Sevgili okurlarım, İ. Melih Gökçek ailesinin Almanya’da edindiği mülklere büyük paralar ödediği kesinleşti ama değirmenin suyunun nereden geldiği bilinmiyor.
Gazeteci arkadaşımız Murat Ağırel, bu büyük haberi gündeme taşımakla çok iyi bir iş yaptı. Ancak şimdi herkes merak ediyor, bu işin sonu acaba nasıl gelecek!
Eğer onun yerinde bir CHP’li başkan olsaydı, hiç kuşkum yok aile bireyleriyle birlikte şimdiye kadar çoktan tutuklanmış olurdu.
Melih’in aslında ilginç iki özelliği vardı.
İlki, belediyede bazı kritik kararların altına imza atmazdı.
Örneğin bazı büyük ihaleler... Bazı büyük alımlar...
Böylece kendisini en baştan koruma altına almış olurdu. Günün birinde hesap sorulacak olursa ‘Benim haberim yok ki... Bu konudan sorumlu olamam’ diyebilecekti. İmzaları onun yerine ekibinden birileri atardı!
Şimdi bunun somut örneğine bir kez daha tanık oluyoruz. Örneğin Almanya’da edindikleri mülkler konusunda savcılığa verdiği ifadede o değerli mülkün oğlu tarafından alındığını, olup bitenden kendinin haberi olmadığını söyledi.
Gökçek ailesini tanıyan herkes iyi bilir, bu aile hep birlikte iş yapar.
Aralarında ayrılık gayrılık asla yoktur.
★★★
İkinci önemli özelliği, özellikle geçmiş yıllardaki bir huyu idi!..
Kendisi hakkında olumsuz yazı yazan ya da konuşan herkesi mahkemeye verir, ya tazminat ister ya da ceza alması için savcılığa şikayet ederdi...
Ve İ. Melih’in sözü Ankara Adliyesinde gerçekten geçerdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı idi. Arkasında AKP iktidarı vardı.
Oradan aldığı güç sayesinde hemen hemen bütün davalarını kazanırdı Geçmiş yıllarda kendisini ben de sık sık gündeme getirir, ‘marifetlerini’ belgeleriyle birlikte yazardım.
Dolayısıyla o yıllarda zamanımın çoğu Ankara Adliyesinin koridorlarında geçerdi.
★★★
Açtığı sonsuz davalardan bazıları gerçekten ilginçtir. Somut örneğini burada birkaç gün önce de vermiştim.
Adamın kimlik belgesindeki orijinal adı İbrahim Melih. Yazılarımda kendisinden İ. Melih diye söz ettiğimde beni de aynen şu gerekçeyle defalarca mahkemeye verip para istemişti:
“İ. Melih demekle bana ibne Melih demekte ve hakaret etmektedir!”
Neyse ki bu iddiasını tutturamadı ve açtığı davalar mahkemeler tarafından reddedildi.
★★★
Başkent Ankara onun marifetleri nedeniyle fokur fokur kaynıyordu. Ve günün birinde Recep Tayyip tarafından görevden alındı.
2017 yılında bir gün Recep Tayyip kendisine önemli bir kararını bildirdi.
“Seni görevden alıyorum. Şimdi istifanı vereceksin! Gerekçe olarak görevden alındığın değil, istifa etmiş olduğun gösterilecek!”
Ve istifasını vermek zorunda kaldı!
Ancak işin bu boyutu hep ‘sır’ olarak kaldı. Görevden alındığı niçin gizlenmişti, istifaya niçin zorlanmıştı, bunlar bugün bile bilinmiyor. Hep ‘devlet sırrı’ olarak kaldı.
Çok ilginç değil mi!
O günlerde Türkiye’de ağızdan ağza dolanan önemli bir söylenti vardı.
“Melih’in elinde ‘birileriyle’ ilgili öyle belgeler var ki, ona kimse dokunamaz. Görevden alsalar bile işin üzerine daha fazla gidemezler!”
★★★
Gün geldi, Mansur Yavaş ABB Başkanı oldu. Melih’in geçmişteki bütün dosyaları artık onun elindeydi... Ve bazı akıl almaz gerçekleri açıklamaya başladı.
Hesap sorulmasını istiyordu.
Örneğin ANKA Park adında bir yerde ‘dinozor sergisi’ açmış ve başkentin parasını bu yolla çöpe atmıştı. Paraların kimlerin cebine girdiği bile belli değildi.
İ. Melih yanıt veremedi.
830 milyon dolar!
Başka konularda daha neler vardı neler...
Ama kendisi hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı, günümüzde de açılamadı.
★★★
Mansur Yavaş bu suçlayıcı sözleriyle acaba İ. Melih’e iftira atıyor olabilir mi? Yani ona bir kızgınlığı falan mı var, yoksa doğruları mı söylüyor!
Türk Ceza Kanununda yer alan suçlardan biri de iftira...
Bir kimseye iftira atmanın hapis cezası var.
Eğer olayımızda iftira atıyorsa gereği derhal yapılmalı ve hakkında soruşturma açılmalıdır.
Yok eğer doğruları söylüyorsa bu kez İ. Melih hakkında soruşturma başlatılmalıdır.
Top şimdi Adalet Bakanı Akın Gürlek’in elinde.
Bakalım topu nasıl kullanacak.