Net olarak görünen gerçek şu:
“Ekrem İmamoğlu iktidar için korkulu bir rakip.”
Eğer böyle görülmeseydi, hapisteki bir adamın üzerine bu kadar fazla gidilir miydi?
“Casusluk” dahil, çok sayıda iddiayla suçlanan bir sanığın, savunmasını yapmak istediği kitabını daha baskıdayken yasaklayıp toplatmaları neyin ifadesidir?
Cezaevinde, dört duvar arasında tutuklu hiçbir insan bu kadar fazla sıkıştırılmamıştı...
Hani bir lâf vardır: “Pişmiş tavuğun başına bile böyle şey gelmedi” denir.
Bu deyim tam da İmamoğlu’nun başına gelenleri yansıtıyor.
Tarih muhtemelen şöyle yazacak:
- AKP iktidarını 3 kez yenen Ekrem İmamoğlu birçok davadan 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis istemiyle yargılandı, onun başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi...
- Bir “Ahmak” kelimesi yüzünden siyasi yasak gibi orantısız, çok ağır bir ceza verildi...
- 30 yıllık diploması iptal edildi.
- Tutuksuz yargılanması mümkünken, Silivri Cezaevi’nde bir hücreye kapatıldı.
- İBB ve İmamoğlu için açılan çok sanıklı yolsuzluk ve rüşvet davaları devam ediyor..
- Casusluk yaptığı iddia edilerek “Siyasi casusluk davası” açıldı.
- Mahkemede savunma yaptırılmadığı gerekçesiyle “Millet Şahidimdir”adlı bir kitap yazarak derdini anlatmak istedi. Bu kitap daha baskıdayken yasaklanıp polis zoruyla toplatıldı!
★★★
Bana okurlarımdan sık sık şu mealde sorular geliyor:
“Cezaevindeki eli-kolu bağlı bir insandan neden bu kadar çok korkuyorlar?”
Bunu bilemem tabii ki... Herkes gibi sadece tahmin edebilirim.
Ülkemizde düşünce ve fikir özgürlüğü de askıya alınmış gibi...
Bugün kitap toplatmak “Demokratik Batı ülkelerinde” görülmez. Böyle bir şey düşünülmez bile...
Tek parti ya da askeri dönemlerdeki gibi kitap yasaklatıp toplatmak, hukuk ve demokrasiden ne kadar uzaklaştığımızı gösteriyor.
Böyle yasaklarla nereye varılır? İstenen fayda sağlanır mı?
Hayır! Tam tersine toplumun sevgi ve saygısı kaybedilir!
Halkın sesini dinleyen, nabzını tutan ve uzun yılların tecrübesine sahip bir yazar olarak gözlemim, tüm bu yapılanların İmamoğlu’nu halk arasında daha da sözü edilir, daha da etkili hale getirdiğidir. İnsan psikolojini bilen herkes bunu anlar.
Kitap yasaklatmak yönetimlere güç de kazandırmaz, fayda da sağlamaz!
Muhalefet için zor seçim!
AKP iktidarı, toplumda esen rüzgârı kendi lehine görmemiş olacak ki, genel seçimler için yeni arayışlara geçti.
İktidarın ortağı Devlet Bahçeli bu arayışı dillendirerek “Seçim Sistemi”nin yeniden düzenlenmesi fikrini ortaya attı.
Yeni yasada muhalefet partilerinin işbirliğini zorlaştıracak kurallar getirileceği konuşuluyor.
Şapkadan ne gibi tavşanlar çıkarılacak, şu anda bilemiyoruz ama, Cumhur İttifakı’nın yeni kuralları kendine göre düzenleyeceğini tahmin etmek zor değil.
Özetle şunların düşünüldüğü belirtiliyor: “Küçük partilerin seçime katılma şartları zorlaştırılacak, ortak liste ve seçim işbirliğine sınırlamalar getirilecek, partilere Hazine yardımı için gereken oy oranı değiştirilecek” vs...
Yeni yasada, güçlenmesi istenmeyen YENİ Parti’yi hedef alacak düzenlemeler de getirileceği belirtiliyor. Anlaşılan, tüm muhalefet partilerini zor bir seçim dönemi bekliyor.
Tebessüm
Temel’in falcılığı!
Temel kahvede hemşehrilerine sormuş:
“Ağalar, beyler, neden ağlaşıyorsunuz?”
“Hayat çok pahalılaştı. Ay sonunu getiremiyor, kötü bir dönem yaşıyoruz?” demişler...
Temel “Kötü günler bitiyor artık” diye müjde verince kahvedekiler pek sevinmiş. Temel şöyle devam etmiş:
“Kötü günler bitiyor ama valla daha kötüsü geliyor!”
GÜNÜN SÖZÜ
Yüzlerce yıldır insanın en büyük düşmanı kendisidir!