İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Spor Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 10 Aralık 2025 tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanlığı’na gönderilen yazıda, adli ve idari soruşturmaların uyumlu yürümesi için dikkat edilmesi gerekenler belirtilmişti. Savcılığın elinde ulusal ve uluslararası bilgi havuzu var. Yasal HTS, MASAK raporları, para hareketleri, şüpheli, tanık, mağdur, etkin pişmanlık ifadeleri yakalamalarda çıkan dijital materyaller, önceki soruşturma bilgileri de bulunuyor.
Futbol dünyası önemli ölçüde güven kaybına uğradı. Futbol insanlarının tutuklanmasının ardından yeni operasyon beklentisi var. Ağırlıklı olarak futbolcuların karıştığı yasadışı bahis soruşturulacak. İkinci ve üçüncü lig kulüp başkanlarına, Futbol Federasyonu çalışanları da sırada. Yönetmeliğe göre futbolda ilgili kişilerin bahis oynayamayacağı hükmü yer alıyor. Şunu da söyleyelim bu oyunlarda süreklilik, para kazanma, kendi maçında oynama var. 17 yaşındaki futbolcunun, hakem bir –iki defa bahis oynamasının durumu farklı ele alınmalı.
AYRIŞMANIN YENİ SAHNESİ
Bizi birleştiren futbol, bugün bahis, para, ticaret, siyaset ve ayrışmanın gölgesinde güven duygusunu kaybediyor. Aslında mesele yalnızca bahis, hakem, federasyon değil. Asıl mesele, milyonlarca insanın ortak heyecanı olan futbolun güven ve adalet duygusunu kaybetmesi. Belki de daha tehlikelisi, futbolun da toplumdaki ayrışmanın yeni sahnesine dönüşmesi.
Futbol, sadece futbol değil. Rekabetti, heyecandı, centilmenlik, dostluk, arkadaşlıktı.
Kazanmak kadar kaybetmeyi de kabullenmekti. En önemlisi, adil olduğuna inanılan bir oyundu. Taraftar maç günü başka bir heyecan yaşar. Stada gider, tribünde bağırır. Bazen hakeme kızar, bazen rakibe. Bugün o duygular giderek zayıflıyor. Bahis, büyük paralar, menajerlik ilişkileri, kulüp içi mücadeleler, yönetim kavgaları, siyasi tartışmalar, devasa bütçe açıkları, mafya ve çete iddiaları derken futbolun etrafında çok başka hesaplar oluştu. Futboldan çok futbolun arkasındaki hesapları izler hale gelindi.
PİYASALAR BÜYÜDÜ
Teknoloji geliştikçe yasal ve yasa dışı bahis piyasaları da büyüdü. Para büyüdükçe tehlike riski büyüdü. Risk büyüdükçe oyunun doğal dengesi daha fazla tehdit altında kaldı. Bugün hakemlerin, futbolcuların yöneticilerin ve futbolun farklı aktörlerinin bahis soruşturmalarıyla gündeme gelmesi, aslında uzun zamandır biriken güvensizliğin ne kadar derinleştiğini gösteriyor.
Geçmişte de tartışmalı kararlar vardı. Hakem hataları vardı. Kulüpler, federasyonlardan şikâyet ederdi. Ama bugün mesele çok daha büyük. Çünkü artık insanlar sadece “Hakem yanlış karar verdi, federasyon taraflı” demiyor. “Acaba başka bir hesap mı vardı?” diye soruyor. İşte futbol açısından asıl tehlike burada başlıyor. Bir oyunun sonucuna duyulan inanç ortadan kalkarsa, o oyun da anlamını kaybetmeye başlar. Bu futbolun kendisi açısından ciddi bir alarmdır.
DÜŞMANLAŞTIRILIYOR
Futboldaki her maçın ardından televizyonlarda, sosyal medyada ve yapay zeka tarafından yönetilen bot hesaplar da, taraftarların birbirine karşı kışkırtılması eksik olmuyor. “Bize haksızlık yapılıyor”, “Onların takımı kollanıyor”, “Hakemler bizi doğramaya devam ediyor” deniliyor. Ülkemizin insanları, aynı oyunun tribünlerinde birbirlerine yabancılaştırılıyor, düşmanlaştırılıyor. Oysa futbolun en büyük gücü birleştirmek, başarıda milyonlarca insanı ayağa kaldırmak, aynı milli forma altında farklı düşüncelere sahip insanları yan yana getirmek, aynı marşta, aynı heyecanda buluşturmak...
Şimdi bundan geriye ne kaldı? Milli takımın bile siyasi tartışmaların gölgesinden kurtulamaması çok daha ağır bir tablo ortaya çıkarıyor. Milli forma, herhangi bir siyasi görüşün, herhangi bir grubun, herhangi bir çevrenin forması değil. Milli takım ortak gururdur. Futbol Federasyonu da, hakem de, temsilci de, takımlarda öyle. Mesele artık “Sen hangi takımı tutuyorsun?” değil, bu oyuna hala güveniyor musun?
“SPOR YORUMCULARI DA İNCELENSİN”
Futbol, sadece topun peşinden koşulan bir alan değil. Milyarlarca dolarlık ekonomik büyüklüğü olan, uluslararası itibarı etkileyen dev bir sektör. Bu kadar büyük bir alanın yönetimi de kişisel ilişkiler, kulüp aidiyetleri ve günlük siyasi ilişkilerle yürütülemez.
Fon soruşturmasının ardından futbolda başlayan operasyonun zamanlaması konusunda elbette yorumlar yapılıyor. İki olayın peş peşe gelmesi, “Bir gündem diğerinin önüne mi geçiriliyor?” sorusunu da beraberinde getirdi. Türkiye’de hangi alanda olursa olsun, gerçek sorunların üzerini başka gündemlerle örtmek yerine bütün kurumları aynı şeffaflıkla temizleyebilecek miyiz?
Bu konuları konuştuğum spor insanı, “Futbolu temizlemek, sadece hakemi, yöneticiyi, futbolcuyu soruşturmakla bitmez. Spor yorumcuları ve birinci derece yakınları da incelenmeli. Futbolu temizlemek; menajerlik sistemini, kulüp menajer ilişkilerini, bahis sistemini, para trafiğini, çıkar çatışmalarını, hakem atamalarını, kulüp-federasyon ilişkilerini, taraftar gruplarının siyasallaşmasını ve en önemlisi kurumlara duyulan güveni yeniden düzenlemek demektir” dedi.
“Tehlike büyük” deniliyor. O zaman TBMM’de gerekirse Araştırma Komisyonu kurulup önlemleri belirleyip, uygulamaya konulmasını sağlamalı.