İtibar

Trump’a kim Türkiye ile ilgili soru sorsa, Sayın Erdoğan ve Türk Ordusu’na inanılmaz methiyeler diziyor. Geçenlerde de F35’lerle ilgili bir soruya tek kelime dahi etmedi ama Sayın Erdoğan ve Türkiye’yi yine yere göğe sığdıramadı. Yani uluslararası ilişkilerde dostluk değil, karşılıklı menfaatler gözetilir diye biliriz.

Bu övgüler sonunda önümüze nasıl faturalar koyulacak, göreceğiz. Trump’ı yakın tanıyanlar ve toplum bilimcilerin dediğine göre bir dediği bir dediğine uymuyor.

Dostumuz Trump, medyaya düşen haberlere göre bazı ülkelere sıfır vergi derken, Türkiye’ye yeni %12 vergi koymuş.

Bunlar yaşanırken, gazeteci Ardan Zentürk’ün haberine göre ABD milli bütçesinden PKK ve YPG’ye 2027 yılı için 130 milyon dolar ayırıyor. İlginç olan da, feshedileceği iddia edilen bir terör örgütüne ABD neden bu kaynağı ayırıyor? Bu dostluğa sığar mı? Keşke bir sorumlu çıkıp da “Bizi çok seviyorsun da koyduğun %12 vergi ve terör örgütüne bu yardımlar neyin nesi?” diyebilse…

İYİ Parti Milletvekili Sayın Turan Çömez soruyor: Suriye’de neler oluyor?

Yıllardır milyonlarca Suriyeli sığınmacıya milyarlarca dolar destek verdik,
bu uğurda onlarca şehit verdik,
hastane, okul, doğalgaz, elektrik ve altyapı yapılanmalarına milyarlarca destek verdik,
üniversite açtık.

İki adet yeni 450 yataklı hastane yapılacağı, tüm donanım masraflarını bizim karşılayacağımızı, biz “dünya lideriyiz, Suriye konusunda her masada varız” deniyor da,

“Geçenlerde Fransız Macron’la Suriye’nin en büyük liman inşaatı sözleşmesinin yapıldığı,
Suriye-Irak hükümetleri arasında 22 yıldır kapalı olan hattın yeniden faaliyete geçirileceği,
Yeni Kerkük-Tartus petrol hattı yapılacağı,
mevcut Kerkük-Tartus hattından günlük 2 milyon varil petrol akacağı”,

bunun da ABD’nin himayesinde olacağını biliyor musunuz?

Değerli Okurlar,

“Dünya lideriyiz, her masada varız” konusu devamlı gündemde iken,

Kurtuluş Savaşı devam ederken, o günkü koşullarda nasıl itibar oluyormuş, görelim!!

Tarih: 9 Haziran 1921. Anadolu yangın yeri, İstanbul işgal altında. İngilizler ile Fransızlar arasında çatlaklar var. Fransa, Ankara’ya çok önemli bir diplomatını gönderiyor: Franklin-Bouillon.

Ankara Tren İstasyonu’nda tarihi bir karşılama heyeti var: Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Çakmak ve Paris’te hukuk okumuş, siyaset doktorası yapmış ilk Dışişleri Bakanımız Yusuf Kemal Tengirşenk.

Karşılamadan sonra diplomatik usul gereği gelen konuk onuruna bir yemek verilmesi gerekiyor. Ancak ortada çok acı bir gerçek var: Koskoca Ankara’da, misafiri ağırlayacak 12 kişilik bir sofra takımı dahi bulunamıyor!

Yusuf Kemal Bey, mahcubiyet içinde durumu Gazi Paşa’ya açıyor. Mustafa Kemal’in verdiği yanıt ise bugün “itibar” kelimesinin arkasına sığınan herkesin kulağına küpe olması gereken cinsten, “Fransız delege, istasyondaki askerlerimizin üstündeki yamalı kıyafetleri, ellerindeki derme çatma silahları gördü. Bu adam zaten bizim perişanlığımızı görmeye geldi.

Bırakın, nasıl bir yokluk içinde işgale karşı direndiğimizi kendi gözleriyle görsün! Adamı Meclis’e götürün. Vekillerin ortaokul sıralarında üçer üçer oturduklarını, Taşhan’da yer yataklarında yattıklarını fark etsin. Önüne tek kazanda pişen mercimek çorbasıyla bulgur pilavını koyun; tahta kaşıklarla yediğimizi anlasın.”

“Önemli olan yokluğumuzu gizlemek değil, amacımızın yüceliğini göstermektir!”

Peki Sonuç Ne Oldu?

“Franklin-Bouillon, Ankara’da karşısında parıltılı salonlar değil; tahta kaşıkla yemek yiyen ama teslim alınması imkansız olan çelikten bir irade gördü. Bu sarsılmaz duruşun karşısında eğilen Fransa, 20 Ekim 1921’de Ankara Hükümeti’ni resmen tanıdı ve işgal ettiği cephelerden çekildi.

“O diplomatik zafer, lüks porselen tabaklarla değil; tahta kaşıkların ve yamalı üniformaların asil duruşuyla kazanıldı.

Tarih bize çok net bir gerçeği fısıldıyor:

“Bir devletin gerçek itibarı; şatafatta değil, milletinin refahında, adaletinde, üretiminde ve onurlu duruşunda gizlidir.”

Gerçek itibar, tahta kaşıkla dünyayı dize getirebilmektir. (Alıntı)

SON SÖZ:

“Siyasetle uğraşmayacak kadar akıllı olanlar, daha yetersizler tarafından yönetilerek cezalandırılır.”

PLATON

Yazarın Diğer Yazıları