Kararmayan muzlar market raflarında yerini almaya hazırlanıyor
Dünyanın en çok tüketilen meyvelerinden muzda dikkat çekici bir yenilik yaşandı. Bilim insanları, kesildikten veya soyulduktan sonra hızla kararan muzlara alternatif olabilecek yeni bir çeşit geliştirdi. Gen düzenleme teknolojisiyle üretilen muzun daha uzun süre taze görünümünü koruması ve gıda israfını azaltması hedefleniyor.
Normal muzlar soyulduğunda veya dilimlendiğinde havayla temas eden yüzeyleri zamanla kahverengiye dönüyor. Bu durum, meyvenin görünümünü değiştirirken özellikle hazır meyve ürünlerinde önemli miktarda israfa yol açabiliyor.
KARARMASINI SAĞLAYAN MEKANİZMAYA MÜDAHALE EDİLDİ
Geliştirilen yeni muz çeşidinde, meyvenin kahverengileşmesinde rol oynayan enzimlerin faaliyetini azaltmak için gen düzenleme yönteminden yararlanıldı.
Böylece muzun kesildikten sonra rengini daha uzun süre koruması amaçlanıyor. Bu özellik, özellikle dilimlenmiş meyve paketleri, meyve salataları ve hazır gıda üreticileri açısından avantaj sağlayabilir.
Araştırmacılar, yeni çeşidin yalnızca tüketiciler için değil, üreticiler ve perakendeciler için de önemli olabileceğini değerlendiriyor. Çünkü meyvelerin görünüm nedeniyle satıştan kaldırılması, gıda israfının nedenleri arasında yer alıyor.
MARKETLERE ÇIKMASI İÇİN SON ONAY BEKLENİYOR
İngiltere merkezli biyoteknoloji şirketi Tropic tarafından geliştirilen muzlar, ülkede satışa sunulabilmek için önemli bir aşamayı geride bıraktı. İngiltere Çevre, Gıda ve Köy İşleri Bakanlığı, yeni çeşidin gen düzenleme yöntemiyle geliştirildiğini resmen kabul etti.
Ancak ürünün İngiltere'deki market raflarına çıkabilmesi için Gıda Standartları Ajansının güvenlik değerlendirmesinden de geçmesi gerekiyor. Bu nedenle satışların ne zaman başlayacağı henüz kesinleşmedi.
Şirketin açıklamasına göre yeni muz, soyulduktan veya dilimlendikten sonra normal çeşitlere kıyasla bir ila iki gün daha uzun süre sarı rengini koruyabiliyor. Soğuk ortamda bu sürenin daha da uzayabileceği belirtiliyor.
Yeni çeşidin Japonya ve Brezilya'nın da aralarında bulunduğu ülkelerde düzenleyici onay aldığı, Latin Amerika'da ise yetiştirilmeye başlandığı bildirildi.