Sevgili okurlarım, bir süreden beri Türkiye’de siyaset çarkları belediyeler üzerinden dönüyor. Başka bir deyişle siyaset oyunları da belediyeler üzerinden oynanıyor. Türkiye, şimdi tanık olduğumuz bu çirkin sahnelere hiç alışık değildi. Dolayısıyla milyonlarca insanımızla hiç alışık olmadığımız bu olayları geçen yılın başlarından bu yana izliyoruz. İktidar, bu oyunu belediyeler üzerinden başlattığında kararı kesindi. Önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) CHP’den alınacak, İmamoğlu hakkında yasal işlemler başlatılacaktı. Ellerinde, sarılacakları önemli bir konu vardı. Gelen ihbarlara göre İmamoğlu’nun üniversite diploması geçersizdi ve gelecekte olması beklenenler konusunda yeterli olacaktı. Çünkü anayasa ve yasalar uyarınca bir kimsenin cumhurbaşkanı olabilmesi için üniversite bitirmiş olması gerekiyordu. Eğer o diploma yargı kararıyla geçersiz kılınırsa, ki kılındı, İmamoğlu zaten aday olamayacak, Recep Tayyip’in en korkulu rakibi bu yolla tasfiye edilip devre dışı bırakılacaktı. ★★★ Yüz kızartıcı süreç işte böyle başladı ve hemen ardından ‘yükseklerde’ alınan bir karar daha devreye sokuldu. Bu kez başta İmamoğlu olmak üzere bütün CHP’li belediyelerin üzerine gitmeye karar verdiler. Olay gayet basitti! CHP’li belediyeler susturulacak, gerekirse bu amaçla yargı devreye sokulacak ve onların ‘saltanatına’ ne pahasına olursa olsun son verilecekti! İktidar böylece bir taşla iki kuş vurmuş olacaktı. Hem CHP’li belediyeleri piyasadan silecek, hem de önümüzdeki seçimlerde CHP’ye oy verecek olan kitleler korkutulmuş olacaktı. ★★★ Memlekette bu konuda olanları artık hepimiz biliyoruz. Tekrar etmeye gerek yok. Yargının da desteği ile CHP’li belediyelerin üzerine balyozla gidildi. Başta İstanbul olmak üzere İzmir, Bursa, Adana gibi Büyükşehir başkanları birer birer tutuklandı. Tutuklanma furyasını atlatan başkanlar kendileri ve yakınları üzerinden korkutuldu. Tutuklanmayanlar ise CHP’den istifa edip AKP’ye transfer edildiler. Bu konuda başı da Aydın’daki Özlem Çerçioğlu çekti... Ya bize geçersin ya da tutuklanırsın! ★★★ Aradan aylar geçti, giden gitti... Gelen geldi diyemiyorum çünkü AKP’den CHP’ye gelen kimse olmadı. Şimdi ortada bir tek Mansur Yavaş kaldı. Doğrusunu isterseniz böyle karmaşık bir siyasi ortamda Mansur Yavaş’ın yerinde olmayı istemezdim. MHP kökenli. CHP’den seçildi. Sonra partisi bölündü, devreye YENİ Parti girdi. Yavaş şimdi ne yapacak? Acaba Ankara Büyükşehir’i ele geçirmek için onu da içeri atarlar mı? Her an her şey olabilir. ★★★ Önceki gün Recep Tayyip tarafından Saray’da kabul edildi. Mansur Yavaş’a göre Ankara’nın sorunlarını konuşmuşlar. Bana sorarsanız onun bu sözleri pek inandırıcı değil. Böylesine kızışmış, CHP’den seçilmiş bütün başkanları ve belediyeleri nakavt etmeyi amaçlayan bir ortamda Recep Tayyip Ankara’nın sorunlarını dinleyecek, yardım ve destek vaat edecek, pek inandırıcı olmuyor! Peki ama Mansur Bey eli kolu bağlınmış böyle bir düzende ne yapabilir? Aralarında geçen konuşmaları açıklasın desek zaten olmaz... Çünkü görüşme başlamadan hemen önce Recep Tayyip kendisini zaten uyarmış ve her şeyin gizli tutulacağını söylemiştir. ★★★ Yavaş bundan sonra ne yapacak? Seçildiği CHP’de mi kalır, yoksa YENİ Parti’ye mi geçer? Ya da CHP’den istifa edip bağımsız kalmayı mı tercih eder? Mansur Bey sadece Ankara’da değil, bütün Türkiye’de sevilen ve saygı duyulan tertemiz bir isim. Hırsızlığı, yolsuzluğu, çapkınlığı falan yok. Benim tanıdığım kadarıyla Recep Tayyip böyle birini hazır koşullar uygunken kolay kolay bırakmak istemez. Hatta onun da AKP rozeti takmasını ister. Mansur Yavaş şimdi çok kritik bir karar verme öncesinde, belki uykuları kaçıyor. Zor dostum zor!