Yükseköğretim yasası çok ciddi değişiklikler içerse de ‘Öğrenci Affı’ denilerek, toplumu vicdanından yakaladı. TBMM’de önceki gece yarısı kabul edildi. Not ortalaması, devamsızlık, yoksulluk ve hastalık gibi nedenlerle ilişiği kesilen ya da sınavı kazandığı halde kayıt yaptırmayan yüz binlerce genç için üniversitelerin kapısı aralandı. YÖK’ün kurulduğu 1981’den 2 yıl sonra ilk öğrenci affı 1983’te çıktı. İlk öğrenci affından 1 yıl sonra 1984’te ikinci öğrenci affı derken, 1986, 1988, 1991, 1993, 1995, 1997 ve 2000’e kadar öğrenci afları sürdü. AKP iktidarı; 2005, 2008, 2011, 2012, 2018 ve son olarak 2026’da öğrenci affı çıkardı. YÖK’ün 44 yıllık tarihindeki 16 öğrenci affından 6’sını AKP çıkardı. Siyasal iktidarlar, ortalama her 2 yıl 4 ayda bir üniversite öğrencilerine niye af çıkardı? KAYIP GENÇLER Türkiye’nin ekonomik şartları üniversite öğrencilerini çok ciddi mağdur etti, ediyor. “11 ili etkileyen çok ağır bir deprem geçirdik. Çok ağır ekonomik kriz yaşıyoruz. Af çıkarılmasın mı?” diyebilirsiniz. Öğrenci affına karşı değilim. Öğrenci aflarının, gerçekten sistem mağduru öğrenciler için çıkarılıp çıkarılmadığını birlikte sorgulayalım. AKP’nin 2018’de çıkardığı son öğrenci affı verilerine bakalım. Bu aftan tam 532 bin kişinin yararlanma hakkı vardı. 65 bin 628 kişi başvurdu. Bunların sadece 12 bin 419’u mezun olabildi. Açık öğretim de eklendiğinde, af kapsamındaki öğrenci sayısı 8 yıl önce 3.1 milyondu. Tam bu noktada, 2 milyon 668 bin 628 öğrencinin üniversitelerle ilişiği kesildi. Bu çok korkunç bir rakamdır. Milyonlarca gencimiz nerede? Son veriler gösterdi ki, 878 bin genç yoksulluktan üniversiteyi bıraktı. SEÇİM HAZIRLIĞI 2002-2026 yılları arasındaki AKP iktidarında; 6 genel seçim, 3 cumhurbaşkanlığı seçimi, 6 yerel seçim ve 3 anayasa değişikliği referandumu yapıldı. 2009 yerel seçimleri öncesi, 2008’de öğrenci affı çıkarılması tesadüftür (!) 2011 ve 2023 genel seçimlerinde aynı yıl öğrenci affı çıkması tesadüftür (!) 2014 seçimi öncesi 2012’de öğrenci affı çıkarılması tesadüftür (!) Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş için anayasa değişikliği 18 Mayıs 2018’de yapıldı. Anayasa değişikliğinden 1 ay sonra 24 Haziran 2018’de yeni sistemde ilk seçimin yapılması tesadüftür (!) 2026 öğrenci affı için 2 yıldır hiç toplanmayan TBMM Milli Eğitim Gençlik ve Spor Komisyonu toplanıp, gece yarısı 5’e kadar çalıştı. YÖK üyeleri seçimini içeren yasa maddeleri dahi TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda görüştüren iktidar, eğitim komisyonunu apar topar toplaması baskın seçim habercisi mi? Tesadüftür, tesadüf (!) KOD ADI: 7315 Türkiye’deki 208 üniversitede 8 milyon genç okuyor. Üniversite mezunu 1 milyon genç işsiz ya da üç harfli marketlerde kasiyer, inşaatlarda amele... Yeni öğrenci affı kapsamına girecek öğrenci sayısı, 2018 öğrenci affındakileri ikiye katlayıp 1 milyonu aşması bekleniyor. Gençlerin, kaçı bu aftan yararlanacak? Süreç gösterecek. Öğrenci af paketindeki sahte makale yazanlar, intihalcilerin cezalandırılmasında geç bile kalındı. Eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ait Ankara Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin de aralarında yer aldığı, ülkedeki 49 tıp fakültesinin yataklı hastanesi yok. Tıp fakültelerinin en az 200 yataklı hastane kurması için ‘Fahrettin Abi’ maddesiyle yasal süre uzatılmasını da bir yana bırakalım. İktidarın, öğrenci affıyla öne çıkardığı yeni YÖK yasasında çok hassas maddeler var. Kod adı: 7315! KİTLESEL TEMİZLİK Gizlilik içeren MİT, TSK gibi kurumları kapsayan 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 3. maddesine, ‘üniversite öğretim elemanları’ ibaresi eklendi. Üniversiteler bu değişiklikle ilk kez, ‘güvenlik riskli alan’ olarak tescillendi. Anayasanın 130. maddesindeki üniversite özerkliğine aykırı bu değişiklik, “Ulusal varlığı, milli güvenliği tehdit...” diye başlayıp, akademisyenlerin özel hayatlarına kadar fişlenmenin önünü açtı. Akademik özerkliğe vurulan ilk darbe kayyum rektörlerdi. Son darbe, kayyum akademisyenler olacak. Boğaziçi Üniversitesi’nde her gün bir yenisi açılan soruşturmalarla süren akademisyen tasfiyesi artık tüm üniversitelerde kitlesel tasfiyeye dönecek. ‘Disiplin hükümleri’ diye ucu açık madde, akademisyenlerin tepesinde sallanacak. Seçim öncesi üniversitelerde; merdud (istenmeyen) akademisyenlere kitlesel temizlik (!) yapılıp, makbul (istenen) akademisyenler hızla kadrolaştırılacak.