15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra Diyanet İşleri Başkanlığı, o güne kadar yayımlamaya pek yanaşmadığı tarikat ve cemaatlerle ilgili kapsamlı bir rapor hazırladı. “Gizli” kayıtlı raporun hazırlanmasında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nin kayıtlarından da yararlanıldı. Hatta bu rapora “Diyanet-Emniyet Ortak Raporu” da denilebilir. Hemen her tarikat ve cemaatle ilgili genel bilgilerin ardından “Öne çıkan görüşleri”, “Faaliyetleri” ve bu yapıyla ilgili genel “Değerlendirmeye” yer verildi. İşte bunlardan birisi de Furkan Vakfı’nın kurucusu Alparslan Kuytul. Dün evinde gözaltına alınan, şirketlerine el konulduğu belirtilen Alparslan Kuytul’la ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı raporunda yer alan bölümü aktarıyorum: 32 YIL ÖNCE FURKAN’I KURDU “1965 yılında Adana’da dünyaya gelen Kuytul, ilk, orta ve lise tahsilini Adana’da tamamladıktan sonra Çukurova Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldu. Aynı yıl Kardeşler Kitabevi’ni kurdu. 1992’de Mısır’ın El Ezher Üniversitesi İslam Hukuku Fakültesi’ne başladı. 1997’de mezun olduktan sonra Türkiye’ye döndü. Ezher Üniversitesi’nde eğitimine devam ederken 1994 yılının Kasım ayında Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’nı kurdu. ALLAH’IN DÜNYASINDA Kuytul, kendi çizgisini Rabbani ve tevhîdî bir hareket olarak niteliyor. Ders, konferans, video ve köşe yazılarında sürekli bu anlayışı vurguluyor. Bundan hareketle demokrasi, anayasa, kanun ve laiklik gibi yönetim şekil ve rejimlerini reddediyor. Ümmetin bu konularda sapıklığa düştüğünü iddia ediyor. Bu bağlamda ‘Allah’ın Dünyasında, Allah’ın Dediği Olmalı’ ifadesini temel slogan olarak kullanıyor. Alparslan Kuytul’a göre siyasi partilerin mevcudiyeti Müslümanları, demokrasiyi ve laikliği savunur hale getirdi. Bu durum, İslam’ın hükümlerinin doğruluğundan, her zaman ve her yerde geçerli olduğundan, bütün zamanlara ve toplumlara uygulanabilirliğinden şüphe edilmesine ve itikadın bozulmasına yol açabileceği belirtildi. FAALİYETLERİ YOĞUN Furkan Vakfı’nın birçok il ve ilçede şubeleri bulunuyor. Kuytu, her cuma akşamı vakıf merkezinde başta tefsir olmak üzere farklı konularda sohbetler yapıyor, öğrencilerine hadis, siyer, fıkıh, usûl, Arapça yanında; Orta Doğu gerçeği, beşeri ideolojiler, çağdaş kavramlar ve dünya siyaseti gibi dersler veriyor. Bu derslerin birçoğu vakıfın sitesinde bulunuyor. Yapı tarafından 2011 yılında ‘Furkan Nesli -Öncü Nesil’ dergisi çıkarılmaya başlandı. Kuytul bu derginin başyazarlığını yapıyor. O, yurtiçi ve yurt dışında halka açık konferanslar düzenleyerek görüşlerini yaymaya çalışıyor. Ayrıca Kuytul, üniversiteli gençlerle söyleşi, kitabevi sohbetleri, Skype üzerinden dersler, mitingler, ramazan ayında iftar programları ve ramazan sohbetleri düzenleniyor. “MİTİNGLERİMİZE HZ. MUHAMMED KATILIYOR” Alparslan Kuytul’un, dinî söylemleri, siyasi söylemlerine destek olarak kullandığı değerlendiriliyor. Eleştirdiği, İslam’a aykırı gördüğü ve bu sebeple de karşı çıktığı demokratik bir takım kurumları, kendi faaliyetlerinde kullanması ise tam bir çelişkidir. Söz gelimi, bir taraftan demokratik bir kurum olan siyasi partilerin varlığına karşı çıkarken, diğer taraftan aynı demokratik sistemin bir kurumu olan dernek gibi kuruluşlarla faaliyetlerini yürütüyor, demokratik ortamın sağladığı imkanlardan olabildiğince yararlanarak görüşlerini yaymaya çalışıyor. Sohbetlerinde muhalif bir siyasi parti lideri hüviyetinde konuşmalar gerçekleştirdiği de dikkat çekiyor. Kuytul’un, devlet karşıtlığı söylemi darbecileri ve FETÖ’yü savunmaya, bunun yanında birçok milli meselede Türkiye düşmanlarını tercih etmeye kadar ulaştı. Öte yandan FETÖ elebaşına benzer şekilde Hz. Peygamber’in adını istismar ederek onun kendi mitinglerine katıldığını iddia etme noktasına geldi.” Şeyh Edebali’den öğüt: Davan adalet olsun Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazi, kayınpederi ve hocası olan Şeyh Edebali’yi ziyaretinde öğütleri devlet yönetimine yön vermiştir. “Ey oğul Beysin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, yanık yürekler sana. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Şimdi sen, büyük bir çınarsın. Gölgende oturana merhametle muamele eyle. Davan adalet olsun” öğüdü unutulmaz. Bilecik tam anlamıyla bir Edebali kentidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun “manevi kurucusu” olarak nitelenen Türk büyüğü Şeyh Edebali’nin türbesi bu şehirde olduğundan, Edebali kentte yaşayan her insanın adeta aile büyüğü gibidir. TRT’de yayınlanan Kuruluş, Diriliş gibi Osmanlı’nın kuruluş dönemine ilişkin diziler Bilecik’te süregelen mütevazı Edebali turizmini patlattı. VEFATININ 700’ÜNCÜ YILI Eski Bilecik valilerinden merhum Refik Arslan Öztürk’ün, Şeyh Edebali türbesinin çevre düzenlemesini devletin bir kuruşunu harcamadan askerlerle yaptıkları da dilden dile anlatılıyor. Bu çalışma yapılmamış olsa bugünkü kalabalık türbe ziyaretlerinden bir turizm etkinliği olarak söz edilemezdi. 2026 yılı Şeyh Edebali kimliğinin ve onun temsil ettiği değerlerin evrensel bir düzleme taşınması için müthiş bir fırsat sundu. Edebali’nin Vefatının 700. yılı UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programına dâhil edildi. Edebali etkinlikleri kente büyük canlılık katacaktır. Bilecik’te henüz yeni kurulan Kültür ve Sanat Derneği’nin Edebali Yılı ile ilgili olarak kısıtlı olanaklarıyla yürüttüğü bir Mail Art etkinliği ve Öykü Yarışması var ki bunlar da takdir edilmekle birlikte bu kadar önemli bir yıldönümü için yeterli görülmüyor. Yöneticilerin ve kültür kurumlarının sivil toplumla el ele vermeli. Anadolu toprağının bu çok önemli değerini, “İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın”, “Davan adalet olsun” diyen bilgeyi herkes tanısın, unutulmasın...