Kılavuz ‘gak’ dedi

Şampiyonlar Ligi’nin ilk maçında Galatasaray, rakibi Sporting Lizbon’a deplasmanda 3-1 yenilince, kamuoyunda yapılan tartışmalara, yorumlara bakıyorum ve aklıma Albert Einstein’ın :’Aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemek deliliktir’ dediği geliyor.

Oysa ki; Tüm bir yazı ağustos böceği misali sazlı-sözlü kutlamalarla geçiren bir yönetici kadrosu, değerli transfer aylarını İcardi’nin son kararını bekleyerek geçiren bir kulüp başkanı, kadrosundaki oyuncusu Lemina’yı opsiyon süresi geçtikten sonra 1 milyon Euro daha pahalıya yeniden transfer eden bir teknik-idari kadro ile olumlu ne olmasını bekliyordu Galatasaray camiası anlamadım.

Dile kolay, son 4 yılda 70 futbolcu için 700 milyon eurodan fazla transfer bedeli ödemiş bir kulüpten bahsediyoruz. Onca transfer hovardalığı yapılmış olmasına rağmen, Çarşamba gecesi sahada, esas mevkiinde oynamayan stoper Jakobs, yedek sol bek Eren, eksik orta saha, idareten sağ bek Sallai, ham 10 numara Batrakov ile oynamaya çalışan bir takım ancak bu kadar başarılı olabilirdi. Eğrisi doğrusuna denk gelse, Sporting karşısında Galatasaray başarılı olsa da, bu sistematik değil rastlantısal bir sonuç olurdu. İnsan düşünmeden edemiyor,Galatasaray’ın yakın geçmişinde Galatasaray’da 10 numarayla Hagi, Sneijder, Arda gibi ne büyük oyuncular seyretmiştik.

700 milyon euronun transfere harcandığı bu sürecin başından itibaren Galatasaray’da görevde olan; Dursun Özbek, Metin Öztürk, Eray Yazgan, Can Natan, Bora Bahçetepe, Fatih Demircan, Okan Buruk gibi az sayıda insan bu dönemin tüm sorumluluğunu sırtlarında taşıyorlar. Arada ismini saymayı unuttuklarım olabilir, sevinmesinler hemen, eklerim ilk fırsatta. Söylemek istediğim, düne kadar olanlardan ve yarın olacaklardan, kısaca tüm bu yaşananlardan bu az sayıdaki isim sorumlu elbet. Ama bunların yanında bir de başkanın değerli kardeşi Mehmet Özbek var geri planda.. Kendisi benim radarıma ilk Jelerttransferinde yakalandı, devam eden süreçte ıskarta futbolcuları bulup ederinden pahalı satın alma konusu uzmanı olduğunu gördük. Galatasaray’da gizli kahramandan çok ne var. Misal, başkanın iş bitirici mahdumu Gökhan Özbek bunlardan bir diğeri, kendisi geceleri uyumayıp,sabahlara kadar basınla ve youtuber’larla ‘piar çalışması yapmakla’ meşgul, biliyorum. Onun da bu süreçteki emeklerini göz ardı etmek doğru olmaz. Dursun Başkan’ın diğer bir yardımcısı da aralıklarla da olsa konuşma metinlerine müdahil olan sevgili damadı. Yani değerli Özbek ailesi Galatasaray’ın her şeyiyle ilgileniyor ve gece gündüz kulübün başarısı için çaba sarf ediyorlar. Hepsine, ailecek teşekkür ediyoruz.

Diğer yandan, Galatasaray’ın büyük futbol aklı eski genel sekreterin ‘futbol topunu görse bomba zanneder’ diyenlere inat, yoğun çabalarıyla Batrakov transferinin gizli mimarı olduğu biliniyor. Bunun yanında, tüm bu transferlerin maddi dayanağı olan Florya’daki projede ihaleyi kazanan müteahhit firmanın huysuzlandığı dar bir çevrede konuşuluyor. Bu şirketin yetkilileri, aslında rica minnet girdikleri bu projedeki sürecin ağır işlemesi, inşaat sektörüpazarında yaşanan ivme kaybı yanında Dursun Özbek’in kulübün finansman ihtiyacı için devamlı kendilerinden talepte bulunması sebebiyle ciddi sıkıntı duyuyorlarmış. Bu konuda yakında hem muhatap firma, hem Galatasaray Spor Kulübü genel kurulu nezdinde gelişmeler yaşanabilir. Dikkatle izlemenizi tavsiye ederim.

Bizim mesleğin en zor yanlarından biri 412 milyon Euro maliyetiyle tarihin en pahalı Türk takımının kaybettiği Avrupa kupası maçının ardından yorum yapmak olsa gerek. Çünkü eleştirmesen olmaz, eleştirsen vicdanın rahat bırakmaz. Sahadaki oyuncuları kılıçtan geçirmek çok kolay. Ama işin aslı, gerçekte onlara-futbolculara gelene kadar sahadaki sorunun kaynağı planlamayı yapan kişilerde ve yaşanan süreçlerde. Hani ortada bir plan varsatabii. Görünen o ki; Galatasaray’ı son 4 sezondur çalıştıran teknik direktörün hala bir ‘B’ planı, belirgin bir oyun şablonu yok. Takımın fizik gücü yeterince iyi değil ve bu yönde ekstra teknik eleman ve ekstra fizik güç çalışması yapılmamış. Bu da yetmezmiş gibi, takımın hocası futbolculardan çok eğlenceyi, tatili seviyor ve bir anlamda amiri-iş vereni konumundaki yöneticileriyle İstanbul gece hayatında boy göstermeyi marifet sayıyor.

Yok arkadaş, hal böyle iken ben futbolcuları bu aşamada suçlamam, suçlayamam. Onlara gelene kadar başta başkan ve teknik direktör sorumludur bu sonuçtan. Kiminiz diyeceksiniz ki tüm yükü-sorumluluğu iki kişiye yüklemek adil mi?. Cevabı en baştan verdim. Kılavuz seçtiğin kuşun cinsine iyi bakacaksın. Daha ilkokul sıralarında öğretiliyor şarkısı; Karga,karga ‘gak dedi’, Çık şu dala ‘bak dedi’. Çıktım baktım bu dala, Bu karga ne …ala.. Yani neymiş? Kılavuzu ‘gak’ diyen bastığı yere dikkat etmeliymiş.

Yazarın Diğer Yazıları