Anahtar pas atabilen oyuncular doğrudan maçın kaderinde etkili olurlar. Sane, ilk golde İcardi’ye çok ince bir pas gönderip, onun golü atmasını sağladı.
İkinci golde yine ustalık vardı. Sane bu kez Sara’yı görmüştü. Sara da Yunus’a gol pasını çok kolay vermişti.
Okan Buruk’un, Osimhen için doktor ve kendisiyle konuşup, riske girmeme kararı aldıktan sonra İcardi ile başlama düşüncesi bence doğruydu. Gençlerbirliği kapanıp çabuk atak arayacaktı. Böyle oyun anlayışı olan bir takıma karşı orijinal bir santrforla başlamak doğru hamleydi Galatasaray için.
Maçın hemen başında gelen gol ve ikinci golden sonra bile Gençlerbirliği defans anlayışını değiştirmedi. ‘Açık oynayıp, risk alırsa büyük fark olabilir’ endişesi yaşıyordu herhalde Volkan Demirel.
Uzun süre sonra tempo açısından hiç zorlanmayan bir Galatasaray izliyorduk. 7 maçtır gol atamayan Gençlerbirliği ilk devreye oranla biraz daha fazla hücumu düşünmeye başlamıştı. Niang’ın golü ile farkı bire indirip umutlandılar.
Galatasaray, fark bire inince ister istemez endişelendi. Oyunu ağırlaştırma düşüncesi vardı ama bu konuda başarılı olamadı Galatasaray.
İcardi, çok iyi bir alternatifi hazırda yoksa bu tarz maçlarda oyundan çıkmamalı. Çünkü, o çıkınca rakip rahatlar ve hücumu daha çok düşünür.
Son bölümler sıkıntılıydı, stresliydi ama derbi öncesi alınan galibiyet büyük moral oldu Galatasaray’a.