Mehmetçik, Suudi Arabistan’da şehit olursa?

Suudi Arabistan’a üç kez gittim. Kabe’nin hemen yakınında Ecyad Kalesi vardı. Kuruluş amacı Kabe’yi korumak olduğu söylenmişti. İkincisinde kaleyi gördüm. Ama üçüncü gidişimde böyle bir kale yoktu. Yerine gökdelenler, oteller yapılmıştı. Suudi Arabistan, Osmanlı’nın izlerini siliyordu. Mekke’de Osmanlı kışlası vardı. Orada, Anadolu’dan giden askerlerimiz gözünüzün önüne geliyor.

Medine’de Osmanlı Camii’nin hemen yanında, “Haydarpaşa’dan kalkan trenin son istasyonu” bulunuyordu. Hem öyle bir son istasyon ki, lokomotif, vagonlar bile burada kalmıştı. Çünkü, Osmanlı askerine yardım gelmemesi için raylar sökülmüş, ray getirene İngiliz ajanları altın dağıtıyordu. Fahrettin Paşa, tüm baskılara rağmen teslim olmuyordu. Askerleriyle birlikte çekirge yedikleri oluyordu. Rayların üzerine keçe serilmişti. Tren gelip giderken sesinden Peygamber efendimiz kabrinde rahatsız olmasın diye yapıldığı söyleniyordu. Osmanlı’nın son istasyonundan kimler geldi, kimler geçti? Yaralı askerlerimizin dönüşü, Osmanlı’nın yaptırdığı camide namaz kılarken aklıma geldi ve onlara dua etmiştim. Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum.

SALDIRI DEĞİL, SAVUNMA

7 Ağustos 2026’da Mekke’de Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında “Mekke Ortak Savunma Antlaşması” imzalandı. 5 Ekim 2026’da Riyad’da yapılan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısı ile Suudi Arabistan’da bir Genel Sekreter’in başkanlığında sekretarya kurulması kararlaştırıldı. Genel Sekreter olarak Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood seçildi. Burada Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin de görevlendirilmesi
bekleniyor.

Yemen’in çok acı hatıraları, dillerden düşmeyen acılı türküleri Anadolu’da bilinir, söylenir. “Türkiye, Yemen’e asker gönderir mi?” sorusuna Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yanıtı şöyle oldu: “Mekke Antlaşması’na taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman, savunması için yanında olursunuz. Bu, saldırı antlaşması değil, savunma antlaşmasıdır. Türkiye başka bir ülke toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak. Suudi Arabistan’a hava savunma sistemi gibi konularda destek sağlayacağız.”

“TSK UNSURLARI GÖNDERİLİR”

Emekli Askeri Hakim Cengiz Demirtaş, Mekke Antlaşması’na imzaların atılmasından hemen sonra Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasında yaşanan sıcak çatışmalarda Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan’a askeri destek sağlayıp sağlamayacağı konusunda şunları anlattı:

“Mekke Antlaşması kolektif savunma antlaşması olduğuna göre böyle bir desteğin -Yalnızca savunma maksadıyla olmak kaydıyla- Suudi Arabistan’a verilmesi sürpriz olmaz. Fidan’ın açıklamasından da anlıyoruz ki savunma maksatlı olarak TSK unsurlarının gönderilmesi muhtemeldir. Nitekim 5 Ekim 2026 tarihli toplantıda; kolektif caydırıcılık sağlamak ve Suudi Arabistan’ın savunmasına destek vermek amacıyla askeri kapasitelerin ve yeteneklerin konuşlandırılmasına karar verildi. Yani TSK unsur ve personelinin görevlendirilmesi söz konusu.

BEKLENMEK ZORUNDA

Şu görevlendirmeler olabilir: 1- Sekretarya personeli, 2- Askeri yeteneklere ilişkin personel, 3- Kıta olarak gönderilecek personel.

Sorulması gereken TSK personelinin buradaki görevlere gitmesi için tezkere gerekip gerekmediği. Anayasanın 92. maddesine göre, TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesine izin verme yetkisi TBMM’de. Bunun tek istisnası Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası antlaşmaların gerektirdiği hallerdir.

Mekke Antlaşması metni henüz kamuoyuna açıklanmadı, TBMM onayından da geçmedi. Dolayısıyla iç hukuka göre yürürlüğe girmedi. Bu antlaşmadaki hükümler doğrultusunda sekretaryada, askeri kapasitelerde, sahada görev yapmak üzere TSK personeli gönderilmesi mümkündür. Tezkereye ihtiyaç olmayacaktır. Ancak kıtalar haricinde gönderilecek TSK unsurları için antlaşmada hüküm bulunsa bile TBMM’den tezkere çıkarılmasını beklemek gerekir. Benzer durumlarda TBMM’den tezkere çıkarılıyordu.”

EV SAHİBİ ÜLKE DESTEĞİ

Cengiz Demirtaş, gönderilecek TSK personelinin statüsü, hak ve yükümlülüklerinin önemli olduğunu belirtti, şu uyarıda bulundu: “Örneğin NATO uygulamasında NATO Kuruluş Antlaşması kadar bu antlaşmanın ayrılmaz bir parçası olan ‘Kuvvetlerin Statüsü Antlaşması’ da çok önemli. Mekke Antlaşması’nın içeriğinde veya ekinde kuvvetlerin statüsüne ve ev sahibi ülke desteğine ilişkin hükümler var mıdır, bilinmiyor. Eğer yoksa bunun da ayrı antlaşma ile ele alınması beklenmeli. TSK unsur ve personelinin statüsü, ayrıcalık ve dokunulmazlıkları, mali ve idari hükümler ve ev sahibi ülke desteği belli olmalıdır.” .

ŞEHİT OLURSA?

İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Başdanışmanı emekli Tümgeneral Rafet Kılıç, “Gönderilecek TSK unsurları, savaşın ortasında, yanlışlıkla da olsa vurulur; Mehmetçik şehit düşer veya yaralanırsa ne olacak?” diye sordu ve yorumu şöyle oldu:

“Bir savunma görevi, adım adım savaşın tarafı haline gelmemize yol açarsa bunun sorumluluğunu kim üstlenecek? Hâlâ TBMM’nin onayına sunulmamış bir antlaşma üzerinden askerî adımlar atılırken Anayasa’nın 90. ve 92. maddeleri ne olacak? Türkiye’nin yükümlülükleri, görev ve komuta sınırları nerede? Mehmetçik’in can güvenliğinin garantisi nerede?”

Savunma desteği adı altında başlayıp, bizi sıcak çatışmanın içine çekecek bir sürecin kapısının aralanmamasını yürekten diliyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları