“Terörsüz Türkiye” adıyla halka sunulan “İkinci Cumhuriyet” projesini hayata geçirecek “PKK’lılara af” yasası TBMM’den geçti. Türkiye’nin Osmanlı’dan beri devam eden bir Kürt meselesi olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ezelden beri bu meselenin çözüm yeri meclistir deyip duruyorduk. Hakimiyet de kayıtsız şartsız milletin olduğuna, milletin de bu hakimiyetini TBMM marifetiyle kullandığına göre, kabul edilen bu yasanın meşruiyeti üzerinde kimsenin söyleyecek bir sözü olamaz. Demokrasi budur. Ama yasaları eleştirmek de vatandaşın meşru hakkıdır. Demokrasi bunu da içerir. Bu projenin mimarı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Yeni “Tek Adam” odur. Kimse, kendini onun ortağı sanmasın. Birinci Cumhuriyet “Ulus Devlet” kurmayı amaçlamıştı. İkinci Cumhuriyet “Milli Devlet” inşa etmeyi hedefliyor. Millet “aynı dine mensup cemiyet” demektir. Başkan Erdoğan 10 Ocak 2013’te Mardin’de “Biz her tür milliyetçiliği ayaklar altına aldık, bunun üzerine Türkiye’yi inşa ediyoruz” derken İslam’ın reddettiği milliyetçiliği kastediyordu. Nitekim aynı Erdoğan, 13 Mart 2014’te Mersin mitinginde gönlündeki Türkiye’yi “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” olarak tanımlamıştı. O gün bugündür bu tanımını her yerde her vesileyle tekrarladı.
KAVİM, AKVAM, MİLLET, MİLLİ, MİLLİYET, ULUS
Bugün “ulus” anlamına gelen millet kelimesinin eski karşılığı “kavim”dir. Hatırda kalması için tekrar edeceğim. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra galip devletler, bir daha savaş çıkmasın, uluslararası ihtilaflar müzakere ile çözülsün diye 1920’de Paris’te “League of Nations” adında bir cemiyet kurmuştu. Osmanlı Devleti Hariciye Nezareti tercümanları “league” kelimesi “cemiyet”, “nation” kelimesi de “akvam” (kavimler) olarak Türkçeye çevirdi. Teşkilatın Türkçe adı da “Cemiyet-i Akvam” oldu. 1946’da bu örgüt feshedildi. Bunun yerine aynı amaçla, ABD’nin patronajı altında San Francisco’da United Nations isimli bir teşkilat kuruldu. Dışişleri Bakanlığı “united” kelimesini “birleşmiş”, nations kelimesini “milletler” olarak Türkçeleştirdi. Yani İngilizcesi değişmeyen “nations” sözcüğünün Türkçesi “akvam”dan “milletler”e dönüştü. Başkan Erdoğan’ın “milliyetçiliği ayaklar altına aldık deyip ardından ülkenin “tek milletli” olmasını istemesi çelişik değildir. Millî Görüş de dini görüştür zaten.
TEK BÜTÇE
Ulus devlet, öyle veya böyle bitecek gibi duruyor. Marksist eğitimden geçmiş Öcalan Kürtlerin mutlu olması için ayrı bir devlet kurması gerekmez diyor. Ulus devletçiliğin burjuva işi olduğunu söylüyor. TC. Devleti içinde Kürtlerin sosyal ve siyasi vs. taleplerinin karşılanabileceği fikrinde. Bu taleplerin içinde “milli gelirin Türkler ve Kürtler arasında yeniden bölüşümü” olabilir mi? Mefkuresi icabı Öcalan’ın böyle bir arzusu olmaz sanıyorum. Onun için önemli olan, emekçi Kürtlerin, emekçi Türklerle birlikte Türkiye’nin milli gelirinden daha büyük pay alması olmalıdır. Benim gördüğüm, başlangıçta sosyalist eğilimli olan PKK silahlı kalkışmasının, zamanla (belki de ABD’nin telkiniyle) Osmanlı’daki “kavmiyetçi” bir burjuva hareketine dönüştüğüdür. Bunun böyle olup olmadığını, müzakereler ilerledikçe masaya konacak “vergilerin ve gelirlerin bölgesel dağılımı” taleplerinin mahiyetinden anlayacağız.
SON SÖZ: Mâli özerklik olmadan, milli özerklik olmaz.