Hazine ve Mazeret Bakanı

Yürütme makamı sorun çözmek için vardır. Mazeret üretmez. Pembe tablo çizmez. Şunlar oldu da böyle oldu demez. Kendi hatalarını başka nedenlerin arkasına gizlemez. Gerçek tespitler yapılır. Şeffaf bir şekilde yanlış yapılanlar ortaya konur ve düzeltilmesi için çalışılır.

Ancak ülkemizde ilginç bir yaklaşım var. Veriler cımbızlanıyor, süsleniyor. Olumlu olarak görülenler paylaşılıyor. Hangi dönem aralığı en iyi görünüm veriyorsa o seçiliyor.

Sonuç mu, icraat bakanlığı değil, mazeret bakanlığı ve bakanları ortaya çıkıyor.

Buyurun örnekler. Aşağıdaki örneklere bakınca Türkiye’deki ekonomik sorunların, yüksek enflasyonun, yüksek bütçe açıklarının, cari açığın, yaşanan derin yoksulluğun, gelir dağılımındaki adaletsizliğin, milyonlarca emekli ve asgari ücretlinin açlık sınırının altında bir maaşa mahkum olmasının, çiftçinin toprağından kopmasının, artan konkordato ve iflasların ve daha pek çoğunun arkasındaki nedenin dış kaynaklı olduğu sonucuna ulaşıyorsunuz. Hatta o kadar ileri gidiliyor ki, “Aslında çok başarılı bir program uyguluyoruz ama ah şu dış şoklar, küresel ve jeopolitik riskler yok mu?” mealinde cümleler kuruluyor. Güzel bir günah keçisi bulunmuş.

Aşağıdaki cümleler Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “X” üzerinden yaptığı sosyal medya paylaşımlarından alınmıştır. Bu cümleler yukarıda söylediklerimizin ne anlama geldiğini açık bir şekilde ortaya koyuyor.

10 Ağustos 2026

Zorlu küresel koşullara rağmen sanayi üretimimiz ikinci çeyrekte yıllık yüzde 1.9 büyüdü.”

3 Ağustos 2026

Zorlu küresel ve jeopolitik koşullara rağmen dezenflasyon devam ediyor. Temmuz ayında yıllık enflasyon bir önceki aya göre 0.4 puan gerileyerek yüzde 31.8 gerçekleşti.”

31 Temmuz 2026

Olumsuz jeopolitik gelişmelere rağmen ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış turizm geliri 65.2 milyar dolar ile 2025 yılı seviyesini korudu.”

24 Temmuz 2026

Jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu belirsizliklere rağmen hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi son üç ayda toplam 6.6 puan, reel sektörün beklentisi 1.2 puan geriledi.”

13 Temmuz 2026

Küresel ekonomideki şoklara karşın cari açığın sürdürülebilir seviyelerde kalması ekonomimizin dayanıklılığını gösterirken makrofinansal istikrarı da desteklemektedir.”

9 Temmuz 2026

Çoklu şoklara rağmen Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payı yaklaşık yüzde 62 ile son 11 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı.”

3 Temmuz 2026

Arz şoklarıyla artan küresel enerji fiyatları nedeniyle kesintiye uğrayan dezenflasyon süreci yeniden başladı.”

3 Temmuz 2026

Küresel ticaretteki belirsizliklere rağmen ihracat dirençli görünümünü sürdürdü.”

22 Haziran 2026

Jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatlarını artırması, kısa vadede enflasyon görünümü üzerinde baskı oluşturarak beklentileri olumsuz etkiledi.”

15 Haziran 2026

Küresel ekonomide artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi nisanda yıllık yüzde 6 arttı.”

1 Haziran 2026

Küresel belirsizliklerin etkili olduğu ilk çeyrekte Türkiye ekonomisi yıllık yüzde 2.5 ile ılımlı büyüdü.”

Listeyi çok daha fazla uzatabiliriz. Sanırım gerek yok. Manzara ortaya çıktı.

Daha önceleri de bütçe açıklarının gerekçesi olarak depremi sürekli dile getiriyorlardı. Ancak deprem harcamalarına bütçeden ayrılan kaynağın tutar ve oran olarak azalması ile birlikte artık bu durum pek dillendirilmiyor.

Onlar eksi gıda enflasyonu veriyor biz dünya üçüncüsüyüz

Aynı küresel ortamda yaşıyoruz. Dünya aynı enerji şoklarına maruz kalıyor. Hatta Avrupa hem Rusya hem Körfez şoklarına maruz kalmakta. Ama her nedense küresel gelişmeler, şoklar, krizler sanki krizin merkez üssüymüşüz gibi en çok bizi vuruyor, bizim ekonomimizde yıkıma yol açıyor. Savaştaki Ukrayna ve Rusya bile ilk onda değil.

Bakın 3 Ağustos 2026 tarihinde temmuz ayına ilişkin enflasyon verileri yayımlandı. Yıllık enflasyonda bir arpa boyu yol kat edemedik. Yıllık bazda gıda enflasyonu ise 37.53 olarak belirlendi. Bu oranla dünyada kaçıncı olduk biliyor musunuz? Venezuela ve İran’dan sonra üçüncü olduk.

Venezuela ve İran’ın durumları malum. Bizim altımızda yer alan Suriye yeni iç savaştan çıktı. Lübnan bir tür savaş ortamında. Ama küresel ve jeopolitik riskler onları bizden daha az etkilemiş.

Bir de madalyonun diğer yüzü var. Eksi gıda enflasyonu verenler. Bizim yıllık %37.53 gıda enflasyonu ile dünya liginde üçüncü olduğumuz dönemde:

- İsveç eksi %6.8,

- Macaristan eksi %4.40,

- Sırbistan eksi %3.70,

- Çekya eksi %3.40,

- Estonya eksi %1.60

gıda enflasyonuna sahip. Sanırım bu ülkelerle biz aynı yerkürede yaşamıyoruz.

Her zaman söylediğimiz gibi, sorunları çözmek istiyorsanız önce sorunun varlığını kabul etmeniz, yapılan hataların muhasebesini yapmanız gerekir. En önemlisi günübirlik uygulamalarla değil güven veren yapısal reformları içeren güçlü bir programa ihtiyaç var. Bu programın birinci maddesi ADALET, ikinci maddesi ise ŞEFFAFLIK olmalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları