Uzaktan kumanda ile zapping yaparak TV kanalları arasında gezinirken TELE1 ekranına gelince içim sızladı...
Suya sabuna dokunmadan yapılan sıradan bir yayın...
Daha sonraki günlerde defalarca tetkik ettim... Hep aynı tür paket yayınlar...
Güncel haber yok, yorum yok... Ülke sorunlarını yansıtan hiçbir şey yok!
TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ casusluk (?) suçlamasıyla tutuklandıktan sonra televizyona el konularak kayyum atanmıştı.
Bağımsız bir haber kanalı olan TELE1 o gün öldürülmüş oldu.
Oysa halktan ve haklıdan yana gerçekçi yayınlar yapan bir kanaldı.
O yayınlardan rahatsız oldukları için ipini çektiler.
Merdan Yanardağ’ın CASUS olduğu iddia edildi!
Hiç kimse kusura bakmasın ama buna asla inanmam!
Merdan Yanardağ’dan casus çıkmaz!
Amaç onu susturmaktı, susturdular!
Dava henüz başlamadı. Bağımsız yargıda gerçeğin ortaya çıkacağına inanıyorum.
Tüm dostları Merdan Yanardağ’ın “Gerçek haberciliğinin ve özgür yorumlarının kurbanı olduğu” inancında...
Hakkında bir suç iddiası varsa tabii ki herkesi gibi o da yargılanabilir. Fakat tutuklamak niye?
Tele1’e kayyum atamak neden?
Kaldı ki, Yanardağ sadece bir sanık... Daha yargılanmadı bile... Üstelik televizyonun sahibi de değil... Sahibi olan oğlu...
Diyelim ki, babası bir suç işledi. Oğlunun ne kabahati var? Televizyonu neden elinden alıyorsunuz?
Ülkemizde hâlâ demokrasi olduğu iddia ediliyor.
Nasıl bir demokrasidir bu?
Sopalı demokrasi olur mu hiç?
Demokrasilerde mala-mülke böyle el konulur mu?
★★★
Eşi Sevim Hanım, Merdan Yanardağ için düzenlenen “Dayanışma İmza Günü”nde onun Silivri Cezaevi’nden yazdığı mektubu okudu.
Merdan Yanardağ (özetle) “Amaç, susturamadıkları ve lisansını iptal etmeyi göze alamadıkları TELE1’e el koymak, beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmaktı...” diye yazıyor mektubunda...
Yanardağ ile uzun zaman birlikte program yapmış olan ve dürüstlüğünden yüzde 100 emin olduğum saygıdeğer Prof. Dr. Emre Kongar “Ona da, bana da her türlü eleştiri yöneltilebilir ama herhalde kimse ‘CASUS’ diyemez” diye çok emin konuştu...
Bağımsız yargıda tüm gerçekler ortaya çıkacak ve adalet yerini bulacak diye düşünüyorum.
Millet şükür bilmiyormuş!
20 bin liralık en düşük emekli maaşı kamuoyunda “sefalet ücreti” olarak tanımlanıyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş “Emeklilere bu ücreti veriyorum demek onlara ‘Ölün’ demektir” ifadesini kullandı.
Maaşlara yapılan düşük zamdan sonra emeklilerin bayram ikramiyelerine yapılacak zam da netleşti.
16 milyonu aşan emeklinin Ramazan ve Kurban bayramlarında aldıkları ikramiyeler 1000 lira arttırılarak 5000 liraya yükseltiliyor.
1000 lira nedir ki? Bir emeklinin eşiyle birlikte ucuz bir lokantada bir akşam yemeği parası!
Fakaaat...
MHP Aydın İl Başkanı Halûk Alıcık emeklileri kadir bilmezlikle suçlayarak “Ben şundan çok rahatsızım: Bu millet haline şükretmiyor. Şükürsüzlük bu memleketin sonu olacak!” dedi
MHP’li Başkana göre emekliler sürünse de şükredip oturmaları lâzım demek ki!
İşte, iktidar ortağının kafası bu! Ve bu kafalar ülke yönetiminde söz sahibi... İnsanlarımız bir de umutla “huzur ve refah” bekliyorlar. Daha çok beklerler!
Tebessüm
Temel’in zor seçimi...
Çapkın Temel’e soruyorlar:
“Türk kızları mı, Rus kızları mı?”
“İkisi de güzeldir, bayılırım onlara” diyor Temel...
“Yani hangisini tercih edersin? diye sorsak ne dersin sen?”
Temel hemen cevap veriyor:
“Hiç düşünmeden Türk kızları derim arkadaş. Çünkü düşünürsem Rus kızları demekten korkarım!”
GÜNÜN SÖZÜ
Bazı insanların bedenleri yaşar ama ruhları ölmüştür!