Kimler erken çıktı?

Şimdi size olağanüstü bir yatırım fikri anlatacağım. Bir oyun kuracağız. Oyunda inekler, tavuklar, koyunlar olacak. İnsanlar gerçek parayla sanal inek alacak, süt sağdıkça para kazanacak. Parası az olan tavuk alacak, yumurta toplayacak. Sonra arkadaşına dönüp, “Benim inek yine süt verdi, tavuk altın yumurtladı sen hâlâ bankada mevduatta mısın?” diyecek.

Ben bunu bir masada ciddi ciddi anlatsam muhtemelen biri “Güney oğlum sen kafayı mı yedin?” derdi. Çünkü telefondan yumurta toplayarak zengin olacağına kim inanır?

Cevap 132 bin 222 kişi.

Bu hikâyenin adı Çiftlik Bank’tı. Mehmet Aydın, namıdiğer Tosuncuk, 1 milyar 140 milyon lira topladı.

Bugün önümüzde çok daha büyük bir dosya var. SPK’nın tasfiye kararına konu 131 fon, 455 bin 758 tekil yatırımcı. Yaklaşık 891 milyar liradan söz ediyoruz. Çiftlik Bank’taki rakamın neredeyse 782 katı. Üstelik bu kez sanal inek yok. Lisans var. SPK denetimi var. TEFAS var. Portföy yönetim şirketleri var.

★★★

Asıl tuhaflık da burada başlıyor.

Fonlardan her gün para girer çıkar. Bu normal. Ama tasfiye kararından hemen önce bazı fonlarda on binlerce yatırımcı çıkarken bazılarına on binlerce yeni yatırımcı girdi. Tera’nın iki fonunda yatırımcı sayısı kısa sürede toplam 138 bin artarken, Pusula’nın bazı fonlarında büyük çözülmeler yaşandı. Bu tek başına kimsenin önceden haber aldığı anlamına gelmez. Ama insanın aklına şu soru geliyor... “Kim ne biliyordu? Kim neye güveniyordu? Kim hangi tavsiyeyle giriyor, kim neden çıkıyordu?”

Daha da ilginci, geniş kitleler gelmeden önce içeride kimlerin bulunduğu.

Pusula tarafında kamuoyuna yansıyan soruşturmada, fon henüz geniş yatırımcı kitlesine açılmadan önce işlem yapan 12 kişilik bir grup gündeme geldi.

Tera’nın TLY fonunda da 31 Aralık 2024 itibarıyla yalnızca 11 yatırımcı vardı. İkisi Tera şirketi, dokuzu gerçek kişiydi. Sonra o fon on binlerce yatırımcıya ulaştı.

Sorulması gereken soru çok basit. Herkes oyuna aynı anda mı başladı? Yoksa bazıları masaya oyun başlamadan mı oturdu?

★★★

Sonra siyaset cephesinde Fatma Betül Sayan Kaya işi patladı.

İddiaya Kaya, Özata Denizcilik hisselerine nisanda 63 milyon lira yatırdı ve eylül ayında hesabından 1 milyar 344 milyon lira çekti. Eşi İlyas Kaya için ileri sürülen rakam da 100 milyon liralık yatırım karşılığında 826 milyon lira. Toplamda 163 milyon lira yatırılıp 2 milyar 170 milyon lira çekildiği öne sürülüyor.

Bunlar iddia.

Ama iddianın asıl çarpıcı tarafı zamanlama. Satışların fon krizinin patlamasından hemen önce yapılması dikkat çekici...

Ve önceki gün bir başka isim daha gündeme geldi. Şarkıcı Mustafa Sandal’ın eşi Melis Sandal. İddialara göre Melis Sandal, Tera Portföy’ün TLY fonundan 11.5 milyar lira çıkış yapmış. Bunun 2 milyar 100 milyon lirası kâr. Fonda kalan bakiye ise yaklaşık 250 milyon lira.

Ağustos ayında Dubai’ye gittiği ve henüz Türkiye’ye dönmediği söyleniyor. 11.5 milyar lira... Bu rakam, bazı ülkelerin tüm döviz rezervinden daha büyük.

Şimdi insan ister istemez soruyor. 11.5 milyar liralık bir para salt yatırım için nasıl oluşur? Ayrıca işlemlerin zamanlaması, yine kriz patlamadan önceki günlere denk geliyor.

★★★

Şimdi gelelim içeride kalanlara. Bugün yüz binlerce insanın sorduğu soru şu.. Ben paramı ne zaman alacağım? Masadaki formül, 1 milyon lira ve altındaki hesaplara öncelik verilmesi. SPK ise tasfiye için daha önce üç ay olan üst süreyi altı aya çıkardı. Bu altı ayın mutlaka kullanılacağı anlamına gelmiyor. Süreç daha erken bitebilir.

Ama neden 1 milyon? 950 bin lirası olan hızlı ödeme alacak da 1 milyon 50 bin lirası olan ne olacak? Bir milyonunu alıp kalanını mı bekleyecek?

Üç ayrı fonda 500’er bin lirası olanın toplamı mı esas alınacak, fonlar ayrı mı değerlendirilecek? Bunların cevabı hâlâ net değil.

Bir insanın 900 bin lirası hayatının bütün birikimi olabilir. Bir başkasının 1 milyon 200 bin lirası da. İkisi de aynı sisteme güvenmiş. Aynı lisanslı platformdan fon almış. Şimdi biri önce, diğeri sonra ödeme alacaksa bunun gerekçesi açık açık anlatılmalı.

Milyarlar sistemden çıkarken kimse frene basmamış. Şimdi o paranın peşine düşmek aylar sürüyor. Vatandaş kendi parasını istiyor, ona da “bekle” deniliyor.

Ben kendi hesabımdan başka hesaba para göndereyim, banka bin dereden su getirir. Ama burada yüz milyonlar, milyarlar yurtdışına uçup gidiyor. Sonra vatandaşa dönüp “Sen biraz bekle” deniliyor.

455 bin insanın istediği lütuf değil. Kendi parası. Kimin ne zaman ödeme alacağı bir şekilde takvime bağlanmalı.

Ve en önemlisi... Kapı kapanmadan önce kimlerin çıktığını kamuoyuna açıklayın.

Yazarın Diğer Yazıları