorlar. Halkımız, kendilerine sırt çevirmişçesine, kendilerine olanak saklamak için biraraya gelen siyasetçileri ibretle izliyor. Memurun, işçinin, emeklinin giderek ağırlaşan ve güçleşen geçim ve yaşam koşullarıyla kimsenin ilgilendiği yok. Aldırışsızlık siyasete olan güveni de etkiliyor. Halkı-ulusu için değil, kendileri için çalışan yetkililer güven yitimine uğruyor. Rakamlarla savunulan sözde kalkınma düzeyimiz, gerçekte olumlu gelişmeler göstermiyor. Ekonomik çöküşün halka çektirdiklerinin ayırdında ve bilincinde olmayan yetkililer lâf kalabalığı ve bağırıp çağırmalarla kendilerini başarılı göstermeye çalışıyor. Gerçekleri halktan saklayan, halkın sıkıntılarını görmeyen, bunlarla ilgilenmeyen, çözüm arayıp bulamayan siyasetçi beklediğini hiç bulamaz.
Özveriyle çalışarak halkımızı uyandırmak, sorunların çözümü için sahiplendirmek, başta hukuk devleti niteliğini gerçekten edinmek, siyaseti siyasetçiler için değil halkımız için yaşam sanatı saymak ilkesini başa almalıyız. Enflâsyon aldı başını gidiyor. Dolar kuru yükseliyor. Yaşam pahalılığına yetişilmiyor. Çarşı pazar cep yakıyor. Eğitim karmaşası aşılamıyor. ABD ile peşrev tutuşulmuyor, güreşilmiyor. Üzerinde durulacak, hesap sorulacak, yakınılacak çok konu var. Muhalefet kanadındaki çalkantılar, umut kırıcı, zamansız ve çoğu gereksiz kalkışmalar, kişisel girişimler üzüntü ve düş kırıklığı yaratıyor.
Kişisel ve partisel egemenlik çabalarıyla ağırlaşan zaman, yurttaşların umut ve düş kırıklıkları, geleceğe ilişkin kuşkuları, hattâ korkularıyla dolmaktadır. ATATÜRK Türkiyesi’ni kutsal emanet olarak korumak, güçlendirmek ve yükseltmek görevimiz, kendini bilen her yurttaşın sorumluluğu ve onurudur.