Mesele kimin değil nasıl bir aklın yöneteceği!

Når du er desperat, tenk som Atatürk - Çaresiz kaldığında Atatürk gibi düşün…

Fenerbahçe bugün bir seçim sürecine değil, bir akıl sınavına giriyor.

12 yıldır süren şampiyonluk hasreti, artık bahanelerle açıklanamayacak kadar derin bir yapısal soruna işaret ediyor.

Norveç'te zor durumlarda kullanılan bir ifade vardır: Bir yolu olmalı!

Çaresiz kaldığında Atatürk gibi düşün…

Yani çözüm odaklı, yaratıcı ve kararlı olmak.

Bugün ihtiyaç duyulan tam olarak bu.

KRİZ DEĞİL, AKIL SINAVI

3 Temmuz sürecinden sonra geçen 15 yılda sadece bir şampiyonluk yaşayan bu camia, yeniden bir yol ayrımında.

Bu süreçte isimler üzerinden tartışmak kolay.

Ancak asıl mesele, yönetim anlayışını değiştirebilmekte…

Fenerbahçe başkansız kalmaz.

Ama yanlış akılla yönetilirse, en güçlü başkan bile çözüm olamaz.

Taraftar sabırsız, rakipler acımasız, futbol düzeni tutarsız, siyasiler ayarsız…

Böyle bir ortamda başarı, sadece güçlü kadrolarla değil, doğru akılla mümkündür.

72 PARÇADAN TEK YUMRUK OLUR MU?

Başarmanın ön koşulu belli: Birleşmek, yeniden birleşmek…

Ama sadece söylemde değil, gerçek anlamda birleşmek.

Bu camia yıllardır bölünüyor.

Oysa ihtiyaç duyulan şey, küskünlükleri bir kenara bırakıp ortak hedefte buluşmak.

Liderlik tam da böyle zamanlarda ortaya çıkar.

YILDIRIM’A DÜŞEN GÖREV

Aziz Yıldırım tarihi bir görevle karşı karşıya.

Yıldırım, ‘Fenerbahçe'de camianın önde gelen isimleri bir araya gelsin" diyerek, kulübün geleceği için ortak bir akıl ve konsensüs oluşması gerektiğini defalarca vurguladı.

Bu tavır sözde kalmamalıdır.

BU CAMİANIN GÜCÜ VAR

Bir camia düşünün:

Cumhurbaşkanı Fenerbahçeli.

Türkiye’nin en büyük iş insanları Fenerbahçeli.

Milyonlarca taraftar, her koşulda takımının yanında.

Böylesine büyük bir potansiyele rağmen sürekli savrulmak, izah edilebilir değil.

Vakit “yapı”, “hakem”, “şartlar” gibi gerekçelerin arkasına sığınma vakti değil.

Aradan geçen yıllarda Fenerbahçe sadece kupalar kaybetmedi, deyim yerindeyse futbol aklını da kaybetti.

Ve vakit, herkesin aklını başına alma vaktidir.

NELER YAPILMALI?

Kurt kışı geçirir ancak yediği ayazı da unutmaz.

Kriz anlarında her şeyi çözmek zorunda değilsiniz.

Ama doğru öncelikleri belirlemek zorundasınız.

Bunun için ilk adım net.

Küskünlükleri rafa kaldırmak!

Nihat Özdemir’den Mehmet Ali Aydınlar’a, Murat Ülker’den Ferit Şahenk’e,

Hamdi Ulukaya gibi, hiçbir karşılık beklemeden mali destek veren isimlere,

Fenerbahçe’ye yıllarca hizmet etmiş yerli yabancı sporculara kadar…

Kulübe katkı sağlayabilecek herkes aynı çatı altında buluşturulmalı.

Bu, geçmişi unutmak değil, geleceği birlikte kurmak.

SAHADAKİ GERÇEK

Fenerbahçeli futbolcuların haleti ruhiyesini düşünün.

Başkanı gözaltına alınmış, kaptanı tutuklanmış, sürekli baskı altında kalan bir takımın sahada istikrarlı olması kolay değil.

Teknik direktörler de bu atmosferden bağımsız değil.

Bu koşullarda futbolculardan maksimum randıman almak ekstra beceri ve tecrübe ister.

Todesco, kendi kurmadığı, sezon öncesi birlikte çalışmadığı bir takımın başına geldi.

Trabzonspor galibiyetinden sonra ciddi hatalar yaptı.

Formayı adaletli dağıtma konusunda sapmalar yaşadı.

Gerçi bu sapmalarda yönetimin baskısı olduğu da iddia ediliyor.

Forvetsiz bir takımı ligde haftalarca namağlup götürdü ki ligdeki ilk yenilginin yaşandığı Karagümrük maçında hasta yatağında yatıyordu.

3 büyükler karşısında 13 puan toplayan Todesco, küme düşmeye oynayan takımlara karşı kaybedilen puanların kurbanı oldu.

Futbol böyle maalesef.

Rizespor maçından önce taraftarın şarkı bestelediği teknik adam 15 gün sonra kapının önüne konabiliyor.

İtalyan teknik adam kazanmak için her türlü şaklabanlığa tevessül eden teknik adamlara öykünmedi, bahanelerin ardına saklanmadı.

Özetle karakterli biriydi.

Yolu açık olsun.

TEKNİK DİREKTÖR KONUSU

Bu süreçte tercih edilecek teknik adamın, camiayı tanıyan, baskıyı yönetebilen bir isim olması büyük önem taşıyor.

Yerli bir teknik direktör tercihi, bu geçiş döneminde daha doğru bir hamle olur.

ÇIKIŞ YOLU: ORTAK AKIL VE VEFA

Başa dönelim.

Fenerbahçe’yi ayağa kaldıracak olan şey, tek bir isim değil; ortak akıldır.

Ama o aklı bir araya getirecek olan da vefadır.

Vefa sadece bir duygu değil, aynı zamanda camianın hafızasıdır.

Fenerbahçe, önümüzdeki yılı, kuruluşunun 120. yılını, VEFA SEZONU ilan etmelidir.

Bu vefa, küskünleri barıştırır, dağınıklığı toparlar, ortak hedefi güçlendirir.

Ve en önemlisi, vefayı fazlasıyla hak eden taraftarı yeniden umutlandırır.

SÖZÜN ÖZÜ

Vefa, geçmişi hatırlamak değil, geleceği birlikte kurma iradesidir.

Fenerbahçe eğer yeniden ayağa kalkacaksa, bunu tek bir başkanla değil; ortak akılla, vefayla ve cesaretle yapacaktır.

Çünkü bu camia, yıllardır kaybettiği kupalardan çok, kaybettiği aklın bedelini ödüyor.

Yazarın Diğer Yazıları