Demokrasimiz, fikir ve düşünce özgürlüğümüz, ülkemiz adına endişe verici ölçüde azaldı...
Gazetecilik ülkemizde tehlikeli bir meslek
haline geldi.
“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” misali, ülkenin sorunlarını haykıran gazeteciler topun ağzında... Her an her şey olabilir.
Tabii ki, iktidar yanlısı gazeteciler için böyle bir şey söz konusu değil! Onların görevleri yapılan her işi alkışlamak! O zaman hiçbir tehlike kalmıyor!
Tehlike, gerçekleri savunan gazeteciler için var!
Sokak röportajlarında vatandaşlar bile düşündüklerini, dertlerini ve sıkıntılarını söylemekten korkar hale geldi...
Muhabir mikrofonu uzatıp soruyor:
“Ülkemizin gidişatı için ne düşünüyorsunuz?”
Cevap: “Çok şey düşünüyorum ama söylemem.”
“Neden?”
“Nedeni var mı? İçeri atarlar!”
Korku iklimi normal vatandaşları bile sarmış durumda!
★★★
Gericilerle mücadele eden, Laik Cumhuriyet İlkeleri’ni ve düşünceyi ifade özgürlüğünü savunan, iktidarın yanlışlarını sergileyip vatandaşların dertlerini dile getiren gazeteciler hedefte...
4 buçuk aydan beri Silivri Cezaevi’nde tutuklu olarak mahkeme gününü bekleyen “TELE1’in Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ” gibi...
Bir meslektaşı olarak büyük bir yurtsever olduğuna inandığım Merdan Yanardağ’ın yurt içi ve yurt dışı irtibatlarıyla “Organize casusluk” yaptığı iddia ediliyor.
Hem de kiminle?
CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu ile birlikte...
İstenen hapis cezası: 15 ile 20 yıl!
Açık söyleyeyim: En az yüz kişiyle konuştum... Bu casusluk iddiası kimseye inandırıcı gelmedi.
Ciddi bir anket yapılsa sanıyorum sonuç buna benzer çıkar.
Gazetecilik tüm demokratik ülkelerde suç değildir ama ne yazık ki, bizde suç oluyor!
★★★
Casuslar kitap yazar mı? Tam tersine “Tam siper” yapıp, kimsenin dikkatini çekmeden, etliye sütlüye karışmadan bilgi toplarlar... Hiçbir zaman ön plana çıkmaz, hep gölgede kalırlar.
Merdan Yanardağ ise TELE1 Kanalı’nda her gece ülkeyi, laik cumhuriyeti, hukuku, özgürlükleri savundu, iktidarı sert dille eleştirdi, bu nedenle tüm öfkeleri üzerine çekti.
Bir casus böyle yapar mı?
★★★
Merdan Yanardağ’ın çok sayıda kitabı var:
- İçtihat Kapısı
- Cumhuriyet’in Sonbaharı
- Darbe İçinde Darbe
- Liberal İhanet
- Operasyon Partisi
- Türkiye Neden Feda Edildi?
- Kutsal Kısır Döngü
- Yeni Muhafazakârlık
- İsyanın ve Felsefenin Diyalektiği...
Bu kitapları okuyanlar acı acı tebessüm ederek “Böyle kitapları yazan bir kişinin casus olması mümkün mü? Bu ne yaman bir çelişki?” diye soruyor.
Davanın ilk duruşması 11 Mayıs’ta... Dileriz adalet kısa zamanda tecelli eder.
“Bu utanmazlığın asla affı yoktur!”
Milli Eğitim’in tarikatların etkisine girdiği, İstiklâl Marşı’mızın bile Arapça okunarak Cumhuriyet ilkelerine meydan okunduğu ve Türk ulusunun ilkel çağlara sürüklenmek istendiği bir dönemde yaşıyoruz.
Bir yıl içindeki 98’inci mitingini Uşak’ta düzenleyen CHP lideri Özgür Özel haklı olarak “Bu utanmazlığın asla affı yoktur. İstiklâl Marşı’mızı Arapça okumak Atatürk’e meydan okumaktır!” dedi.
Bu sözler doğrudur. İstiklâl Marşı, Türk istiklalinin marşıdır. Bunu Arapça veya başka dille okumak aymazlıktır, edepsizliktir ve kötü niyetin önde gelenidir.
Bunlar, Cumhuriyet ilkelerine, Anayasa’ya ve yasalara aykırıdır ama ne yazık ki artık günümüzde adalette de “Çifte standart” var. Suç olan bu eylemler görmezlikten geliniyor!
Ülkemizde, Afganistan, İran gibi olmaya ne kadar çok meraklı yaratık var? Bu davranışlar asla akılla, mantıkla izah edilemez! Tehlikeli olan, bunların teşvik edilmesidir!
GÜNÜN SÖZÜ
Ağacın kurdu gibi ulus olarak bizim de kurdumuz içimizde!