Casusluk nedir? Bir devletin veya kurumun gizli tutulması gereken askerî, siyasi veya ekonomik bilgilerinin gizlice ele geçirilmesi ve yabancılara (başka devletlere) sızdırılmasıdır. Casuslar genellikle “Ulusal güvenlik” açıklarını kullanarak elde ettikleri önemli bilgileri “menfaat karşılığı” yabancılara verirler. Kısaca “Casusluk tanımını” yaptıktan sonra gelelim esas konumuza... Tele1 Kanalı’nın Genel Yayın Yönetmesi Merdan Yanardağ önceki gün, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte “Siyasal casusluk” suçundan yargılandı. İkinci duruşmaydı bu... Savcı iddianamesinde sanıkların her biri için 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istiyor. Peki, nasıl casusluk yapmış bu sanıklar? Hangi devlete Türkiye’nin ulusal güvenlik açısından önemli gizli bilgilerini vermişler? İddianamede bunların hiçbiri yok! ★★★ Merdan Yanardağ duruşmada savunmasını yaparken bu durumu şu sözlerle açıkladı: “Bu iddianame casusluk tanımı konusunda bile yetersizdir. Kafası karışıktır ve çelişkilerle doludur. Bu iddianamede hiçbir somut gerekçe bulunmamaktadır. ‘Hangi devlet için casusluk yapılmış?’ sorusunun cevabı iddianamede yoktur. Âdeta ‘spor olsun diye casusluk yapalım’ demişiz gibi bir hava yaratılmak istenmektedir. Karşımızda aceleyle bizleri tasfiye etmeye çalışan uydurma bir iddianame bulunmaktadır. Davanın amaçlarından biri Tele1’i ele geçirmek, beni ve arkadaşlarımızı susturmaktır. Bu ‘hukukî ayıbın’ bir an önce sonlandırılmasını ve tahliyemi talep ediyorum.” ★★★ Merdan Yanardağ gazetecidir. Yarattığı Tele1 kanalına el konulmuş ve 144 meslektaşımızın tazminatsız işten çıkartılması vicdanları sızlatmıştır. Tele1’in başına getirilen kayyum, 144 gazeteci ve televizyoncuyu işten çıkartırken 144 ailenin nasıl perişan olacağını bir an bile düşünmemiştir. Düşünmüş olsa yasal tazminatlarını öderdi. Bu ülkenin kanunları, yargının tayin ettiği kayyumları bağlamıyor mu? Çalışanların yasal hakları böyle acımasızca nasıl gasp ediliyor? ★★★ Başka davalardan da tutuklu olan Ekrem İmamoğlu ile Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Günün yargılandığı “Casusluk davası” ileri bir tarihe ertelendi. Mahkeme heyeti, savcının isteği üzerine tutukluluğun devamına karar verdi. Aslında bu davada tutuklamayı gerektirecek bir belge, bir kanıt yok ama tutukluluk devam ediyor. Dostlarımla, çevremdeki insanlarla, okurlarımla her gün diyalog halindeyim. İddia edilen casusluk suçuna inanan bir kişiye bile rastlamadım! 25 Ekim 2025 günü gözaltına alınıp tutuklanan Merdan Yanardağ 245 gündür Silivri Cezaevi’nin bir hücresinde adalet bekliyor! Bir avukatın feryadı! Günümüz Türkiye’sinde hukuk tarihine geçecek dramlar yaşanıyor. Cezaevlerinde “siyasi nedenlerle tutuklanmış” yüzlerce sanık var. Aslında hepsi de “Tutuksuz” yargılanabilirdi... Yasalar tutuksuz yargılamayı esas alıyor ama ülkemizde siyasi nedenlerle açılan davalarda “tutuksuz yargılama” yoklara karıştı... Bana gelen çeşitli mektuplar arasında ‘bir avukatın feryadı” dikkatimi çekti. Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in avukatı Çiğdem Kezer: “Müvekkilim 490 gündür tutuklu. Suçsuz yere Silivri Cezaevi’nde tek kişilik hücrede yatıyor. Ailesi ve sevdikleri perişan durumda... İsnat edilen suçla ilgili ses kaydı, görüntü, video kaydı, hiçbir şey yok. ‘MASAK ve bilirkişi raporları’ da temiz. Müvekkilimin 13 Temmuz’da duruşması var. Biz tahliye beklerken Alaattin Köseler’e son anda yeni bir suç isnat edildi. Savcılık tarafından başlatılan yeni soruşturma kapsamında tekrar tutuklama kararı verildi! Alaattin Köseler’e, hiç dahil olmadığı konularda suç isnatlarında bulunulmasının tek bir amaca yönelik olduğun açıktır. Amaç, müvekkilimin bir şekilde tahliye olmasını engellemektir. Tüm bu haksızlıklara rağmen eninde sonunda adaletin tecelli edeceğine inanmak istiyoruz.” GÜNÜN SÖZÜ “CENAB-I HAK” adaletle yönetenleri sever. (Kuran)