Öyle bir hava estiriliyor ki CHP sanki ikiye bölünecek, para-pul iddiaları nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılacak. Siyasi partilerin gelirleriyle ilgili mevzuat var. Buna göre Anayasa Mahkemesi, Sayıştay Başkanlığı üzerinden siyasi partileri denetliyor. Siyasi partilerin alabilecekleri en yüksek bağış miktarı belirleniyor, alınan bağış miktarı için makbuz kesiliyor. Belirlenen miktarın üzerinde bağış alındıysa bu paranın parti için mi harcandığı, yoksa birilerinin cebine mi gittiği bilinmiyor. Eğer, para alındığı ve bunun parti faaliyetleri için kullanıldığı belirlenirse, devreye Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı giriyor. Parti faaliyetinde kullanıldığı belirlenen para zimmet çıkarılıyor, ilgilileri hakkında dava açılıyor. KİMSEYİ İNANDIRAMADI Mevzuat hükümleri vardır ama bunların pek uygulanmadığı da bilinir. Ama, eğer iktidar partisi, para alındığı yolunda açık bilgilere sahip olursa, bunu alabildiğine kullanır. CHP’ye de yapılan da bu. İddiaları gerçekten bir davaya dönüştürmek isterlerse bu da yapılabilir. Eğer, belirlenen miktarın üzerinde para alındığı kanıtlanırsa parti yöneticileri problem yaşayabilir. Ama birisinin “Ben gittim, bu kişiye şu kadar para verdim” demesiyle de olmaz. Nitekim Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in iddiası da bu yönüyle gerçekçi bulunmuyor. Bir milyon Euro’yu çantaya koyup uçakla getirdiğini, CHP Genel Merkezi’nde kim olduğunu bilmediği, adını-sanını bile sormadığı kişiye bu kadar parayı verdiğini söylemesi inandırıcı bulunmadı. Eğer, kendisine para verildiği söylenen kişi bir gün ortaya çıkıp, “Evet Gökhan Böcek bana bir milyon Euro getirdi. Ben de parayı parti için şu işlere harcadım ya da falanca kişiye teslim ettim” derse parti ile ilgili problem başlar. TEMELLİ KAPATILABİLMESİ İÇİN Anayasamıza göre siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partiler önceden izin almadan kurulur, Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler. Siyasi partilerin uyması gereken esaslar Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında şöyle belirtiliyor: “Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.” Anayasamızın 69 maddesinde bir siyasi partinin 68’inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesi’nce tespit edilmesi halinde karar verilir. Oysa CHP için böyle bir durum yok. KAPATMAYA KARŞI YEDEK PARTİ Mİ? CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarından CHP’nin kapatılabilme olasılığına karşı önlem olarak yedek partinin hazır olduğu anlaşılıyor. Kapatılmanın gerçekleşmesi halinde kapatmaya neden olanlar hakkında Anayasa’nın 69. maddesi uyarınca kapatılma kararının yayınlanmasından itibaren beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacaklarına ilişkin kural bulunuyor. Kapatılmaya sebep olan milletvekillerinin ise milletvekilliği düşmüyor, bağımsız milletvekili olarak görev yapabiliyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti yöneticilerine el uzatmadan önce yaptığı açıklamalarda, “DEM Parti kapatılsın, milletvekillerinin milletvekilliği düşürülsün” diyordu. Ama, parti kapatılsa bile milletvekillikleri düşmeyecekti. CHP’lilerin, siyasi partilerin kapatılması konusunda daha ayrıntılı araştırma ve inceleme yapması kapatılmayı gerektiren durumların vakit varken gidermelerinde yarar var. Halen beş siyasi partiyle ilgili Anayasa Mahkemesi’nde açılmış kapatma davası bulunduğunu da hatırlatalım. SİYASETE SOĞUK BAKILIYOR Tutuklu durumda olan CHP’li bazı belediye başkanı/belediye görevlileri veya yakınları tarafından, kişilerin özel hayatlarını da içeren itiraflarda bulunuyor, CHP üst düzey yetkilileri de bunlara ayrıntılı yanıt vermeye çalışıyor. Bu durumun yeni/ek ifadelere yol açmaya başladığı, konuların giderek magazinleştiği/tefrika haline geldiği görülüyor. Sözü edilen durumun, halkın gerçek sorunlarının konuşulmasının önüne geçtiği, sağduyu sahibi yurttaşlarımızın üzüntülerine ve siyasete soğuk bakmalarına yol açmasının yanı sıra parti tüzel kişiliğinin de zarar görmesine yol açıyor. DERS ÇIKARILMALI Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanıp tahliye olacaklarını bekleyenler, işlediği öne sürülen suçlardan hiç ceza almayacaklarını sanıyor. Sorguda kendilerinin yönlendirildiğini, ne isteniliyorsa onları söylediklerine ilişkin iddiada bulunanlar da çıkıyor. Özgür bir ortamda konuşamayanların her iddiasına parti yöneticilerinin ayrıntılı açıklama yapmasına da gerek yok. Bu arada parti suçu işlediği görülenler veya isnat edilen suçlara karıştığına ilişkin güçlü kanıt bulunan kişiler hakkında da gerekli disiplin yaptırımlarının uygulanması, aday belirleme aşamasındaki hatalardan ders çıkarılmasında da yarar var.