Beşiktaş, Başakşehir karşısında aldığı galibiyetle hem kritik bir üç puanın sahibi oldu hem de psikolojik açıdan önemli bir eşiği aştı. Şampiyonluk yarışındaki rakiplerinin zorlu maçlara çıktığı bir haftada, kendi sahasında kazanmak Siyah-Beyazlılar adına büyük önem taşıyordu. Bu galibiyet, takımın üzerindeki olumsuz atmosferi dağıtmak ve şampiyonluk yarışındaki iddiasını sürdürmek açısından da değerliydi.
Beşiktaş, karşılaşmanın ilk 20 dakikasında skor üstünlüğünü ele geçirebilecek önemli fırsatlar yakaladı. Ancak üçüncü bölgede yapılan yanlış pas tercihleri, bireysel oynama eğilimi ve son vuruşlardaki eksiklikler, Siyah-Beyazlıların öne geçmesini engelledi. Maça etkili başlayan Beşiktaş, bu üstünlüğünü skora yansıtamayınca ilk yarının ilerleyen bölümünde hücumdaki etkinliğini de kaybetti.
İlk 20 dakikanın ardından pozisyon bulmakta zorlanan Siyah-Beyazlılar, hızlı hücumlarla rakip savunmanın dengesini bozamadı. Kanatların etkisiz kalması ve orta sahadaki yaratıcı oyuncu eksikliği, hücum organizasyonlarını olumsuz etkiledi. Bu noktada Orkun’un yokluğu daha fazla hissedildi. Beşiktaş, topa sahip olduğu anlarda doğru tercihleri yapmakta zorlanırken rakip savunmayı aşacak çözümler de üretemedi.
İlk yarının son bölümünde Başakşehir’in Olsen ile yakaladığı fırsat ise Beşiktaş kalesinde önemli bir tehlike yarattı. Olsen bu pozisyonu değerlendirseydi Siyah-Beyazlılar, soyunma odasına 1-0 geride girebilirdi. İlk bölümdeki fırsatları kaçıran Beşiktaş, ilerleyen dakikalarda hücumda etkili olamayınca golsüz tamamlanan ilk yarı, takımın son vuruşlarda ve oyun sürekliliğinde yaşadığı sorunları ortaya koydu.
Ligin ilk yarısının sonuna kadar sürecek yoğun maç takvimi düşünüldüğünde, sakatlıklar nedeniyle daralan kadronun benzer sorunlarla daha sık karşılaşması mümkün. Bu nedenle Beşiktaş’ın yalnızca sonuçlara değil, oyun içindeki üretkenliğini artırmaya ve alternatiflerini daha verimli kullanmaya da ihtiyacı var.
İkinci yarıda Cerny’nin 56. dakikada Poku ile değiştirilmesi de beklenen etkiyi yaratmadı. Başakşehir ise 63. dakikada Shomurodov’un şutuyla gole yaklaştı ancak Nübel, yaptığı başarılı kurtarışla takımını ayakta tuttu.
Beşiktaş’ın hücum gücündeki asıl hareketlilik, 65. dakikada Ndidi’nin yerine Oh’un oyuna girmesiyle başladı. Güney Koreli futbolcu, sahaya adım atar atmaz çektiği şutla kaleci Muhammed’e zor anlar yaşattı. Oh’un oyuna girmesiyle Beşiktaş’ın hücum hattı daha hareketli ve tehditkâr bir görüntüye kavuştu.
Dakikalar 75’i gösterdiğinde ise Siyah-Beyazlılar aradığı golü buldu. Agbadou’nun savunmadan gönderdiği uzun topu Vlahovic kafayla Oh’un önüne indirdi. Topu Başakşehir savunmasının arasından mükemmel bir şekilde kontrol eden Oh, hızla kaleye yönelerek düzgün bir vuruşla fileleri havalandırdı. Güney Koreli oyuncu, Beşiktaş’a adeta büyük bir “Oh!” çektirdi.
Bu golün ardından Beşiktaş için maçın psikolojik yükü hafifledi. Siyah-Beyazlılar, karşılaşmanın son bölümünü daha rahat oynarken 89. dakikada Olaitan’ın müthiş şutuyla farkı ikiye çıkardı ve galibiyeti perçinledi.
Sonuç olarak Beşiktaş, Başakşehir karşısında kusursuz bir oyun ortaya koymasa da hedeflediği üç puana ulaşmayı başardı. Yoğun maç trafiği, sakatlıklar ve kadro derinliğinin sınırlı olması düşünüldüğünde, bu karşılaşmada iyi oyundan çok galibiyetin önemi öne çıkıyordu. Şampiyonluk yarışında böylesine kritik haftalarda alınan üç puanlar, yalnızca puan tablosuna değil, takımın öz güvenine de katkı sağlar.
Beşiktaş için şimdi asıl mesele, bu galibiyetin verdiği morali sahaya yansıtmak ve hücumdaki üretkenlik sorununa çözüm bulmak. Çünkü yarışta kalmak için iyi oynamak yetmez, iyi oyununu skora yansıtmak gerekir.