İçişleri Bakanlığı uyuşturucuya karşı açtığı savaşa devam ediyor. Bu iyi bir şey tabii ki...
Aslında, sınırlarımızı delen, evlâtlarımızı zehirleyen kaçakçılarla mücadele çoktan başlatılıp iğrenç ve hain uyuşturucu baronları yok edilmeliydi!
Özellikle İstanbul’da devam eden operasyonların faydası “Uyuşturucuyu kim kullanırsa kullansın bunun suç olduğunu ve cezalandırılması gerektiği” topluma göstermek olmuştur. Fakat...
Uyuşturucu ile ülke çapında mücadele yeterli midir?
Buna olumlu cevap vermek zor!
Ünlüleri içeri tıkmakla bu savaş kazanılamaz! Uyuşturucu felaketini yok etmek için kaynağını kurutmak gerekir!
★★★
Olayları yakından takip eden Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ “Asıl hedef uyuşturucu baronları ve terör elebaşıları olmalıdır” diyor ve ekliyor:
“PKK terör örgütü lideri Öcalan katili, PKK’nın uyuşturucu trafiğini kontrol edip gençlerimizi zehirliyor. Unutmayalım, PKK bir narkotik (uyuşturucu) terör örgütüdür.
ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Koruma Ofisi PKK’nın liderlerinden Murat Karayılan, Ali Rıza Altun ve Zübeyir Aydar’ı önemli yabancı uyuşturucu kaçakçıları olarak listelemiştir.
Diyarbakır’ın Lice kırsalında geçen yıl 300 uyuşturucu kaçakçısı yakalandı. Bunların 45’i PKK örgütü üyesi. Geleceğimizi yok etmeye çalışıyor bunlar... Hadi, İçişleri Bakanlığı’na sorun. Yalan mı söylüyor Ümit Özdağ?
Medyada yer alıyor. Uyuşturucu kullanım yaşı 12’ye inmiş ve milyonlarca gencimiz uyuşturucu belasının pençesine düşmüş durumda...
Uyuşturucu baronları sınırlarımızdan girmek isteyen İŞGAL KUVVETLERİNİN öncü birliklerdir!
Durum böyleyken şimdi şu soruları da sormamız gerekiyor:
İnsanlık katili APO’ya “sayın” mı diyeceğiz?
Bebek Katili Öcalan’ı ‘Kurucu önder” diye mi isimlendireceğiz?
Kim yapar bilmiyoruz ama bizden kimse bunu bekleyemeyeceğini biliyor.
Siyasi hesaplarla terör örgütünün siyasi yandaşlarına (DEM Partililere) şirinlik yapmak bize uymaz! Bizde öyle bir kan yok! Bu bizim kanımıza dokunur. Kanına dokunmayanlar bunu rahatlıkla yapıyorlar! Görüyoruz!”
★★★
“Biz Atatürk’ten yana, Cumhuriyet’ten yana, Kurtuluş Savaşı’ndan yana kalmaya ve ‘HAİNE HAİN’, ‘Teröriste terörist’ demeye, bölücülerle tavizsiz bir şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz!”
Tebessüm
Sadrazamın 3 zarfı...
9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in politik fıkraları meşhurdur.
Ülkede sorunların üstesinden gelemeyen siyasileri hicveden “Sadrazam” fıkrası her devirde ilginç bulunmuştur.
İşleri bir türlü rayına sokamayan, halkın dalga dalga büyüyen şikâyetlerine çözüm getiremeyen Eski Sadrazam, Yeni Sadrazam’a görev devrederken ona “3 zarf” bırakmış ve:
“Başın sıkışırsa birinci zarfı, biraz daha sıkılırsa ikinci zarfı, çok sıkılırsan da üçüncü zarfı açarsın!” demiş...
Yeni gelen sadrazam uğraşmış, didinmiş, elinden gelen her şeyi yapmış ama işleri düzene koyamamış...
Her şey daha kötüye gidince aklına eski sadrazamın kendisine bıraktığı “3 zarf” gelmiş. Onun deneyimlerin den yararlanmak umuduyla birinci zarfı açmış...
Mektupta:
“Senden öncekileri kötüle!” diye yazılı...
Başlamış kötülemeye...
Kendinden öncekiler için demediğini bırakmamış... Fakat...
Bunların hiçbirinin faydası olmamış... İşler daha da bozulmuş, fena halde kötüleşmiş...
Bu defa umutla ikinci zarfı açmış. Mektupta iki kelime yazılı:
“Etrafını kötüle!”
O da bunu yapmış ve başlamış etrafındakileri kötülemeye...
Çevresi için demediğini bırakmamış ama işler hâlâ berbat!
Bu sefer “Son çare” olarak üçüncü zarfı açmış...
Zarftan çıkan küçük pusulada şunlar yazılı:
“Sen de üç zarf hazırla!”
GÜNÜN SÖZÜ
İnsanlar yanlış kararlarının sonucunu kadere yüklerler!