Dostumuz Amerika (!)

Her zaman söylüyoruz...

Amerika, çıkarı olduğu sürece bir ülkenin dostudur. Çıkarları bozulmaya başladığı vakit, tüm ülkelere hasım gözüyle bakmaya başlar.

Türkiye’nin Amerika ile olan ilişkileri, Başkan Trump’ın istekleri yerine getirildiği, Amerika’nın menfaatleri korunduğu sürece iyidir, aksi halde limoni...

★★★

Şimdi ABD’nin isteği doğrultusunda Pakistan ve Suudi Arabistan’la “Mekke Savunma Anlaşması”nı imzaladık.

Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan... Bu üç ülkeye silahlı bir saldırı olursa, o saldırı üçüne birden yapılmış sayılacak!

Başkan Trump memnun. Çünkü anlaşmanın, Suudi Arabistan’a yapılan İran füze saldırılarını frenleyeceğini düşünüyor.

Bu savunma anlaşmasına göre İran, Suudi Arabistan’a saldırmaya devam ederse, Türkiye ve Pakistan’a da saldırmış kabul edilecek.

Suudi Arabistan’daki Amerikan üslerini yeterince savunamayan Trump, bu nedenle üçlü savunma anlaşmasından pek memnun.

Ancak ortada hazin bir durum var.

Trump, işine geldiği zaman Türkiye’ye dostluktan söz ediyor ama...

Aslında lâf ola beri gele, sahte bir dostluk bu!

★★★

Amerika’da “CAATSA” diye bir yasa var.

“CAATSA”Amerika’nın Düşmanlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası’nın kısaltılmış adıdır.

Peki, Amerika’nın düşmanı olan devletler hangileri?

Rusya, İran, Kuzey Kore...

Bunlar birinci derecede “CAATSA kapsamına” alınmış, ağır yaptırımlar düzenlenmiştir.

Peki, yalnız onlar mı? Hayır!

Güya dost olan Amerika, Türkiye’yi de “CAATSA yaptırımları kapsamına” alarak açıkça “düşman” ilan etmiştir. Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi!

Ayıptan da öte bir tutum bu!

Başkan Trump “Bu kararı kaldıracağım” diyor ama bir türlü kaldırmıyor.

Zaten onun hangi sözüne güvenilir ki?

Bu Amerika gerçekten Türkiye’ye dost mudur, yoksa düşman mı? “CAATSA Yasası” bize hazin gerçeği anlatıyor!

Türkiye’nin bütün iyi niyetlerine rağmen “CAATSA Yaptırımları”nın devam etmesi utanç verici, düşmanca bir olaydır!

Şikâyete hakkımız yok!

Ülkemizde, AKP iktidarının icat ettiği “Mülakat” denilen adaletsiz bir sistem hâlâ devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan son genel seçimden önce “Mülakat kaldırılacak” diye söz vermişti. Seçimden sonra bu söz unutuldu.

Ülkede liyakat, yetenek aranmıyor, dayısı olanlar kazanıyor!

Kimse itiraz etmeyecek, her söyleneni kabul edecek!

Bencillik ve haksız rekabet sarmış kurumları...

Toplumun her yanına çıkarcılık bulaşmış...

Artık şeffaf bir sistem yok, ne yazık ki!

Bu nedenle Türkiye’den yabancı ülkelere (tabii ki Arap ülkelerine değil, Avrupa ve Amerika’ya) müthiş bir “Beyin göçü” var!

Yetenekli gençler Batı ülkelerinde kısmetlerini arıyor. Onları memlekette tutamıyoruz, kaçıyorlar! Çünkü önlerini göremiyor, istikbalden korkuyorlar!

Günümüzde toplumun büyük kısmı yana-yakıla şikâyetçi ama şikâyet çözüm olamaz!

Allah insana diğer tüm canlılara vermediği bir “AKIL” ihsan etmiş...

Her sorunda çözüm aklı yerinde kullanmaktır.

Demokrasilerde çözüm, vatandaşların demokratik yollardan hesap sorması ve kendilerini yoksulluğa sürükleyenlere “Yeter artık, git!” diyebilmesidir!

Bunu yapamıyor muyuz? O zaman şikâyete hakkımız yok!

Tebessüm

Politikacı ve köy ağası

Ateşli siyasetçi, köy kahvesinde coşku içinde konuşuyormuş:

“Eyyy büyük adamlar! Ey tarihin ölmezleri! Kalkın da partimizin memlekete yaptığı hizmetleri görün... Kalkın Fatih’ler, Yavuz’lar, Kanuni’ler, Namık’lar, Kemal’ler... Kalkın da...”

Siyasetçinin yanında oturan köy ağası, kahvede nutku dinleyen köylülere seslenmiş:

“Kalksanıza len... Ne bakıyonuz yüzümüze bön bön? Beyfendi kimlerin adını sayıyorsa kalksın onlar ayağa!”

GÜNÜN SÖZÜ

İnsan bir kez aldanabilir ama aynı konuda iki kez aldanmak aptallık olur!

Yazarın Diğer Yazıları