Muhittin Başkanın beklentisi ev hapsi

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek 5 Temmuz 2025’te gözaltına alınmış, üç sayfa tutan ifadesinden sonra da tutuklanmıştı. Dün, tutuklanışının birinci yıldönümüydü. Yarın yeniden mahkeme karşısına çıkacak. Böcek’in, başında “Namusu ve şerefi üzerine” yemin ettiği konularda, son dönemde verdiği ifadelerin tam tersini söylemesi hayret uyandırmıştı.

Duruşma, tutukluluğun değerlendirme sürecine de rastlıyor. Muhittin Böcek’in avukatlarının beklentisi, tutukluluğun ev hapsine dönüştürüleceği, bir ay sonra da tahliye edileceği yolunda. Ana soruşturmada zimmet ve rüşvet yok. İrtikaptan yargılanacak. Ceza alsa bile tutuklulukta geçen süre, verilecek cezayı karşıladığı belirtiliyor.

NE OLDUYSA OLDU!

Muhittin Böcek, aday yapılması için kimseye beş kuruş vermediğini söylüyordu. Hatta bunun için namusu, şerefi üzerine de yemin ediyordu. Ne olduysa oldu, itiraflarda bulunmaya başladı. Şuna bu kadar Euro, şuna bu kadar dolar, kimisine de TL olarak para verdiğini ek ifadelerinde söyledi. Yalnız kendisi değil, oğlu Gökhan Böcek de verdiğini öne sürdüğü paraları açıkladı. Muhittin Böcek ve oğlunun bu itiraflarının pişmanlık yasasından yararlanmaya dönük olduğu söylendi.

Son olarak ifadesinde özellikle tutuklu olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu, CHP’nin önceki Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef alan açıklamaları dikkat çekti. Konuyla ilgisi olmamasına rağmen bunlar hakkında yorumlarda bulundu. İşte, bu açıklamalar çok dikkat çekti, sanki bir yıldır bunları söylemesi için cezaevinde tutulduğu yorumları yapıldı.

DOST SANDIKLARIM

Böcek, dün sosyal medyadan paylaştığı mesajında şunları ifade etti:

“5 Temmuz’da tutuklandım, bugün de 5 Temmuz. 365 gün. 1 yılda dost sandıklarımı, vefasız menfaatçileri, can dostlarımı, bugünleri asla unutmayacağız. İhanetin bahanesi olmaz bedeli olur. Hayatımın hiçbir döneminde kendimi bu kadar acılı ve üzgün hissetmedim. Yeri geldi sustum, yeri geldi haykırdım, yeri geldi isyan ettim. İyi günde kötü günde hep yanınızda oldum.

6 dönemdir kimseyi ötekileştirmedim, yılmadan, yorulmadan, şantaja, kumpasa izin vermedim. Oy verenin de vermeyenin de ‘Herkesin Başkanı’ oldum. Ben her zamanki gibi devlete, adalete olan inancımla ve bağlılığımla, üslubum, nezaketim ve duruşumla adaletin tecelli edeceğine inanıyorum.”

CHP İl yönetiminin, tebligatı için bugün son gün

CHP Ankara İl Başkanlığı’nın her dönemde Genel Merkez nezdinde yeri başkadır. CHP’nin şu anda Ankara’da iki il başkanlığı var. Müdafaa Caddesi’ndeki resmi il başkanlığı binasında Özgür Özel’in Genel Başkanlığı döneminde atanan Yüksel Işık ve yönetiminde yer alanlar bulunuyor. CHP’nin Çevre Sokakta bulunan, kısa süre öncesine kadar “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” olarak kullanılan binada ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığa mahkeme kararıyla dönmesi sonrasında İl Başkanlığı’na atanan Fahri Yıldırım ve yönetimdeki arkadaşları bulunuyor.

Yüksel Işık, il başkanlığı binasını teslim almaya kimsenin gelmediğini belirtiyor. İl Başkanı Fahri Yıldırım ise binanın kendilerine teslim edilmediğini, özellikle polis zoruyla boşaltılmasının beklendiğini belirtiyor. “Onlar teslim edene kadar binaya gitmeyeceğim. Bu kaostan beslenenler var. Kaba kuvvetle ya da polisle o binaya asla girmem, partinin kurumsal yapısına zarar vermem” dedi.

HASSASİYET GÖSTERİYORUZ

Atanmış İl Başkanı Fahri Yıldırım, önceki başkan Yüksel Işık’a 2 Temmuz’da noter kanalıyla ihtarname gönderdiğini bu köşede duyurmuştum. İhtarnamede, “CHP İl binası, karar defteri, mühür, demirbaşlar, banka hesapları, sosyal medya hesapları vb. tüm malzeme, kayıt ve evraklarının görevlendirilen İl Başkanlığı Yönetimine teslim edilmesi” istendi. Bunun için “6 Temmuz Pazartesi gününe kadar teslim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi veya eksik yapılması halinde hakkınızda hukuki, idari tüm yasal yollara başvurulacak, meydana gelecek zararın tazmini talep edilecektir” uyarısında da bulunuldu. Fahri Yıldırım, şunları söyledi:

“Kamuoyunda suistimallere yol açacak olumsuz bir algının oluşmaması ve köklü parti kimliğinin hiçbir şekilde zarar görmemesi adına büyük bir hassasiyet gösteriyorum. Polis veya adli mercilerden yardım istemek, polis hissi uyandıracak adımlar atmak yerine, olayı sulh yoluyla ve parti vakarına yakışır şekilde çözmek amacıyla sabırla ve metanetle bekledik. 2 Temmuz tarihinde noter kanalıyla gönderilen ihtarname, öne sürüldüğü gibi manevi günlerin suistimali değil; eski yönetimin kendi güvenliği gerekçesiyle resmi süreç talep etmesi üzerine atılmış zorunlu, hukuki bir adımdır.”

ALET EDİLMESİN

Eski İl Başkanı Yüksel Işık, kendilerine ihtarname gönderilme tarihinin Sivas Madımak Katliamının yıldönümünde, binanın kendilerine teslim edilme tarihinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e askerlikten azledildiği tarih olduğuna dikkat çekmişti. Bu iddiaya, Fahri Yıldırım’ın yanıtı şöyle oldu:

“Görevden alınan bir kimsenin, kendi idari durumunu Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık mücadelesi serüveniyle eş tutmaya çalışması; mevcut devlet yönetimine ve yargı kararlarına doğrudan ithamında bulunmak anlamına geleceği gibi, hiçbir şekilde kabulü mümkün olmayan sorumsuz bir yaklaşımdır. Kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün adını ve partimizin hassasiyetlerini şahsi koltuk kavgalarına alet etmek, CHP kültürüyle ve adalet anlayışıyla asla bağdaşmamaktadır.”

CHP Ankara İl Başkanlığı’nda durum böyle.

Yazarın Diğer Yazıları