Fait accompli, Türkçe karşılığıyla ‘oldu bitti’ veya ‘emrivaki’ anlamına gelen Fransızca kökenli bir terimdir. Bir kararın size sorulmadan alınması ve iş işten geçtikten sonra haber verilmesi durumunu ifade eder. Son yıllarda, özellikle Dursun Özbek ve yönetiminin Galatasaray’da yaptığı icraatların çoğu bir oldu-bitti şeklinde hayata geçiriliyor, kulüp birilerinin kafasına göre yönetiliyor.

Oysa ki; 2015 yılında başkan adayı olmayı düşündüğü ve seçim kampanyasını organize etmemi istediği, kendisiyle ilk tanıştığım gün Dursun Özbek’e söylediklerimin başında ; ‘Burası tüm üyelerin eşit haklara sahip olduğu bir kurum, şirketini yönetir gibi yönetemezsin. Henüz üye olmuş biri seni haklı-haksız çok sert eleştirebilir. Bunu içselleştirebilecek, tolere edebileceksen bu işe gir. Aksi halde hiç aday olma’ tavsiyesi vardı. Kendisi o gün, bu düstura uyacağını söylediği için o seçimlerde ona destek verdim ve kampanyayı yürüttüm. Ancakbaşkan olduktan sonraki icraatları başta konuştuklarımızın tam tersi istikamette olmaya başlayınca süratle yanından uzaklaştım.

Sonrasında yaşananlar malum, hepinizin de bildiği üzere kendisi ilk başkanlık döneminde tercih ettiği yönetim anlayışı sonucunda dönemini dahi tamamlayamadan görevden ayrılmak zorunda kaldı. İşte en büyük fait accompliyi de bu sırada, 20 Ocak 2018’de seçimi kaybettiği ve başkan seçilen Mustafa Cengiz yönetimine mazbata verilmeden önceki sürede gerçekleştirdi.  Dursun Özbek, 20-24 Ocak 2018 tarihleri arasında kulübe yöneticilik döneminde sağladığı kasa kolaylığı yaklaşık 20 milyon euro’yu  tahsil etmek adına geriye dönük tarihli yönetim kurulu kararları almaktan tutun da, Galatasaray Sportif A.Ş. hisselerine temlik koyma, senet tanzim etme, kulübe verilen çekleri kendi şirketlerine ciro etme gibi bir takım sorunlu işlemler yaptı-yaptırdı. Hukuken tartışmalı, etik olarak kabul edilmesi mümkün olmayan bu geriye dönük işlemler 14.Mart 2018 tarihli Divan Kurulu tutanaklarında sabittir. Devamında Özbek, seçim kaybettikten sonra yaptığı geriye dönük işlemlere dayanarak, alacağını faiziyle almak için ve bunları o sıralar imza aşamasında olan Bankalar Birliği’nin yapılandırma anlaşmasına dahil etmek için uğraşmış, finansal borç sınıfından olmayan bu alacaklarını garanti altına almak için taraflar arasındaki görüşmeleri akamete uğratmıştır. Nihayetinde; ilk başkanlığının sonunda bir anlamda fait accompli yapan Özbek bu yolla tüm alacaklarını anapara olarak geri almayı sonunda başarmıştır.

İşte Galatasaray Spor Kulübü, bu fait accompli, oldu-bitti yöntemini benimseyen bir başkan ile son dört yılını geçirmiş bulunuyor. Rakipsiz girdiği son seçimdeki yönetici tercihleri, Sportif A.Ş.’deki koltuklara yapılan atamalar, kulübe yeni üye kayıtlarındaki sıkıntılar hep bu yaklaşım doğrultusunda gerçekleşiyor. Dursun Özbek, kafasına göre hayata geçirdiği tüm bu oldu-bittiler sonucunda ortaya çıkan hukuk dışı sonuçları ise doğuştan hukuk gurusu edası ile mahalle kahvesindeki emekli Cevat amca mantığı ile ülkenin en entelektüel en çok hukukçu üyeye sahip camiasına yutturmaya çalışıyor.

Kaynak olarak ekle

Misal, geçtiğimiz Temmuz ayı divan toplantısında, yönetim kurulu kararı olmadığı halde kendisine danışman atadığı için yapılan eleştirilere verdiği cevap: ’Kulüp tüzüğünün 90 ve 91.maddesine uymadığımız, danışman atamak için yönetim kurulu kararı almadığımız söyleniyor. Oysa 90 ve 91. maddeler yönetim kurulu üyelerine verilecek yetkilerdenbahsediyor. Burada öyle bir durum yok. Ben başkan olarak istediğime istediğim yetkiyiveririm’ şeklindeydi. O gün duyduklarıma inanamadım. Koca Galatasaray başkanı, hadi hukuk bilmiyorsun, etrafındaki avukatlara, hukuk birimine de mi sormadın?. Düşün ki,Galatasaray’ın tüzüğü, seçilmiş yöneticiye dahi yetki verilmesi için yönetim kurulu kararını şart koşuyor. Seçilmemiş birisine yetki verirken sana kafana göre takıl der mi?. Hoş hukuk bilmediğin belli ama bunca yılda, şirket, kulüp gibi kurumlarda hiç mi öğrenmedin. Yasadaki, tüzükteki verilmiş bir yetki ancak daraltılabilir, genişletilemez. Bu nasıl bir mantıktır, nasıl bir düşünce yapısıdır. Pes doğrusu. Hoş zaten bu konuda daha önce yönetim kurulu kararı var demiştin, sonra yönetim kurulu kararı olmadığı ortaya çıkınca da bu kez muhteşem hukuk bilgini konuşturdun. İlkinde doğruyu söylemedin, devamında işin içinden çıkmak için kendi hukukunu yazmaya kalktın.. Öyle ki, söylediklerinle danışman olarak atadığın kişiyi de muhatap 3. kişi ve kurumlar nezdinde zor duruma düşürdün. Umarım kendisi bir yerlerde Galatasaray’ı temsilen imza falan atmamıştır. Sayende başı derde girer yoksa.. Neyse, böyle devam et başkan, bakalım sonunda neler olacak?

Buraya kadar anlattıklarım asıl fait accompli’ye ısınma turuydu. Galatasaray Spor Kulübü’nün değerli üyeleri, dikkatinizi çekerim, Dursun Özbek en büyük fait accompli’yi Florya konusunda yaptı muhtemelen. Ama bunu yaparken yine hukuk doktrinine geçecek yorumlarla bu işten sıyrılmaya çalışıyor, duyuyorum. Geçen sefer bahsettim, Galatasaray Spor Kulübü genel kurulu, Özbek yönetimine Florya arazisi gelirini istediği gibi, dilediği şekilde kullanma yetkisi vermedi. Kulüp üyeleri, Özbek’e tam anlamıyla güvenmedikleri için olsa gerek Florya’dan gelecek paranın bankaya bloke edilmesini şart koştu. Peki Özbek ne yaptı?. Duyumlara bakarsak ve önceki sorularımıza da cevap vermediğini düşünürsek,Florya’nın gelirleri üzerinde bir şekilde kurnazlık yaparak, hukuku dolanarak, dolaylı tasarrufta bulundu, oradan kulübe kaynak aktarıp harcadı. Sanırım Florya arazisi Florya Emlak A.Ş. gibi bir yapı adı altında ihale edildi. Burada Sportif A.Ş. ve Kulüp payları olduğu söyleniyor. Özbek, kulübün payından değil, Sportif’in payından tasarruflar yaptığını iddia ediyor muhtemelen. Ama hukuk bilmediği ve avam hukukunu benimsediği için tüm arazi ve şirketlerin ana hissedarı, sahibi olan Galatasaray kulübü genel kurulu yetkilendirmesinin bu konuda tüm eylem ve işlemlerde ana kurucu unsur olduğunu ve oradaki iradenin hilafına yapılacak işlemlerin, hangi ad ve nam altında olursa olsun, verilen yetkinin sınırları dışındaki tüm tasarruflarının hukuka aykırı olduğunu anlamıyor, anlamak istemiyor. Neyse, yakında anlatırlar illa ki bir vesileyle. Bakalım o zaman, fait accompli ile bu yetki dışı işlemlerkarşılığı yaptığı yetkisiz harcama tutarlarını nasıl geri ödeyecek kulübe, göreceğiz.

Son yıllarda bir gelenek haline geldiği üzere, Galatasaray Spor Kulübü genel sekreteri Avukat Can Natan (yönetim kurulundaki tek hukukçu) dışında, yönetimde yer alan hemen herkes,başta Ozan Bingöl ve Eray Yazgan olmak üzere, hadlerini aşma pahasına, hukuk gurusu olarak zaman zaman basında boy gösteriyor, hukuki yorumlar yapıyorlar. En son Sportif A.Ş. yönetim kurulu üyesi Maruf Güneş’in bahis oynaması ile alakalı adliye sürecinde bu arkadaşların: ’ Bu işten bir sonuç çıkmaz. Bu kadar paraya Maruf’un ihtiyacı mı var. Bu işlem bizim dönemimizde değil zaten’ gibi hukuken hiçbir karşılığı olmayan sarı çizmeli Mehmet Ağa ağzıyla yorumlar yaptıklarını gördük. Behey hukuk cahilleri, bilmediğiniz konularda susun da sizi bir şey biliyor zannetsinler. Boş-beleş konuşup kendinizi açık etmeyin. Biz zaten sizi tanıyoruz da tanımayanları uyandırmayın hiç değilse.

Tabi tüm bu büyük hukuk alimlerinin olduğu bir yerde,  Galatasaray Spor Kulübü hukuk departmanı hiç geri kalır mı, onlar da arada ataklar yapıp hukuk dünyamıza katkılarveriyorlar. Neymiş efendim, Sicil Kurulu, üye olmak için başvuranları neden kamuoyuna ilan etmişmiş, yok efendim, sicil,  Genel Kurul’a katılacaklar listesini nasıl kulüp üyelerinin erişimine açarmış, oysa bu tarz eylemler Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na (KVKK)’ya aykırıymış.. Yok, Galatasaray Yardımlaşma Sandığı seçimleri için seçmen-üye listesinin aday olacaklara verilmesi mümkün değilmiş. Arkadaşlar bari siz yapmayın, hukuk bilmeyen yöneticilerin arasında sizlerde bildiklerinizi, öğrendiklerinizi unutmuşsunuz anlaşılan. Böyle yorum mu olur? Sizin bu yaklaşımınıza göre, Yüksek Seçim Kurulu seçmen listelerini seçime katılacak siyasi partilere veremez. Ne dediğinizi kulağınız duyuyor mu?