12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar CHP’nin genel merkezi Çevre Sokak’taydı. Çok hareketli, geleni gideni çok olan bir merkezdi. CHP kapatılınca binaya devlet el koymuştu. Bir dönem Devlet Güvenlik Mahkemesi olarak kullanıldı. CHP’nin yeniden açılması ve binanın alınmasından sonra Parti Okulu’na dönüştürüldü. Son olarak CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi, bir yerde Ekrem İmamoğlu’nun ofisi olarak da kullanılan, “Gölge bakanların” bulunduğu, toplantılar yaptığı bina boşaltıldı.
Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi İletişim ve Medya Koordinatörü gazeteci Çimen Çetin ile birlikte CHP’de 24 çalışanın işine son verildi. Bayram sonrası sayının 45’i bulacağı belirtildi. Çimen, gazeteci olarak Deniz Baykal’ın yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa getiriliş sürecini yaşamıştı. İletişim Koordinatörü olarak da Özgür Özel’in gidişine, Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla dönüşüne tanıklık etti.
OLAĞANÜSTÜ SÜREÇ
Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi Genel Koordinatörü CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, binayı boşalttıklarını ancak aday ofisinin kurumsal olarak kapatılmadığını, genel merkez boşaltılınca o binada durmalarının bir anlamı olmadığını belirtti. Tezcan şunları anlattı:
“Özgür Özel genel başkan olduktan sonra işe alınanlar, işten çıkarılmaya başlandı. Yani insanların ekmekleriyle oynandı. 24 kişinin işine son verildi, bayram sonrası sayının 45’e ulaşabileceği söyleniyor. Binadan ayrıldık ama artık kendi mekanlarımızda, Meclis’te olacağız... Yine bir binada olmasa da genel başkanın dediği gibi ‘Parti, binadan ibaret değil,’ Cumhurbaşkanlığı Adayı Ofisi de öyle. Aynı şekilde çalışmamızı sürdüreceğiz.
Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Partimize dönük çok sistematik örgütlü saldırı var. Aday Ofisi de bundan etkilendi. Şimdi, öncelikle olağanüstü kurultayın hızla toplanması lazım. Bunun için çok yoğun bir çalışmayı yürüteceğiz. Bu çalışmayı Parti Meclisi’nde, delege, üye ve kamuoyu nezdinde yürüteceğiz.”
KURULTAY TOPLAMA YETKİSİ
Bülent Tezcan’a neler yapabileceklerini sordum. “Parti Meclisi’nin kurultay toplama yetkisi var. Kurultayı toplama yetkisi genel başkanda. Kemal Bey kurultayı toplamazsa bile Parti Meclisi kurultay toplanması kararını alabiliyor. Böyle bir yetki hem Siyasi Partiler Kanunu’nda, hem tüzükte var” dedi.
Parti Meclisi kurultay kararı alsa bile genel başkanın kurultay çağrısı yapmama yetkisi bulunduğunu anımsattım. Tezcan’a, bu durumda ne yapacaklarını sordum. Yanıtı şöyle oldu:
“Parti Meclisi’nin kurultay toplanması yönünde karar almasına rağmen, genel başkan toplanma çağrısı yapmazsa, Sulh Hukuk Hakimliği’ne gidilir. Yine delegenin yüzde 51’inin noter onaylı başvurusuyla seçimli kurultaya gitme olanağı var. Bunda da kurultay çağrısının genel başkan tarafından yapılması gerekiyor. Kemal Bey çağrı yapmayacak olursa onun da yolu yine Sulh Hukuk Hakimliği’ne gidilmesidir. Özgür Özel de açıkladı, biz bir an önce kurultaya gitmek istiyoruz.”
SALDIRI ALTINDAYIZ
Tezcan, partilerinin çok büyük bir saldırı altında olduğunu, partinin bunu kendi hukuku içerisinde çözeceğini, çözmesi gerektiğini anlattı, “Eğer çözülmezse en büyük zararı parti ve ülke görür” dedi Tezcan açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Sorunu bizim çözmemiz lazım. Şimdi bizim partimizin genel başkanını iktidarın talimat verdiği yargıçlar mı belirleyecek? Üyemiz mi belirleyecek? Yapılanlar insanın çok zoruna gidiyor. Hadi bir kurultayı usule aykırı buldun. Ondan sonra üç kurultay daha oldu. Hadi 38’inci kurultayı iptal ettin. 21 ve 22. olağanüstü kurultaylar var. 39. Olağan Kurultay var. Bunlar da mı yasaya aykırı?
Bu kurultayları yok saymanın anlamı CHP’yi çalıştırmamak. Ne yazık ki bizim içimizde buna destek veren herkes bilinçli ya da bilinçsiz bu iş birliğinin bir parçasıdır. Böyle bir şey olabilir mi? Kemal Bey toplasın kurultayı, aday olsun, seçilsin, o zaman yönetmeye devam etsin. Ne demek yani ‘Ben kurultayı toplamam’ demek. Bakacağız, kurultayı toplamayacaksa bunu değerlendireceğiz.”
POLİTİKA KURULLARI
Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi’nde politika kurulları var. Bunlara “Gölge bakan” da deniliyor. Kurullar sıkça toplanıyordu. Bundan böyle toplantılar daha çok elektronik ortamda yapılacak. Yeni döneme uygun yeni pratik çalışma yöntemleri geliştirilecek.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi, pazar günü boşaltılmaya başlanmıştı. Bülent Tezcan, “Genel merkezi boşalttıktan sonra bizim orada durmamızın bir anlamı yok. Önce genel merkez boşaltıldı. Sonra biz boşalttık. Partimizin genel merkezine TOMA araçlarını gönderen bir anlayışın ‘Siz orada kalın’ diyeceği bir durum söz konusu olmadığına göre bizim o binada bulunmamıza da imkan kalmadı. Onun için ayrı bir gerilim yaratmanın anlamı yoktu.”
KILIÇDAROĞLU’NDAN NE İSTİYORLAR?
Tezcan, Kılıçdaroğlu döneminde genel başkan yardımcılığı, grup başkanvekilliği gibi etkin görevlerde bulunmuştu. “Kılıçdaroğlu’ndan bu aşamada isteğiniz nedir?” diye sordum. Yanıtı şöyle oldu:
“Kemal Bey’den tek isteğimiz kurultayı toplaması. Eğer partiyi bütün tutmak istiyorsa kurultayı toplamalı. Kendisi, ‘Ben partinin birliğini, bütünlüğünü istiyorum. Benim amacım kayyum gelmemesi’ diyordu. Madem böyle bir fedakarlık yaptığını söylüyor. Bundan böyle yapması gereken kurultayı toplamak olmalı. Öyle ‘Yetkim yok’ falan bunlar hikaye. Yetkisi var. Yarın seçim olursa milletvekili listesi vermeye yetkin var, partilerle ittifak kurmaya yetkin var, başka partilerle ittifak protokolü, Seçim Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu gereği hazırlamaya yetkin var. Ee neye yetkin yok? Kurultay toplamaya! Olacak şey mi?”
Milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri çoğunlukla Özgür Özel’i destekliyor. Her fırsatta, “Kurultayı toplayın” baskısını sürdürecekler. Kılıçdaroğlu’nun sinirleri sağlam. Bunları dinleyip dinlemediğini göreceğiz...