Engin Alan–Kaşif Kozinoğlu–Levent Göktaş

Geçen ay, Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde ölümü, tutuklamalar, Kurtlar Vadisi dizisi senaryosu konuşuluyordu. Ülkemizde gündemi değiştirecek çok olay yaşanıyor. Hiç beklenmedik biçimde fon olayı patladı. Siyasilerin isimlerinin karıştığı “Vurgun” iddiaları konuşulur, yazılır oldu. Biz ana gündemden ayrılmayalım ama bazı olayları da hatırlatalım.

Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin çok iyi bir eğitime ihtiyacı vardı. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın en gözde, parlak isimlerinden olan, atış gösterilerinden insanın nefesini tutup izlediği komutanlardan birisi Binbaşı Kaşif Kozinoğlu, diğeri de Yüzbaşı Levent Göktaş’tı. Türk Silahlı Kuvvetleri adına 1992’de Azerbaycan’a 12 kişilik Özel Kuvvetler timi gönderildi. Tim komutanı Kozinoğlu, yardımcısı ise Göktaş’tı. Alt yapıyı oluşturup silahlı kuvvetleri eğitmeye başladılar.

ÜÇÜ DE CEZAEVİNE GİRDİ

1994 yılında Azerbaycan’a bir başka ünlü komutan daha gitti. Özel Kuvvetler eski Komutanı Engin Alan, çalışmaları koordine etti, çağdaş, güçlü, kendi topraklarını koruyacak bir ordunun kuruluşunu gerçekleştirilmesinde büyük emek harcadı. Engin Alan gibi, Kaşif Kozinoğlu gibi Levent Göktaş’ın kahramanlığı dillere destandı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde “Efsane Yarbay” olarak tanınan Korkut Eken’den dinlemiştim: “Levent Göktaş’ı dağda 500 PKK’lının arasına at, onların arasından yara bile almadan sağ salim kurtulur.”

Kahramanlıkları dillere destan olan komutanlardan Korgeneral Engin Alan “Balyoz soruşturması” kumpasında tam 39 ay cezaevinde yattı. MİT’e geçen Kaşif Kozinoğlu, yurt dışı görevindeyken Türkiye’ye çağrıldı ve “Ergenekon Davası” kapsamında Silivri Cezaevi’ne konuldu. Vefatıyla ilgili soru işaretleri hâlâ giderilmiş değil. Albay rütbesiyle emekliyle ayrılan Levent Göktaş da “Ergenekon kumpası”nda yıllarca cezaevinde tutuldu. Ama o Azerbaycan’dan, orada yetiştirdiği askerlerden hiç kopmadı.

Böyle isimli komutanlar gibi, görevlerini o disiplin anlayışı içinde yerine getiren isimsiz nice kahraman olduğunu unutmayalım.

Kardeşi Kozinoğlu’nu anlattı: “O görev adamıydı.”

MİT’in yurt dışı operasyonlar ve organizasyonlarında önemli görevlerde bulunduğu belirtilen ve Odatv’ye gizli belge sızdırdığı suçlamasıyla hakkında tutuklama kararı verilen Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde rahatsızlanıp hastaneye kaldırılırken yaşanan gecikme sonucu vefat ettiği söyleniyordu.

Ölümü ile ilgili soru işaretlerini kaldırmak için Adalet Bakanlığı tarafından başlatılan yeni soruşturma genişletilerek sürdürülüyor. “Bir görev adamının”, cezaevinde ölmesini ailesi “O, böyle bir ölümü asla hak etmemişti” diye yorumladı.

DÜNYA BİRİNCİLİKLERİ OLAN SPORCU

Vefatından 10 gün önce ağabeyi Kaşif Kozinoğlu’nu cezaevinde ziyaret eden Fügen Bıçakçıoğlu ile uzun bir söyleşi yapmıştım. 15 Kasım 2011’de Fügen Hanım sorularımı şöyle cevaplandırmıştı:

“Ağabeyim, duruşma gününü (Duruşma gününe 10 gün kala vefat etti) heyecanla bekliyordu. O günü göremedi. Spor yüzünden kalp krizi geçirdiği söylendi ve hastaneye bile yetiştirilemeden vefat etti. Cezaevinde de sporu hiç ihmal etmediğini söylüyordu. Onca ağır sporları yapan bir insanının, cezaevinde ağır spor yaptığı için öldüğünün söylenmesi ise inandırıcı değil.

“SUÇSUZUM, SUÇSUZUM, SUÇSUZUM’

Ağabeyim tam anlamıyla ülkesine, milletine aşık bir görev adamıydı. Ziyaretimde, ‘size cezaevinde iyi bakıyorlar mı?’ diye sorduğumda ‘gayet iyi bakıyorlar. Yemeklerimiz iyi. Allah devlete, millete zeval vermesin’ dedi. Devlet, millet, vatan, toprak sevgisini söyleyen, aşılayan birisiydi. Ancak, tutuklu olduğu için ne kadar üzüldüğünü de biliyorduk. Hep moralliydi, dik duruyordu. Son ziyaretimde onun eski morali ve umudunun yüzünde yansımasını görmedim.

Kendisine suçunun olup olmadığını sorduğumda ‘hiçbir şeyim yok. Suçsuzum, suçsuzum, suçsuzum. Bunu herkes mahkemede de öğrenecek. Devletime asla ihanet etmedim, ettirmem de’ diyordu. 

‘ONLAR, BENİMLE MEZARA GİDER’

Duruşma için hazırlıklarını yapıyordu. Herkes onun çok şeyler konuşacağını bekliyordu.  Ama o, ‘görevimle ilgili tek bir kelime bile konuşmam. Onlar benimle mezara gider’ derdi.

Ağabeyim spor yaptığı için ölmüş olamaz. Çünkü sporun nasıl yapıldığını bilir. Kalbinden çok onu ölüme götüren çiğnenmiş gururu, onuru ve karşılaştığı muamelelerdir. Bunca hizmetine rağmen cezaevindeyken bile ‘Bu millete çok hizmet etmem lazım’ derdi. Tutuklanması çok ağrına gitmişti. Siyasi bir düşünceye değil, devlete hizmet için söz vermişti. Ağabeyime yazık ettiler.

Ailemizin özel günlerinde hiç bizlerle olamadı. 10 yıl önce vefat eden babamız emekli öğretmen Abdullah Kozinoğlu’nun cenazesinde bile bulunamadı. O yüzden, ‘Babamın mezarına beni defnedin’ diyordu. 

YAPTIKLARINI TARİH YAZACAK

Hakkında çıkan haberlere de üzülüyordu ve ‘Hep yalan yazıyorlar’ diyordu. Bunu mahkemede de söyleyeceğini belirtmişti. ‘Örneğin, Haydar Baş’la akraba olduğumuzu yazıyorlar. Tamamen gerçek dışı. Olsa da bundan şeref duyardım’ diyordu. Hakkında yazılanlardan tek doğrunun Trabzonlu olduğudur ki, Trabzonluluğumuzdan da gurur duyduğunu söylerdi.

Bir gün tatil yapmadı, bir gün yüzü görmedi. Hâlâ cezaevinden çıkıp da ‘Devletim için çalışacağım’ diyen bir insandı. Neler yaptığını bilmeyiz ama ‘Yaptıklarımızı bir gün tarih yazacak. Ben öldükten sonra kahraman diye gösterecekler, ölümümden sonra bazı şeyleri anlayacaklar’ derdi. Bizi kahreden, bir vatanseverin cezaevinde ölüşü. O, ülkesinde böyle bir ölümü hak etmedi. Böyle ölecek bir insan değildi. Cezaevindeki sağlık koşulları yeterli olsaydı, belki ağabeyim kurtarılacaktı.”

Yazarın Diğer Yazıları