“İstisnai memuriyet.” Bu kavramı çok sık duyar oldunuz. Neden mi?
Birincisi İstisnai memuriyet kapsamındaki kadrolar çok genişledi.
İkincisi, istisnai memuriyetin suistimalinde işin suyu çıktı.
İstisnai memuriyet, bir tür “doldur boşalt” yöntemiyle liyakatsiz insanların, sınavsız bir şekilde kamu kadrolarına atanması için bir yol geçen hanına dönüştü.
Nedir bu istisnai memuriyet?
“İstisnai memuriyet, kamu hizmetinin bazı özel ihtiyaçlarını karşılamak üzere düzenlenmiş bir sistem. Örneğin bir bakan, özel kalem müdürü olarak birlikte çalışabileceği, güven duyduğu bir kişiyi görevlendirmek isteyebilir.”
Bu atama sırasında, Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan “atanma”, “sınav”, “kademe ve derece yükselmesi” ile ilgili hükümlerinin de dikkate alınmasına gerek olmadığı düzenlenmiştir.
Bu haliyle anlaşılabilir bir sistem olarak gözüküyor değil mi?
Ama sistemin açığını bulanlar, bu kez onu kötüye kullanmaya başladılar.
Bakanlık özel kalem müdürlükleri, basın müşavirlikleri, belediye başkanlarının özel kalem müdürlükleri başta olmak üzere pek çok istisnai memuriyet kadrosu, liyakatsiz, kifayetsiz eşi, dostu, yandaşı memuriyet kadrolarına sınavsız atamanın bir aracı olarak kullanılmaya başlanmış.
Doldur boşalt kadrolar
Geçenlerde İyi Parti Milletvekili Turhan Çömez bir iddiayı sosyal medya hesabından paylaştı. Bu iddia, bir bakanın 776 günlük bakanlığı sırasında 60 özel kalem müdürü değiştirdiği yönündeydi. Çok vahim. Çünkü bu iddia doğruysa, istisnai memuriyet düzenlemesi kötüye kullanılmak suretiyle 60 kişi usulsüz bir şekilde memur yapılmış demektir. Bu kişiler, 25-30 yıl boyunca memur maaşı, sonrasında da emekli aylığı birilerinin hakkını yiyerek almış olacaklar.
Domuz eti yemekten korkulduğu kadar kul hakkı yemekten de korkulsa böyle bir uygulama yapılabilir miydi?
Sayıştay dahil, denetim mekanizmaları etkin olsa ve hesap sorulsa bu durum yaşanabilir miydi?
İktidar ya da muhalefet fark etmiyor
Yukarıdaki olay münferit olsaydı anlayabilirdik. Değil.
İstisnai kadro yoluyla sınavsız memuriyete geçiş çok yaygın. Uygulama; merkezi yönetimde, bakanlıklarda, başkanlıklarda ve kurullarda olduğu kadar belediyelerde de yaygın.
Bu uygulamayı yalnızca iktidara yakın belediyelerin yaptığını sanmayın. Hayır. İktidar, muhalefet fark etmiyor. Milletin hakkını yemekte beis görmeyen kim varsa, hangi partiye mensup olursa olsun aynı hukuksuzluğu, haksızlığı, arsızlığı, yolsuzluğu yapıyor.
Anlayacağınız, sistemleşmiş, yaygınlaşmış, kanıksanmış ve istisnai olması gerekirken genelleşmiş bir uygulama söz konusu.
Obez Devlet kitabımda Sayıştay Raporları’ndan aldığım özel kalem müdürlüğünün kötüye kullanımı ile ilgili çok sayıda hem iktidar hem de muhalefet örneği bulunmaktadır.
İstisnai memuriyet sistemini kötüye kullanmayı pervasızca yapıyorlar ki, özel kalem müdürü atadıktan sonra öyle bir iki yıl beklemiyorlar. Günlerle ifade edilebilecek süre içinde ilgili özel kalem müdürlüğünden, basın müşavirliğinden hemen başka kadrolara geçiş yapıveriyorlar.
Özel kalem müdürlüğüne açıktan atananların kısa süre sonra naklen geçtiği kurumlar arasında yok yok. EPDK’ya giden de var, çeşitli bakanlıklara tayin olunan da var. Hatta Diyanet İşleri Başkanlığı’na giden bile var.
Sınav sorusu çalanlar, sınavın kendini çalanlar
Türkiye, sınav sorusu çalan hainleri gördü.
Parti ve siyasi görüş ayrımı yapmadan konuşuyorum. Şimdi ise ortalık, istisnai kadroları kullanarak sınavın kendisini çalan; eşini, dostunu, oğlunu, kızını, yandaşını, partilisini sınavsız şekilde kadrolara atayan haysiyetsizlerle dolu.
Bilirsiniz, bu kadar ağır konuşmam. Ama konu haksızlığa uğrayan gençler olunca kendimi tutamıyorum.
Bir tarafta dirsek çürüten, KPSS’de yüksek puan alan ama mülakatta elenen gençler var. Diğer tarafta ise kamu görevlerine sınavsız ve usulsüz biçimde atananlar ile onları atayan hak, hukuk, vicdan, şeref ve haysiyet yoksunu bir güruh var.
Bu güruh sistemi öyle güzel kullanıyor ki, kendi yeğenini, yakınını kendi belediyesinde, bakanlığında özel kalem müdürü, basın müşaviri yapıp göze batsın istemiyor. Örneğin bir kişi diğer bir yetkili kişi ile anlaşıyor. “Senin yeğen bende, benimki sende” taktiği ile yapılan usulsüzlüğün görünürlüğünü de gizliyor. İstisnai memuriyet suistimalinin nitelikli hali.
Sayıştay tespiti var, sonuç yok
İstisnai memuriyet uygulamasının kötüye kullanımı Sayıştay raporlarında sıkça yer alıyor.
Peki ne yapılıyor?
Sayıştay Genel Kurulu, liyakatsiz kişilerin bu yolla kadrolara atanmasının Hazine’yi zarara uğratıcı nitelikte olduğuna hükmetmiş ve konunun TBMM’ye sunulmasına karar vermiştir.
Sonrası.
Sonrası yok.
Aynı tas, aynı hamam devam ediyor.
Anlayacağınız, kimse sistemden şikayetçi değil. Herkes sistemdeki yerinden şikâyetçi.