Dünden bugüne biz!

Sevgili okurlarım, bugünkü iktidar iş başına geldiğinde tarihler 2003 yılını gösteriyordu. Demek ki bu büyük ülkeyi 23 yıldan bu yana bunlar, bu kafalar yönetiyor.

O zaman doğan çocuklar şimdi 23 yaşında.

AKP ile doğdular, AKP ile büyüdüler!

Eğer meraklı değillerse bu memleketin geçmişini pek bilmiyorlar.

Onlara Z kuşağı deniliyor.

Bu kuşağın çocukları şunu iyi bilmeli, biz Türkiye olarak eskiden böyle değildik. Bu iktidar her şeyi değiştirdi. Kendi kafaları doğrultusunda her şeyi altüst etti.

Eleştirenleri cahillikle suçladı, yalan yanlış işlere girişti, toplumu adam yerine koymadı.

Adaleti ve yargıyı bile kendisine bağladı.

Aile yapısıyla birlikte toplumun ahlâk değerlerini de bozdu,

★★★

Babam orta düzeyde bir devlet memuru, annem ev kadınıydı. İkinci bir yerden herhangi bir gelirimiz yoktu.

O koşullarda babam, biz iki kardeşi şimdi TED olarak bilinen Ankara Koleji’nde okuttu. Okul paralıydı. Borçsuz harçsız, parasal açıdan sıkıntı çekmeden okuduk. Okulun binlerce öğrencisinin çoğu da memur çocuklarıydı. Annelerimizin hemen hiçbiri o yılların koşulları doğrultusunda çalışmazdı.

Siz şimdi gelin de bir tek memur maaşıyla iki çocuğunuzu birden böyle bir özel kolejde okutun bakalım.

Sadece ortaokul ve lise değil, onu özel bir üniversitede borçsuz, kredi çekmeden okutun, kurs ve dershane paralarını ödeyin!

★★★

Yine çok iyi anımsarım, bizim yıllarımızda yine semt pazarları vardı. Aldığınız meyveleri, sebzeleri ve kahvaltılıkları falan küfeci hamallar eve taşırdı. Küfeler evde boşaltılır, bir haftalık gereksinmeler mutfağa yerleştirilirdi.

Aile olarak et dahil hiçbir şeyin eksikliğini hiçbir zaman hissetmedik.

Şimdi bazı gerçekleri hepimiz görüyoruz... Çünkü o zaman paramızın değeri, saygınlığı vardı. Bir dolar 2 lira 80 kuruştu.

Pek çok ailenin bazı şeyleri doğal olarak yoktu. Örneğin buzdolabı...

Biz buzu ve soğuk suyu komşumuzdan alırdık. Komşuluk ilişkileri güçlüydü.

Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi falan derseniz onların ne olduğunu bile bilmezdik! Çamaşırlar ve bulaşıklar elde sabunla yıkanırdı. Deterjan yoktu, adını bile bilmezdik

Özel arabası olanlar parmakla gösterilirdi.

Bu söylediklerim 1950’li yıllardan sonrasını kapsayan durumlardır.

Sonrasında iş başına AKP geldi ve her şey altüst oldu.

★★★

O yıllarda ekonomi dardı, piyasada lüks tüketim malları pek bulunmazdı. Öğrencilik dönemimizde çoğu arkadaşlarım dahil topuğu yamalı çorap giyerdik. Bunlar bizi hiç utandırmazdı.

Köselesi yıpranmasın ve aşınmasın diye özellikle erkek ayakkabılarının burnuna ve topuğuna demir çakılırdı.

Herhangi bir kurumda yolsuzluk olduğunda kamuoyu bunun üzerine gider, konu Meclis’te bile tartışılır, gerektiğinde bakanlar düşürülürdü.

Yüzsüzlük ve arsızlık bugünkü düzeyine gelmez, hesap sorulurdu.

★★★

Memlekette hak ve hukuk kavramları geçerliydi. Adalet vardı. Düşünün, Urfa milletvekili Ali Saip Ursavaş, Atatürk’e suikast girişimi iddiasıyla tutuklanmış, Ankara’da Ağır Ceza’da yargılanıyor.

Herkes onun en ağır cezaya çarptırılacağından emin.

Beraat etti.

Evet, bir mahkeme böyle bir karar alabiliyordu.

Bizim kuşaklar o yıllarda henüz doğmamıştı. Olanı biteni sonraki yıllarda kitaplardan öğrendik.

★★★

Çocukluk ve gençlik yıllarımızda mafya çeteleri gibi bir şeyi düşünemezdik bile! Şimdi sokak çatışmaları, soygunlar, vurgunlar, yolsuzluklar, kadın cinayetleri dahil her köşede bir pislikler yığını...

Bunların nedeni belli...

Bu iktidar döneminde uygulanan politikalar nedeniyle toplumun ahlâk düzeni alabora edildi.

Paramızın değeri neredeyse sıfırlandı. Bir kesim krallar gibi yaşarken memleketin orta direği olan asıl büyük kesim sürünüyor.

İş alemine bakınız, artık kimse kimseye güvenmiyor. İnsanlarımız güven duygusunu bile yitirdi ki, çok önemlidir.

Yani neresinden baksak durum böyle!

Öğrencilerin, velilerinin ve ailelerinin durumu daha da beter.

Saray’daki beyefendi şimdi karar almış, cumhurbaşkanlığı seçimine bir kez daha girecekmiş.

Girsin bakalım, gün doğmadan neler doğar!

Yazarın Diğer Yazıları