Çiftçiyi gübre, mazot, ilaç giderlerinin katlanmasından çok, don ve kuraklıkla daha fena vurdu. Üretim azaldığı için fiyatlar da yüksek oldu. Bu arada ürün ithalatı da patladı. Üreticinin ürettiğinin karşılığını alması mümkün olmadı. Örneğin patates, soğan üreticisi 8-10 liraya mal ettiği ürününü üç-dört liraya bile satamaz oldu. Ürün tarlada kaldı. Kızıp dökene de cezalar yağdırıldı.
Çiftçi üretim yapamadığı için borçlandı. Üretimden çekilen çiftçi sayısında da büyük artış olduğu ortaya çıkıyor. Bankaya, kooperatife borcunu ödeyemeyen çiftçinin tarlasına, traktörüne, ekipmanına haciz geliyor. Üreticinin sorunlarını en çok CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sahadan derlediklerini gündeme getiriyor. Ancak bunlar yetmiyor. İktidar partisi, çiftçiyi unutmuş durumda.
BORCU OLAN YANDI
Nihat Babaözü, Ankara’nın Sincan ilçesine bağlı bir köyde çiftçilik, hayvancılık yapıyor. Aynı sorunları yaşıyor. Örgütlü bir yapının içinde olmayınca sesini yeterince duyuramayacağını bildiği için siyasete atıldı. Zafer Partisi’nin Tarım Politikaları Başkanı oldu. Aradığımda, “Çiftçi bitti” diye söze başladı. Bu kez çiftçiye kredi darbesi indirildiğini belirtti, “Çiftçiler artık Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifi’nden kredi kullanamayacak” dedi. Ne olup bittiğini şöyle anlattı:
“24 Ekim 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile çiftçilerin kullandıkları sübvansiyonlu kredilerdeki devlet desteği yüzde 50’den, yüzde 25’e indirildi. Ayrıca vergi borcu, Bağ-Kur’a pirim borcu olanlara da kredi verilmeyeceği yayımlanmıştı. O tarihte, gelen tepkiler üzerine bu kararnamenin yarısı yani sübvansiyonlu kredi bölümü bir hafta sonra iptal edildi. Kalanı da 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerlidir denilerek 2026 yılı başına ertelendi. Bu kanun yürürlükte.
Çiftçinin vergi borcu yok diyebiliriz. Çünkü, çiftçi peşin vergi ödüyor, yani ürünü satarken müstahsil üzerinden vergi kesiliyor, sadece Motorlu Araç Vergisi var. Sigorta pirim borçları ise katlanarak devam ediyor. Pirim borcu olan çiftçi zaten emekli olamıyor, devlete de bir yük getirmiyor. İlk bakışta devlet de haklı diyebiliriz, ama geçtiğimiz yıl yaşanan öncelikle büyük kuraklık ve aşırı don felaketi düşünüldüğünde çiftçi de haklı.
ANORMAL DURUMLA KARŞILAŞTIK
Çiftçinin beklentisi, Ziraat Bankası ve Tarım Krediye olan borçların ertelenmesiyken, bu anormal durumla karşılaşıldı. Oysaki kanun gereği, çiftçinin milli gelirden alması gereken en az yüzde birlik pay açıkça gasp edilmiş. Şöyle ki: Ticaret Bakanlığı 2024 yılı Gayri Safi Milli Hasılayı (GSMH) bir trilyon 400 milyar dolar olarak açıklamıştı. Çiftçiye bunun 14 milyar doları destek olarak verilmelidir. Kanun bunu emrediyor.”
Kanun böyle emrediyor ama bakalım 2025 yılı bütçesinden 14 milyar dolar karşılığı olan 560 milyar lira çiftçiye destek olarak konuldu mu? Araştırdığımızda konulması gereken 560 milyar lira yerine sadece 135 milyar lira destekte bulunuldu. Sadece 2025 yılında çiftçinin desteklemeden doğan hakkından 425 milyar TL hükümet tarafından verilmedi. Bu da 10 milyar dolar yapıyor. Yani, Hükümet, “Yüksek enflasyona çiftçimizi ezdirmeyeceğim” sözünü de yerine getirmedi. Nihat Babaözü şunları ekliyor:
“Taban fiyat uygulamaları ile son bir yılda çiftçinin 1,5 trilyon lirası buharlaştırıldı. Çiftçinin bankalara olan borcunun 1 trilyon 200 milyar TL olduğu durumda kimin haklı olduğuna milletimiz karar vermelidir. Maliye ve Tarım bakanlarını, yaptıkları yanlıştan dönmeye davet ediyorum.”
YASA TEKLİFİ: ERİŞİM ENGELİ KALDIRILSIN
Cumhur ittifakının önermediği yasa teklifinin TBMM’den geçme şansı yok. En azından bazı konuların kayıtlara geçmesi açısından muhalefet partili milletvekilleri de çok sayıda yasa teklifi veriyor. Demokrat Parti’nin (DP) TBMM’de bir milletvekili var. İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, Nihat Babaözü’nün yakındığı konuları da içeren yasa teklifi hazırlayıp TBMM Başkanlığı’na sundu.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim borcu ve vadesi geçmiş vergi borcu gerekçesiyle Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından krediye erişimi engellenen çiftçilerin yaşadığı mağduriyeti dile getiren Haydar Altıntaş, teklifinin gerekçesini şöyle belirtti:
“Kuraklık ve zirai don nedeniyle ağır kayıplar yaşayan çiftçilerin tarımsal üretimden kopmasını önlemek amacıyla ‘Çiftçilerin Tarımsal Krediye Erişimlerinin Kolaylaştırılması, Borcun Yeniden Yapılandırması ve Doğal Afetlerin Etkilerinin Azaltılmasına Dair Kanun Teklifi’ni TBMM Başkanlığı’na sundum.”
ÜRETİM TAMAMEN AZALIR
“Don, kuraklık, girdi maliyetlerin yüksekliği nedeniyle üretim az oldu. SGK ve vergi borcu bulunan çiftçilere kredi verilmemesi halinde üretimi tamamen durma noktasına gelecek. Çiftçi borçlu olduğu için değil, üretim yapamadığı için borçlanıyor. Kuraklık ve zirai don gibi afetlerin ortasında, kredi kapılarını kapatmak çiftçiyi kaderine terk etmektir.”
1 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yürürlüğe giren uygulama, çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden krediye erişimi fiilen engelleniyor. Bu durum gıda güvenliği ve kırsal kalkınma açısından ciddi riskler barındırıyor.
Bu uyarıların dikkate alınmaması, daha çok ithalat anlamına geliyor. Çiftçimizi üretimden soğutmanın bedeli ülkemiz için çok ağır olacaktır.