Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 15 Mayıs’ta Bloomberg’le gerçekleştirdiği mülakatta yeni vergi planlarının olmadığını belirtti.
Ne zaman yeni vergi yok denilse bana bir ürperti gelir. Yakındaki bir vergi düzenlemesinin soğuğu çarpar yüzüme.
Maliye Bakanı, “Yeni vergi yok” demiş. Hep birlikte sevinelim mi?
Ülkede enflasyon vergisi her dakika cebimizdeki parayı çalarken, yeni vergiye ihtiyaç var mı ki?
Geçen ay KDV’siz fiyatı 1.000 lira olan %20 KDV’ye tabi bir ürün iki ay sonra 1.200 lira olduğunda artık 200 lira yerine 240 lira KDV ödersiniz. KDV oranı artmaz ama sizin ödediğiniz KDV tutarı artar.
Tren bileti, uçak bileti, otobüs bileti artar. Sizin ödediğiniz vergiler artar.
Beyaz eşya fiyatları artar, sizin ödediğiniz vergiler artar.
Elektrik, su, doğalgaz zamlanır, sizin ödediğiniz vergiler artar.
Otomobil fiyatları artar. Otomobil, bir üst ÖTV oran dilimine girer. Otomobilde vergiler artmaz ama kurulu vergi düzeni nedeniyle otomobil için daha yüksek vergi ödersiniz.
Maaşınız brüt 100 bin liradır. Daha üçüncü aydan itibaren ikinci dilime, beşinci aydan itibaren ise üçüncü dilime girer ve daha fazla vergi ödersiniz. Oysa, yeni bir vergi düzenlemesi olmamıştır. Ama siz vergi oran artışını, yani gizli vergi zammı tecrübesini her yıl tekrar tekrar yaşarsınız.
ÖTV’yi sırtlayan önemli mal gruplarında (akaryakıt, alkol, tütün) maktu ÖTV, 6 ayda bir otomatik artar. Bu durum bir vergi artışı kabul edilmez, güncelleme olarak sunulur.
Türkiye, vergilerin otomatik arttığı, asgari ücretin, en düşük emekli aylığının ise manuel bile artamadığı bir ülkedir. Bu yüzden, “Yeni vergi yok!” bir müjde değil, inanılması güç bir masaldır.
Trafik para cezaları gaza bastı
İlk dört aya ilişkin bütçe verileri açıklandı. Trafik para cezaları tam gaz gidiyor. 2026 yılı için hedef 73.3 milyar lira olarak belirlenmişti. İlk dört ayda ise 26.8 milyar toplandı. İşin garibi ne biliyor musunuz? Trafik cezalarının aylık ivmesi:
- 2026 Ocak ayı 5.8 milyar lira,
- 2026 Şubat ayı 5.8 milyar lira,
- 2026 Mart ayı 7.2 milyar lira,
- 2026 Nisan ayı 8 milyar lira,
Trafik para cezası tahsilatı iki ay öncesine göre %36.8 artmış durumda. Bu hızla gidersek, yıl sonu hedefini geçip 100 milyar civarında trafik para cezası tahsilatı yapılacak.
Geçen yıl trafik para cezası tahsilat hedefi 55 milyardı. Tahsilat tutarı 69.5 milyar olarak gerçekleşti. Anlayacağınız trafik para cezasında fren yok, gaz var. Bu nedenle 100 milyar liralık tahsilat öngörüsünün rahatlıkla gerçekleşeceğini düşünüyorum. Bu noktada akla, “Trafik cezalarının trafik güvenliği ekseninden çıkıp bütçe açıklarını kapamak için sürekli ve yapısal bir gelir kapısı haline mi dönüştüğü” sorusu geliyor.
Devletin feragati mi vatandaşın fedakarlığı mı?
Türkiye ilginç bir ülke. Devlet ne tür hizmet yapıyorsa esas itibarıyla vergilerimizle yapıyor. Çünkü bütçe gelirlerinin %90’a yakını vergilerimizden oluşuyor. Yani finansör bizleriz. Ama eşel mobil nedeniyle alınmayan ÖTV olduğunda devletin bu vergilerden feragat ettiğini vatandaşın başına kalkar gibi anlatanlar, bu yılın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre %55.6 daha yüksek vergi ödeyen vatandaşın fedakarlığından bahsetmiyorlar. Vatandaş büyük fedakarlıkla üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor. Enflasyonun 1.7 katı daha fazla veriyor. Konuşulması gereken feragat edilen vergiler değil, vatandaşın vergi ödemedeki fedakarlığıdır. Nokta.
Gıda enflasyonunda tekrar dünya 4’üncülüğüne yükseldik
Dünya gıda enflasyonu liginde son dönemde sürekli olarak ilk beşte yer alıyoruz. Üçüncülük ile beşincilik arasında gidip geliyoruz. Mart ayı itibarıyla yıllık gıda enflasyonunda Arjantin’in ardından beşinci olmuştuk. Bu ay Arjantin’i geçmeyi başardık ve dünya gıda enflasyonu sıralamasında tekrar dördüncülüğe çıktık.
Avrupa’da ise açık ara birinciyiz. Aylık gıda enflasyonumuz sıralamada yer alan 100 ülkenin yıllık gıda enflasyonunun üzerinde. Mevcut ekonomi ve tarım politikaları ile farklı bir sonuç mu bekliyordunuz?
Sessiz sedasız özelleştirme
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı diye bir kurumumuz var. Ama son dönemde ağırlıklı olarak taşınmaz satışıyla uğraşıyor. Türkiye Varlık Fonu, devletin en önemli iktisadi işletmelerini portföyünde bulunduruyor. Finansal hizmetlerden ulaştırma ve lojistiğe, enerjiden tarım ve gıdaya kadar pek çok sektöre ilişkin kamu kuruluşu Türkiye Varlık Fonu tarafından yönetiliyor. Dolayısıyla, Özelleştirme İdaresi'nin portföyünde bir şey kalmadı. Adı özelleştirme olmasa da gerçek anlamda özelleştirmeler de Türkiye Varlık Fonu tarafından yapılmış oluyor. TVF’nin duyurular sayfasında 15 Mayıs’ta “TVF Finansal Piyasalarda Derinleşmeye Katkı Sağlayan Yeni Bir İşleme İmza Attı” başlığı ile Türkiye Sigorta’nın %5’ine tekabül eden paylarının uluslararası yatırımcılara “başarıyla” satıldığını öğrenmiş olduk. Satış %7.4’lük iskonto ile
yapıldı. Satış bedeli ise 6 milyar 750 milyon lira oldu. Duymuş muydunuz?