Adana’dan lise arkadaşlarım aradı, bulvarda Özgür Özel’i dinlemeye gitmişler. Bulvarın, meydanın, sokağın; “ağzı da var dili de var kalbi ile ruhu da var” diye anlattılar. Bulvar silme dolunca genç biri yanındakine “Gardaş accık (biri iki santim) ayağını sıklaştır da yer açılsın biz de Özgür Özel’i konuşurken görelim” demiş, öbürü de “Gardaş daha ne kadar sıklaştırayım öbür yandan da bana daral accık baskısı yapıyorlar”
diye diklenmiş.
Neredeyse kavga!
Araya girmişler.
★★★
Meydanlar, bulvarlar, sokaklar; “siyasetin, partilerin, politikacıların yenilenmesini, Türkiye’ye yüksek adaletin, yüksek ahlakın, yüksek fırsat eşitliği ile tarlada, serada, fabrikada, sanayi sitesinde, ilkokulda, lisede, üniversitede, gök vatanda, mavi vatanda, köyde, kasabada, kentte yüksek verimliliğin yaratılarak milli gelirin hakça paylaşılmasını istediği için” doluyor. Türkiye’de “adalet azap içine sokulduğu” için halk Özgür Özel’i dinlemek için meydanları, bulvarları, caddeleri, sokakları dolduruyor.
Accık sıklaş Gardaş!
Birlikte omuz verelim!
Özgür Özel’e sarılalım.
★★★
Meydanların:
Ağzı da var.
Dili de var.
Kalbi de var.
Ruhu da var.
Partisi, haksız, hukuksuz, haince elinden alındığı için Özgür Özel, bir şehirde bir “bankın”, öbür şehirde bir “portakal sandığının” Adana’da da bir “kebapçı masasının” üzerine çıktığında ve “Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız” dediğinde meydandaki silme halk; “sonuna kadar seninleyiz” diyerek alkışlıyor, destekliyor, arkasında duruyorlar.
★★★
Meydanlar!
Gözaltı korkusunu.
Ters kelepçe acısını.
Polis copu inmesini.
Hapishane endişesini, işten atılırım kaygısını, malıma çökerler ürpertisini sildi, kazıdı, attı. Türkiye’nin yüzde 70’i “ya yeni bir yol bulacak ya yeni bir yol açacak” siyasi lider arayışına girdi.
Özgür Özel’e sarıldı.
★★★
Meydanlar!
Daha ne söylesin!
Adalet yok edildi. Demokrasiye hançer vuruldu. Fırsat eşitliği askıya alındı. Yoksulluk, yolsuzluk, adam kayırıma, kötü yönetim, en beceriksiz adamı sırf partili olduğu için en iyi işin başına getirme, büyüklenme, tahripçi dil, çatışmacı söz, kutuplaştırma, şehir rantı, betonlaşma, ağaç ve orman katliamı, hava kirliliği, deniz kirliliği, yüksek yapışkan enflasyon, döviz krizi yaratma, zengin yoksul uçurumunu açma, diplomalı işsiz çoğaltma, dün bebek katili dediğine sırf iktidar koltuğunda kalayım diye bugün “kurucu önder” deme, gelecek umudunu yok etme, yağma, emekli ve işçi maaşını düşük tutmak için devleti (TÜİK’i) yalancılığa itme, ucuz et kuyrukları, pazar yeri artığı arayan yaşlı kadın görüntüleri, hava meydanında altın kaçakçılığı yaparken VIP salonunda yakalanan iktidar ittifakı milletvekilleri için “benim hırsızım iyidir” dümenine yatma. Bunların hepsi birlikte oldu. Meydanlar Özgür Özel, “Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız” dediğinde “arkandayız” diyerek dalgalanıyor. Dün de Tayyip Erdoğan’ın kalesi Niğde’de meydanlar doldu, izdiham oldu, Özgür Özel’i dinledi.
Accık sıklaş Gardaş!
Beraber işitelim!
PORTAKAL SANDIĞI ÜSTÜNDEN
Özgür Özel’den “irin girmez parti” yapısı bekleniyor!
Meydanları dolduran milyonlar “yeni bir Türkiye” ararken bunun yanında; “irin girmez parti ve temiz siyasetçi modelinin” nasıl kurulacağını da bilmek istiyor. İrin girmiş, cerahat bulaşmış parti acısını en çok Özgür Özel yaşadı. Sayıları çok az da olsa bazı CHP’li belediye başkanları, etkin pişmanlık sandalyesine oturtulduklarında “beni aday yapsın diye 5 milyon Euro verdim, makam aracının içini ben yeniledim” dediler. “İtiraf” ambalajı içinde “kara iftira” attılar. Şimdi Özgür Özel’den yeni bir parti kurarken ya da eski partisi CHP’yi “Butlan Kemal” elinden kurtarmaya çalışırken; “milletvekili, belediye başkanı adayı seçiminde partiye irin ve cerahatin sızmasını engelleyecek modeli” de anlatması bekleniyor. Adayı parti başkanının değil halkın seçeceği bir olgunluğa Türkiye gelmedi mi?