“Hawala” kelimesini çok sık duyar olduk. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) etrafında şekillenen son operasyonların ardından, medyanın ve vatandaşın ilgisi bu kelimenin üzerine yoğunlaştı. Tutuklu bir belediye başkanının, milyonlarca Euro’yu Hawala ile gönderdiği yönündeki ifadesi pek çok kişinin zihninde “Hawala nedir” sorusunu oluşturdu. Aslında bu sistem ve işleyişi finans dünyasını takip edenler için yeni bir konu değil. Yıllar önce kaleme aldığım “Kara Para ve Aklama: Bir Türkiye Portresi” adlı kitabımda tam da bu konuya özel bir bölüm ayırmış, sistemin tam olarak ne olduğunu ve nasıl işlediğini şematik bir biçimde anlatmıştım. Bugün gelinen noktada, ekranlarda ve manşetlerde dönüp duran bu tartışmaları gördükçe, bu yapının işleyişini herkesin anlayabileceği dille yeniden anlatma ihtiyacı hissettim. Nedir bu Hawala? En basit tabiriyle Hawala resmi bankacılık sisteminin dışında faaliyet gösteren gayri resmi, alternatif bir havale sistemidir. Temel işlevi, para veya altın gibi değerlerin, coğrafi olarak başka bir bölgedeki bir kişiye ulaştırılması hizmetini sağlamaktır. Sistemin geçmişinin aslında yüzlerce yıl öncesine dayandığını ve aslen masum bir fon transfer yöntemi olarak doğduğunu görürüz. Bu sistem sadece Orta Doğu’ya veya bize özgü de değildir, dünya üzerinde çok farklı coğrafyalarda, farklı isimlerle tıkır tıkır işler. Örneğin Vietnam’da bu sisteme “Hue” denirken, sistem Çin’de “Fei-Ch’ien”, Tayland’da “Phei Kwan”, Güney Asya’da “Hundi”, Hong Kong’da “Hui Kuan” adını alır. Orta Doğu ve Güney Asya’nın bir kısmında ise bugün hepimizin tartıştığı adıyla, yani “Hawala” olarak bilinir. Ancak isimler, diller ve kültürler değişse de temel işleyiş mantığı değişmez. Sistemin ilk ortaya çıkışı tamamen masumane bir “ihtiyaçtan” kaynaklanmıştır. Bankacılık altyapısının gelişmediği bölgelere fon transferi yapmak için bulunmuş pratik bir yoldur. Üstelik Hawala yöntemiyle para göndermek, geleneksel bankacılık yollarına kıyasla çoğu kez daha ucuzdur. İlgilileri nakit ve döviz düzenlemeleriyle, bürokrasiyle, vergiyle ve mevzuatla uğraştırmaz. Ancak zamanla, masum bir ihtiyaçtan doğan bu pratik sistemin hiçbir “dijital parmak izi bırakmama” özelliği, kara para aklayıcılarının ve terörü finanse edenlerin iştahını kabartmıştır. Bu alanı riskli kılmaya başlamıştır. Adım adım işleyiş mekanizması Sistemin nasıl çalıştığına bakarsak karşımızda dört aktörlü kapalı bir devre görürüz: Parayı gönderecek kişi, parayı ilk teslim alıp aracılık yapacak Hawaladar, hedef bölgede parayı alıp ilgiliye verecek olan ikinci Hawaladar ve son olarak paranın ödeneceği nihai kişi. Birinci adımda, sistemi kullanacak kişi nakdi hazırlar ve bulunduğu bölgedeki Hawaladar’a giderek bu parayı teslim eder. Alıcıya ulaştırılmasını istediği tutarı, teslim şartlarını ve paranın kime, hangi şifre veya komutla teslim edileceğini kararlaştırır. İkinci adımda; parayı ve kendi işlem komisyonunu alan ilk Hawaladar, paranın ödeneceği hedef bölgedeki Hawaladar ile irtibata geçer. Ona alıcının kimliğini ve gerekli olan o kritik kodu/şifreyi bildirir. Üçüncü adımda ise karşı taraftaki ikinci Hawaladar, uygun şartları taşıyan ve şifreyi bilen alıcıya parayı kendi kasasından sayarak teslim eder. Bu teslimatın karşılığı olan komisyon ücreti, en baştaki anlaşmaya bağlı olarak ya ilk Hawaladar’dan alınır ya da ödeme anında kesinti yapılarak tahsil edilir. Genelde ilk Hawaladar komisyonu baştan keser ve iki aracı komisyonu paylaşır. Hawaladarlar arasındaki bu sistemde yazılı hiçbir kontrat yoktur, her şey uzun yıllara dayanan bir “güven” üzerine inşa edilmiştir. Para fiziki olarak bir yerden diğerine gönderilmez. Kayıt dışıdır. Hawaladarlar belli periyotlarda kendi aralarındaki cari hesapları kontrol edip alacak verecek denkleştirmesi yaparlar. Bu denkleştirme için bazen fiziki para, altın ve kıymetli taşlar farklı kanallardan iletilirken; bazen de ticari faaliyet arkasına gizlenmiş elektronik transferler, sahte faturalar, kaçakçılık, mal ticareti ödemeleri veya son yılların gözdesi olan kripto varlıklar devreye sokulur. Türkiye’deki 5 milyon Euro iddiası ve cevapsız sorular Bugün Türkiye’de tutuklu bir belediye başkanının beş milyon Euro’yu Hawala sistemi ile gönderdiği iddiası, pek çok soruyu da beraberinde getiriyor: - Bu beş milyon Euro nereden, kimlerden ve ne karşılığında temin edilmiştir? - Bu meblağ hangi Hawaladar’a teslim edilmiştir ve karşılığında ne kadar komisyon ödenmiştir? - Sistemin diğer ucundaki Hawaladar kimdir ve o ne kadar komisyon almıştır? - Dahası, bu parayı nihai olarak teslim alan kişiler bu meblağı nerede bozdurmuş, hangi hesaplara yatırmış ve nerede muhafaza etmiştir? Her ne kadar Hawala sistemi resmi finans ağının dışında kalıp dijital iz bırakmasa da bu işlemlerin muhakkak bir önü ve arkası vardır. Sistem en az dört aktöre ve farklı mekanlarda da olsa fiziki para hareketine ihtiyaç duyar. Burada öncelikle Emniyet’e, MASAK’a görev düşüyor. Ayrıca işlemin gayri resmi olması alınan komisyon gelirlerinin ve KDV’sinin aranmasına engel değil. Bu nedenle vergi müfettişlerinin de bu tür araştırmalarda yer alması şart. Şayet söz konusu iddialar gerçekse, olayın önünün ve arkasının tam anlamıyla aydınlatılması, Türkiye’deki benzer pek çok karanlık vakaya da güçlü bir ışık tutacaktır. Yok eğer bu aslı astarı olmayan boş bir iddiaysa o zaman da bu iftirayı atanlardan dönüp hesap sormak gerekecektir.