Sınıf defterindeki öğrenciler gibi adları sıralandı. Erkan, Hüseyin, Nimet, Ömer, Nabi, İsmet, Ziya, Mahmut, Yusuf... AKP’nin, Milli (!) Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturttuğu dokuz isim, cumhurbaşkanını da toplumu da mutlu edemedi. Eğitim sistemi, yöneticiler, müfredat, ders kitapları yüzlerce kez değişti. Atanan her bakan, eğitimde ilkleri keşfetmiş edasıyla saray yolunu tuttu. Cumhurbaşkanı, “Sınav başarısı odaklı bakış açısı ne yazık ki, eğitim sistemimizin kanayan yaralarından biri. Düşünmeye, sorgulamaya, öğrencilerin kabiliyetlerini keşfetmeye yeterince önem verilmedi. Devlet, eğitimde vatandaşın talepleri karşısında kör sağır kesildi. Çok net görüyoruz, eskiyi öykünerek zamanın gerisinde kalarak hiçbir yere varamayız. Siyasi görüşü ne olursa olsun tüm paydaşların yapıcı eleştirilerine açığız. Eğitim, ideolojik kakofoniye mahkum edilmesin” dediğinde Yusuf Tekin yeni atanmıştı.
KAKOFONİK KALKIŞMA
Yerli ve milli iktidar (!), Yunanca’dan seçmelerle eğitimde alacağı yeni yolu 3 yıl önce çizmişti. Kakofoni de ne? TDK, ‘ses kakışması’ dese de Yunanca karşılığı, kötü ses! Kulakları tırmalayan, sert, uyumsuz, karmaşıklığın ortaya çıkardığı ses kirliliği, ahenksizlik ve karmaşa. Eğitimde kakofonik kalkışmaları tetikleyen ideoloji şövalyesi Yusuf Tekin, MEB’i kirli, ahenksiz, insanların sinir uçlarını hoplatan bir kakofoniye çevirdi. Cumhurbaşkanının, ideolojiyi bir yana bırakıp, toplum paydaşlığının ‘milli’ eğitim sistemi için sorumluluk alma çağrısı, bu kakofonide kayboldu. Atatürk’ün halkla birlikte kurduğu laik, demokratik eğitimi görmezden gelen kararlara imza atan Tekin, üstten bir bakışla halkın hassasiyetlerine bıyık altından gülmeyi marifetten saydı.
KÖTÜLERİN KÖTÜSÜ
Türk toplumunun kırmızı çizgisi, ‘Atatürk, cumhuriyet, laiklik’ gibi ilkeleri çiğnemekte çokça pervasızdı. “Sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim STK dediğimiz yapılarla protokol yapmaya devam edeceğiz” diyerek tarikatları savunurken, kendi kızını laik ve uluslararası eğitim veren, Ankara’da bir koleje yazdırdı. Meclis’te milletin vekillerine, “Geri zekalıya anlatır gibi anlatıyorum” da dedi, “O lafı neresinden anlıyor bilmiyorum” da... Kahramanmaraş’ta öldürülen meslektaşlarına ağlayan öğretmenler derdini anlatırken, “Şov yapmayın” bile diyebildi. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir eğitim bakanının üslubu, bu kadar kabalaştı. AKP’lilerin de artık rahatsızlığını aleni dile getirmeye başladığı Yusuf Tekin, “Cumhuriyet tarihinin en kötü Milli (!) Eğitim Bakanı” olarak adını tescil ettirdi.
KOLTUKLAR BOŞALIYOR
Profesörlüğü, rektörlüğü tartışmalı olsa da siyasal bilgiler mezunu Tekin, siyasal bilgiler dersinden sınıfta kaldı. İktidar, baskın seçime hazırlanırken en az ekonomi kadar eğitimdeki bozulmanın da AKP’ye oy kaybettirdiği anketlere yansıdı. Aldığı kararlar ve söylemleriyle Tekin’in, AKP’ye oy kaybettirdiği gerçeği çekmeceden çıktı. Ankara’da, bizzat atadığı bakan yardımcıları bile kulislere başladı. Bakan yardımcılarından biri, TÜBİTAK’ta işe başlamak için 5 Haziran’da MEB’den ayrılacak. Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurul üyeliğine 1 yıl önce atanan diğer bakan yardımcısı kendisini şimdiden yeni Milli Eğitim Bakanı gibi görüyor. Üst düzey eğitim yöneticileri, “Bakan yardımcısı, Bilal Erdoğan’a yakın müdürlerin ve rakibi gördüğü eğitimcilerin açığını arıyor. Etrafındakilere, ‘Seni müdür yapacağım’ sözü veriyor” diyerek gelişmeleri anlattı.
MİLLİ MAÇ GECESİ
Ankara’da önceki gün 81 il müdürünü, ‘okul güvenliği’ konusuyla Bakan Tekin toplasa da toplantının gizli gündemi ‘Yeni bakan kim?’ sorusunun cevabını aramaktı. İl MEM’leri kulislerini yapıp, illerine döndü. Yusuf Tekin görevden ne zaman alınacak? Ciddi kaynaklar; A Milli Takımımız 14 Haziran’da, 2026 FIFA Dünya Kupası’nda Avusturya ile maç yapacağı gün Milli (!) Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevden alınacağını söyledi. Maçla ilgisi elbette ki yok! MEB’in yaptığı ve 1 milyon öğrencinin gireceği 2026 LGS’nin sorunsuz bitmesi planlanmış. Yusuf Tekin, müsteşarlıktan alınınca da çok içerlemişti. Tokat’ta, 400 hayvanlı çiftlik kurduğunu, yıllar önce bizzat kendisi bana sevinçle anlatmıştı. Büyükelçi atanmazsa çok sevdiğini büyükbaş hayvan çiftliğinde ineklerine, danalara koşacaktır. MEB’de sert çekilen kartlar, milli maç gecesi koltukları devirecek.