IGA’nın (İstanbul Grand Airport) dördüncü pisti 18 Eylül 2026 günü törenle hizmete girdi. IGA için ölüme yatırılan Yeşilköy-Atatürk Havalimanı’nın 2. pistinin yıkımı ise Haziran 2022’de törensiz başlamıştı. Üç pistli Yeşilköy’ün birinci pisti, zaten daha önce yangından mal kaçırır gibi battal edilmişti. Hava ve kara ulaşımı bakımından lokasyonu mükemmel bu havalimanı şimdilerde panayır alanı olarak kullanılıyor. Son kalan pisti de günün sonunda yıkılacaktır. Bu havalimanının terminal binaları da Melih Gökçek’in dinozorlarına dönecektir. IGA’nın dördüncü pistinin açılışında yapılan konuşmalarda “IGA, inen-kalkan uçak ve gelen-giden yolcu sayılarında rekor üstüne rekor kırıyor” dendi. IGA inşa edilmeyip Atatürk Havalimanı yaşatılsaydı o da rekor üstüne rekor kıracaktı. Bu talep artışı zaten bekleniyordu. Bunun için Yeşilköy havalimanı büyütülüyordu. İşletmeci TAV’a 300 milyon dolar “kâr kaybı” tazminatı, büyütme ihalesi iptal edildiği için ödendi. Devam edelim: İkinci pistinin yapımı geciktirilen Sabiha Gökçen (ISG) yıllardır rekor üstüne rekor kırmıyor mu? Antalya, Dalaman, Menderes, Esenboğa, Bodrum havalimanları da rekor kırmıyor mu? IGA rekor kırıyor propagandası yapmakla “yanlış yatırım” doğru gösterilmek isteniyor. ÜÇÜNCÜ HAVALİMANI YAPILMADI Tüm dünyada gerek yurtiçi gerek yurt dışı, hem yolcu hem de kargo hava taşımacılığı büyüyor. Nüfusu ve GSYH’si, gelişmiş ülkelerden daha hızlı artan Türkiye’nin bu sektördeki büyümesi de dünya ortalamasının üstündedir. AKP’nin bu sektöre önem vermesi de isabetlidir. 12 yıl kadar önce İstanbul’a üçüncü bir havalimanı gereklidir dendi. THY Başkanı Hamdi Topçu buna karşı çıktı. Yeşilköy’e dördüncü pisti inşa edelim dedi. Ben, buna ilaveten ISG’nın (Sabiha Gökçen) kapasitesi en az Atatürk Havalimanı ölçeğine yükseltilmelidir tezini savundum. İstanbul, Anadolu’ya doğru büyümektedir, ISG sadece İstanbul’un değil Marmara Bölgesi’nin havalimanıdır, Boğazları geçme maliyetine katlanmadan Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa, Balıkesir illerinde yaşayan milyonlarca insan bu limana kolayca ulaşır; transit yolcu için havalimanının lokasyonu zaten anlamsızdır dedim. Sonuç: Emir demiri kesti, 3-4 milyar dolara çıkacak “ikili büyütme projesi” uygulanmadı. Yüksek faizle en az 15 milyar dolar dış borç alınarak “üçüncü değil ikinci” havalimanı inşa edildi. TAK-I ZAFER YAP, SONRA YIK GSYH ARTAR İktisat okuyanların ilk öğrendikleri şeylerden biri de Keynes’in “tak-ı zafer yap, sonra yık, GSYH artar” sözüdür. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla “gayri safi”dir. Yani milli servet aşınmasını hesaba katmaz. Türkiye’nin bütün havalimanları yıkılıp, yerine tıpatıp aynıları inşa edilse, hem yıkım hem yapım giderleri “yatırım harcamaları” olarak milli gelir hesabına girer ve kişi başına GSYH artar. Ama halkın refahı artmaz. Yatırımların halkın refahını artırmasının temel koşulu, o yatırım için harcanan paranın (ister borç, ister özkaynak olsun) “yıllık maliyetinin, o yatırımdan elde edilen yıllık net kârdan küçük” olmasıdır. Pek tabii, uçakların yere inmek ve yerden kalkmak, yolcuların uçağa binmek ve uçaktan inmek için kullanmaya mecbur oldukları bir havalimanını işleten firmanın, yolculardan ve havayolu firmalarından devlet zoruyla aldığı paranın hepsi ticari gelir değildir. Böylesi kamu tekeli yatırımın kârlılığı alternatifine göredir. SON SÖZ: IGA,rekorla kapanmayacak bir kara deliktir.