Senem Toluay Ilgaz...
Barış Terkoğlu...
Aslı Kurtuluş Mutlu...
SÖZCÜ TV’ye konuk olan CHP’nin Kayyum Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile röportaj yapan bu üç genç meslektaşımı kutluyorum.
Toplumu aydınlatmak isteyen gerçek gazetecilerin nasıl sorular sorması gerektiğini gösterdiler.
Programda hiç çekinmeden her şey açık ve net olarak ortaya konuldu. Yayın hareketli geçti, zaman zaman tansiyon yükseldi, Kılıçdaroğlu birçok soruya kaçamak cevaplar vermek zorunda kaldı.
★★★
Bu sıra dışı, alışılmamış, çarpıcı röportaj, nedense iktidar kanadında rahatsızlık yarattı.
Yandaş medyada gazetecilerin siyasetçilere “çanak sorular” yöneltip “suyuna tirit” röportajlar yapmasına alışan bir kısım iktidar mensupları, Kılıçdaroğlu’nu artık kendilerinden biri gibi gördükleri için olsa gerek “Bu nasıl şey? Sayın Kılıçdaroğlu’nu âdeta çapraz ateşe tutup sorguya çektiler. Böyle şey olur mu?” diye tepki gösterdiler.
Mesela AK Parti’nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi Mahir Ünal, sorulan soruların ve soruş tarzının habercilik ilkeleriyle örtüşmediğini öne sürerek:
“Soru sormak başka, muhatabı kendi kanaatine mahkûm etmeye çalışmak başkadır. Gazeteci cevap arayan kişidir. Cevapları dayatan değil” diye tepki gösterdi ve gönüllü bir avukat gibi Kılıçdaroğlu’nu savundu.
Bunu normal buldum. Çünkü onlar, kendilerine yöneltilecek çanak sorular önceden ellerine verilen yandaş gazetecilere alışmışlar.
Bağımsız gazetecilerin “Zülfiyare dokunan” sorularıyla karşılaşınca, şaşırıyor, kızıyor, tepki gösteriyorlar.
Onların bu duygularını hoş görmek lâzım...
Evet, gerçek gazeteci, meselelerin net anlaşılması için muhatabına sansürsüz sorular yöneltebilendir.
Üç genç arkadaşımız bunu yapınca, malûm çevrelerden tepkiler yükseldi, “Bu kadar da olmaz ki!” dediler.
Ben bunları duyunca güldüm. Kendileri açısından haklılar, çünkü yıllardan beri karşılarında, her şeye “Evet efendim, emir buyurdunuz” diyen yandaş gazetecileri görmeye alışmışlar! Gerçek gazeteciler onları şaşırtıyor!
Hatırladığım kadarıyla televizyonlarda uzun yıllardır bu tür gerçekçi bir “Lider röportajı”na hiç rastlamamıştık.
★★★
“Butlan Başkan” ya da “Kayyum Başkan Kılıçdaroğlu”nun cevapları kamuoyunu tatmin etti mi?
Bana gelen bilgilere göre onun birçok cevabı “Kaçamak” bulundu. Bazı soruları “Bilmiyorum” diye cevaplaması, CHP’li tutuklu belediye başkanlarının iddianameleri için “Okumadım” demesi, arınmadan ve arınmaktan bahsederken hiçbir isim verememesi, dinleyenleri tatmin etmedi ve doğal olarak ağır eleştirilere sebep oldu.
Bu gerçekçi röportaj dilerim tüm meslektaşlarımıza örnek olur.
Siyasetçilere, onların reklam yapmalarına çanak tutan anlaşmalı sorular değil, toplumu aydınlatacak sorular yöneltmek önemlidir.
Tebessüm
Siyasette bir hoşgörü olayı!
Geçen hafta, 11’inci ölüm yıl dönümünde saygıyla andığımız 9’uncu Cumhurbaşkanı Demirel hoşgörülü bir devlet adamıydı.
Onun Başbakanlığı döneminde Çanakkale Şehitleri Abidesi’nin bekçisi, bir kahvehanede haberleri izlerken, Başbakan Demirel’i ekranda görünce ayağa fırlayıp:
“Bir gün bunun poposuna kazık girecek!” diye bağırmıştı.
Başbakan’a aleni hakaretten zabıt tutuldu, bekçi mahkemeye verildi.
O zamanlar sanıklar şimdiki gibi hemen tutuklanmıyordu...
Bekçi hapis istemiyle tutuksuz yargılanırken aradan zaman geçti ve 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi oldu, Demirel tutuklanarak Zincirbozan Askeri Kampı’na kapatıldı.
Bu arada bekçinin yargılanması devam ediyordu.
Demirel, “Adam haklı çıktı be kardeşim” diyerek mahkemeye bir dilekçe yollayıp davadan feragat etti, bekçi de hapisten kurtuldu.
Günümüzde böyle hoşgörülü siyasetçiler kaldı mı, bilemiyorum!
GÜNÜN SÖZÜ
Cesaret, korkuya karşı direnmek korkuyu alt etmektir!