Hürmüz’den sonra sıra Montrö’de mi?

30 Ekim 1918’de, Osmanlı Devleti ile galip devletler arasında Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanır.

Sonra, sıra Barış Antlaşması’na gelir.

★★★

Padişah, Sevr’in imzalanması için üç kişilik heyet görevlendirir.

Antlaşma, 10 Ağustos 1920’de, Paris civarındaki Sevr Çini Müzesi’nde imzalanır.

Osmanlı heyeti, kurbanlık koyun gibi, dört saat salon dışında bekletilir.

İmza töreni, toplam 15 dakikada biter.

620 yıllık Osmanlı’nın idamı için ayrılan süre, sadece 15 dakikadır.

Sevr ile Türk milletinin son yurdu da elden gidiyordu.

★★★

Mustafa Kemal’in başkanı olduğu TBMM, 19 Ağustos 1920’de Sevr’i tanımadığını ilan eder.

Sevr’i onaylayan Şura üyeleriyle, imzalayanları vatan haini sayarak vatandaşlıktan çıkarır.

★★★

Sonra, İstiklal Savaşı ve zafer...

İşgalcilerin hayalleri yerle bir olur.

★★★

Sıra Lozan Barış Antlaşması’ndadır.

Sevr son Türk devletinin sonuydu, Lozan ise yeni bir Türk devletinin doğuşu olacaktı.

★★★

İsmet Paşa’nın, “On yıl birden yaşlandım” dediği, sekiz aylık süreç sonunda, 143 maddelik Lozan Barış Antlaşması, 24 Temmuz 1923’te imzalanır.

İşgal güçleri, “geldikleri gibi giderler...”

★★★

Lozan’la, yeni Türk devletinin varlığı ve bağımsızlığı tüm dünya tarafından kabul edilir.

Ve Türklerin idam fermanı, Sevr Antlaşması tarihe gömülür.

Lozan için, İngiliz devlet adamı Churchill:

“Türklerin yeniden Avrupa’ya girmeleri, Müttefikler için en kötü aşağılanmadır...” der.

★★★

Sevr Antlaşması’na göre, Türklere Anadolu’nun dörtte biri kadar, 200 bin kilometrekareden daha az toprak bırakılmıştı.

Lozan Antlaşması’yla, Türkiye’nin elde ettiği toprağın yüzölçümü 736 bin kilometrekaredir.

Hatay’ın katılmasıyla, 783 bin kilometrekarenin üstüne çıkar.

★★★

Ancak, önemli bir sorun vardı...

Lozan’da çözülemeyen konulardan biri, Boğazların tümüyle egemenlik altına alınamamasıydı.

Atatürk, Boğazlar sorununun çözümünü, Hatay gibi ileriye bırakmıştı.

“Boğazlar” sözcüğü; İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı’nı kapsar.

★★★

20 Temmuz 1936...

Atatürk’ün stratejik öngörüsüyle, Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanır.

Böylece, Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliği sağlanır.

★★★

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre...

Ticaret gemilerinin Boğazlardan geçişinde, tam bir serbestlik sağlanır.

Türkiye tarafsız ve savaş dışında ise, savaşan ülkelerin savaş gemileri Boğazlardan geçemez.

Türkiye, bir savaşa girerse veya yakın bir savaş tehlikesi ile karşılaşırsa, Boğazların kullanılması tümüyle Türkiye’nin takdirindedir.

★★★

Montrö, Boğazların Türk kilididir.

Ve Lozan’ı tamamlayan muhteşem bir diplomatik başarıdır.

Montrö ile Karadeniz, bugüne kadar barış denizi özelliğini korumuştur.

★★★

Mesela...

Rusya-Ukrayna savaşına rağmen, Karadeniz savaş alanına dönüşmemişse, bu Montrö sayesindedir.

★★★

ABD, İngiltere, Fransa ve NATO uzun yıllardır, kısıtlama olmadan savaş gemilerini Karadeniz’de bulundurmak isterler.

Montrö’yü esnetmek için girişimde bulunurlar.

Böylece, hem Rusya’yı güneyden kuşatmak hem de Karadeniz’in kontrolünü ellerinde bulundurmayı hedeflerler.

★★★

Mesela...

2006’da, ABD Senatosu’na bir yasa tasarısı verilir.

“İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını ilgilendiren Montrö Antlaşması’nın, ömrünü doldurduğu, bu anlaşmanın günün koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerektiği” belirtilir.

★★★

ABD Türkiye Büyükelçisi Ross Wilson, 3 Mart 2006’da bir açıklama yapar.

Ve der ki:

“Montrö Antlaşması oldukça açık. Ve biz Karadeniz’in uluslararası sularda bulunmasından kaynaklanan haklarımızdan yararlanmak istiyoruz. Yani gerektiğinde gemilerimiz buraya girebilir...”

Yani, Montrö’nün sınırlayıcı hükümlerinin ABD için kaldırılmasını ister.

★★★

ABD’nin Montrö’ye yönelik attığı bu adımların zamanlaması dikkat çekicidir.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) gerçekleşmesi için, Karadeniz’in, Kafkasya ve Balkanların ABD denetimine girmesi gerekiyordu.

ABD gemileri, Karadeniz’e geçiş için Montrö hükümlerine takılmamalıydı.

★★★

ABD’nin bu girişiminden sonra...

27 Nisan 2011’de, Kanal İstanbul Projesi açıklanır.

Kanal İstanbul; Karadeniz’i, Marmara Denizi’ne bağlayacak yapay su yolu projesidir.

Bu kanalla, Avrupa yakası ikiye bölünecek...

Kanal, yapay bir su yolu olduğundan, Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamı dışında kalacak.

Bu durumda...

Türkiye’nin, Montrö ile Boğazlar üzerinde sağlanan tam egemenliği de tartışmaya açılacak.

★★★

ABD/İsrail-İran savaşında Hürmüz Boğazı’nın, küresel ölçekte ne denli önemli olduğu görüldü.

Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol krizine neden olması, Süveyş Kanalı ve Çanakkale-İstanbul Boğazı gibi geçitlerin önemini daha da artırdı.

★★★

Bir senaryoya hazır olalım...

Küresel ölçekte önemli olan boğazların/kanalların, uluslararası yönetime devredilmesi senaryosu...

“Küresel ortak alanlar” projesi...

İşte bu proje, ABD’nin gündeminde...

“Küresel ticaretin aksamaması için boğazlar kimsenin egemenliğinde kalamaz” gerekçesine dayanarak...

★★★

ABD, Çin ve Rusya ile bu konuda anlaşırsa...

Sıra Türk boğazlarına, yani Montrö’ye gelecek...

Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni esnetmeden her ortamda savunmaya hazır olmalı...

Yazarın Diğer Yazıları